- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Burdur Emekli Senliler birlik ve dayanışma yemeğinde buluştu

BURDUR EMEKLİ SEN DAYANIŞMA VE BİRLİK GECESİ
Burdur Emekli Senliler
Birlik ve Dayanışma Gecesinde Buluştu
Tüm Emekli sen’in ülke çapında planladığı ve yürüttüğü bölgesel eylemler kapsamında, Emekli Sen Burdur Şubesinin düzenlediği 28 Nisan eylemlerinden Birlik ve Dayanışma Gecesi BUTSO Lokantasında gerçekleştirildi.
Ülke çapında bölgesel eylemler planlayan ve yürüten Tim Emekli Sen’in Burdur Şubesi, basın açıklaması, panel ve birlik ve dayanışma gecesi şeklinde düzenlediği 28 Nisan eylemleri kapsamında Cumartesi akşamı Burdur Sanayi ve Ticaret Odası Lokantasında üyeleri ve sendika dostlarıyla biraraya geldi.
Geceye CHP İl Başkanı Süleyman Erman ve CHP Yönetimi, başta ADD Başkanı Fatmana Akıncı olmak üzere Emekli Sen Gölhisar Temsilciliği üyeleri, Emekli Sen Isparta Şube Başkanı Alaaddin Gölbaşı ve sendika üyeleri katıldı.
Gecede Genel Başkan Veli Baysülen ve Şube Başkanı Fatih Özcan birer konuşma yaptı.
Genel Başkanımız Burdur’da görev başındayken annesini kaybetti. Burdur Emekli Senliler olarak Genel Başkanımıza başsağlığı dikellerimizi iletir sabırlar temenni ederiz.
Şube Başkanı Fatih Özcan’ın konuşma metni aşağıdadır.
Değerli konuklar,
Sayın Genel Başkanım, İl Başkanım, değerli konuklar,
Herkesi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum; hoş geldiniz; bizi onurlandırdınız. Teşekkür ederiz.
Ben sizleri fazla sıkmadan ülkenin genel durumu ve emeklilerin hali perişanı hakkında birkaç söz edeceğim.
Ağızları açıldı mı bal damlıyor; ülkede ekonomide sütliman bir tablo çiziyorlar. Her şeyin olumlu ve iyi gittiğini binbir dereden su getirerek anlatıyorlar. Ama Merkez Bankası verileri öyle demiyor. Gazeteler, protestolu senet tutarının 2012 yılı Ocak-Mart döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,8 artışla 1 milyar 3 milyon liraya yükseldiğini, karşılıksız çekin ise yüzde 39,3 artışla 1 milyon 200 bin sayısına ulaştığını yazıyor. Ekonomi bu derece güllük gülistanlık da bu senetleri çekleri esnafımız, tüccarımız, işadamımız niye ödeyemiyor? Yılbaşından bu yana tükettiğimiz temel ürünlere, elektriğe, doğalgaza, benzine gelen kaçıncı zam oldu? Ekonomi iyi gidiyor da bu zamlar nedir? Memur ve emeklisine 4 aydır zam verilmiyorsun, bir de hazır cebindekini kepçeyle alıp götürdün. Böyle mi iyi gidiyor bu ekonomi?
AKP Hükümeti elektriğe yüzde 9.26, doğalgaza ise yüzde 18.72 zam yaptı. Benzinin fiyatı bir ayda üç kez zamlandı. Benzinin litre fiyatı 5 liraya dayandı. Yapılan bu zamlardan sonra bir ailenin enerji harcaması ortalama 100 lira arttı.
Araştırmalar, AKP Hükümetinin, kurulduğu ilk yıllardan bu yana geçen 9 yıllık süreç boyunca durmadan zam üstüne zam yaptığını ortaya koyuyor.
9 yılda akaryakıt fiyatı yüzde 201 arttı. Artmayı sürdürüyor.
9 yılda doğalgaz fiyatı yüzde 308 arttı. 2004 yılı başlarında doğalgazın m3´ü 0,313442 lirayken bugün 0,966698 liraya tırmandı.
9 yılda elektrik fiyatı yüzde 250 yükseldi.
Zamlar bu kadarla kalmayacak. Enerji fiyatlarına yapılan yüksek oranlı bu zam bütün tüketim mallarına yansıyacak; önümüzdeki dönemde zamlar yağmur gibi yağacak.
AKP’nin Bakanı zamları bölgedeki istikrarsızlığa bağlamaktadır. Peki, bu istikrarsızlığı yaratan emperyalistin taşeronu kimdir?
İktidarın ABD hesabına komşularımıza yönelik tertiplerinin faturasını şimdilik elektrik, doğalgaz ve benzine gelen zamlarla ödüyoruz. Bu süreç Mehmetçiğin kanının ABD hesabına akıtılmasına doğru gitmektedir. AKP Hükümeti, ülkemizi kriz bölgelerine müdahale gücü haline getirmeye hazırlanmaktadır.
Yandaş medya kullanılarak ekonomide çizilen pembe tablonun gerçek olmadığı son zamlarla bir kez daha ortaya çıkmıştır. ABD adına bölgemizde taşeronluğa soyunan siyasal iktidar, bu taşeronluğun faturasını milletimize ödetmektedir. Ekonomi iyi gidiyor da biçare halkın canını burnundan getiren bu zamlar niçin yapılıyor? Çünkü deniz bitti, lale devrinin sonuna gelindi.
Ayrıca Cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşanarak memur ve emeklisi 2012 yılına ilk defa maaş zammı almadan girdi ve 5. ayına girmek üzereyiz; hala zammı belli olmadı. Cumhurbaşkanına zam yetişti. Emekli vekile zam yetişti –hem de bir geceyarısı operasyonuyla beş dakikada- Vekil danışmanına zam yetişti. Milletvekiline zam yetişti. Ama memura ve emekliye zam yetişmedi. Niye yetişmedi? Hadi 10 milyon devasa bir güç olan emekli örgütlülüğün ne anlama geldiğini bilmiyor diyelim; kamu çalışanları sendikacılığının belli bir gelenek oluşturduğu ülke koşullarında kamu çalışanları da yeterince mücadele etmiyor. Herkes Ortaçağlı bir zihniyet olan lütuf bekleyişi içinde. O zaman sefiller ücretiyle debelenmeyi de göze alacaksın arkadaş!
Ülkeyi 10 yılda Sodom ve Gomore’ye dönüştürdüler. Sodom ve Gomore, efsaneye göre, Tanrı tarafından lanetlenen mekândır. Toplumda yozlaşma diz boyu. Tuz bile çürüdü. İnsanlarımızın ahlakı bozuldu. Açıp okuyun Sodom ve Gomore’yi; Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Mütareke İstanbul’unu Sodom ve Gomore’ye benzetişinin hikâyesini…
Toplumlar bir kere bu hale düşmeye görsünler; ne ahlak ne vicdan, ne vatan, millet sevgisi, ne ülke ve millet sorunlarına ilgi ne de sorumluluk duygusu kalır. Bugün insanlarımız bu duruma düşürüldü. Küçük burjuva neme lazımcılık, boşvermişlik, kişisel çıkarların milli ve vatan çıkarlarının önüne geçmesi insanlarımızın büyük çoğunluğunun temel hasletleri haline gelmiştir. Etrafınıza bir bakın; bu tür insanlarla çevrili olduğunuzu göreceksiniz. Ve bu ortamda ve bu koşullarda hapishaneler ağzına kadar tıka basa vatansever aydın ve askerlerle dolu. 89 yıl önce toplumu ur gibi saran o Sodom ve Gomore’yi jilet gibi bir neşterle kesip atmışlar; milli bağımsızlık
ve özgürlükle taçlanmış olan Cumhuriyet Devrimi’yle topluma gençlik iksiri içirmişlerdi. Düşman dayamış vatanın bağrına hançerini, yok mu kurtaracak bahtı kara maderini diyen feryada düşman dayasın vatanın bağrına hançerini, vardır kurtaracak bahtı kara maderini diye cevaplayanlar, ateşi ve ihaneti göğüsleyenler vardı. 89 yıl sonra post modern Sodom ve Gomore’yi kim kesip atacak?
Koca bir millet çöküyor; büyük Türk milleti tespih taneleri gibi etnisitelere, tarikatlara, cemaatlere dağılıyor; aydınların, konuşanların, yazanların sesleri kesiliyor, ümükleri sıkılıyor; sokaklardaki bir avuç cesur yüreğin dışında vatanın esas savunucularının, Cumhuriyet’in koruyucularının gıkı çıkmıyor. Sindirilmiş, korkutulmuş, borca batırılarak kıpırdayamaz hale getirilmiş büyük çoğunluk, gene Karaosmanoğlu’ndan bir benzetme yapacak olursak, “saçak altlarında bitini ayıklayan adam”a dönüşmüş durumda. Gerçi Kurtuluş Savaşı’nı, nihai tahlilde, o “saçak altlarında bitini ayıklayan adamlar” gerçekleştirdi ama şimdikiler bu eylemi gerçekleştirebilecek mi?
Hasta koltuğunda Atatürk’e doktor soruyor; “neyiniz var?”; Atatürk cevap veriyor: “Kemiklerim sızlıyor doktor…” Karikatürde ifade edildiği gibi Atatürk’ün kemiklerini sızlattığımız bir gerçek.
Şair ne kadar da bizi anlatmış…
Akrep gibisin kardeşim,
Korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
Serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
Midye gibi kapalı, rahat
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
Beş değil,
Yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
Gocuklu celep kaldırınca sopasını
Sürüye katılıverirsin hemen
Ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlûkusun yani,
Hani şu derya içre olup
Deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf
Ve bu dünyada, bu zulüm
Senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
Ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
Kabahat senin,
Demeğe de dilim varmıyor ama
Kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!
Emeklinin durumu içler acısı. Emeklinin sorunları diz boyu. Ancak çözen de yok. Hükümetler ancak lütfeder; emeklinin derdi lütuf değil, toplusözleşme. Emeklinin sorunlarının temelli çözümü toplusözleşme yapacak sendika statü yasasının çıkmasına bağlı. Bu ise emeklinin ilgisini bekliyor. Emekli öğretmen evlerinde, kahvehanelerde akşama kadar fayans döşemeye devam ettiği, örgütüne sahip çıkıp alanlara inmediği sürece hükümetlerin lütfüyle yetinmek, yani sefilleri oynamaya devam etmek zorunda kalacaktır. Emekli mücadele alanlarına inmediği sürece hükümetler emekliyi Eskimolar gibi ayılara ikram etme yolunda ilerlemeye devam edecektir.
Ben burada konuşmamı sonlandırıyorum. Daha söylenecek o kadar çok şey var ki! Sayfalar sürer. Ama buraya eğlenmeye geldik.
Teşekkür ederim.
Afiyet olsun, iyi eğlenceler.