​ Bush'a fırlatılan pabuç, ayakkabı fetişi / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '09

 
Kategori
Güncel
 

Bush'a fırlatılan pabuç, ayakkabı fetişi

Bush'a fırlatılan pabuç, ayakkabı fetişi
 

Koskoca bir yılı geride bıraktık.

2008’e damgasını vuran iki önemli olay vardı.

İlki bütün dünyayı kasıp kavuran finansman kriziydi; öyle ki ABD tarihinde ilk kez bir zencinin devlet başkanı seçilmesi bile bu krizin gölgesinde kaldı. ABD ve Avrupa başta olmak üzere tüm dünyanın etkilendiği bu krizde nedense biz Türkiye olarak yine kendimize göre bir yorum yapıp “Bu kriz bize dokunmaz” dedik. Halbuki 21’nci yüzyılda artık biz de kendimizi bu global dünyanın oyuncularından biri sayıyorduk, bütün dünyayı vuran krizin bizi es geçmesi mümkün değildi.

2008’e Damgasını Vuranlar Dünyayı bir oyun bahçesine benzetin ve bu bahçede oynayan birçok çocuk olduğunu düşünün, sonra aniden sağanak bir yağmurun boşaldığını çocukların evlerine gidinceye kadar bardaktan boşanırcasına yağan bir yağmurun altında kaldığını düşünün, şimdi çıkıp, “Benim çocuğum bu yağmurda ıslanmaz” demenin bir anlamı olabilir miydi hiç? Sanırım biraz temkinli davranıp “Bahçedeki bütün çocuklar gibi benim çocuğum da ıslandı ama benim çocuğumun giysileri kalındı” ya da “Ben çocuğuma sürekli vitamin takviyesi yapıyorum, ayrıca her ihtimale karşı da grip aşısı yaptırmıştım o yüzden benim çocuğum umarım hasta olmaz” diye bir açıklamada bulunulsaydı daha mantıklı olabilirdi. Ama hükümet yetkililerimiz böyle söylemeyip çocuk hapşırmaya başladığında da, “Hamdolsun ki çocuğumuz bu ıslanmayı basit bir hapşırıkla atlatıyor, Allah korusun başkalarının çocukları gibi grip veya zatürre de olabilirdi” diyorsunuz ve çocuğunuzu ısrarla bir doktora göstermekten kaçınıyorsunuz. Çocuğun ateşi şimdilerde yükselmeğe başladı, piyasalar kan ağlıyor, gün geçmiyor ki kapanan iş yerleri haberi dolaşmasın, iş yerlerini kapatmayanlar da sürekli küçülerek çalışanlarının bir kısmını çıkartıyorlar. Yetkililer hala seçim endişesi ile “Ümüğümüzü sıktırmayacağız” diyerek, hastasına doktor çağırmakta direnen bir baba gibi duruyor. Türkiye’nin bu kriz karşısındaki durumu böyle;

Gelelim ikinci önemli olaya... Eski Başkan Bush’un 2008’in son haftalarında Irak’a yaptığı ziyaret ve basın toplantısında kafasına fırlatılan pabuç, tüm dünyaya yılın olayı olarak damgasını vurdu. Pabuç perakendeciliğinden öğrendiğim bir şey var: Bazı insanlar farkına varmadan “pabuç fetişi” hastalığına yakalanıyorlar. Evlerinde, henüz hiç kullanılmamış veya yeterince eskimemiş bir sürü ayakkabıları olmasına rağmen her hafta mağaza mağaza dolaşıp yeni ayakkabı modellerine bakan insanlar biliyorum, mağazalarımızı haftalık mutad ziyaret yeri gibi dolaşan müşterilerimiz var, satın almasa bile ayakkabıya bakmaktan ve dokunmaktan zevk duyan insanlardır bunlar... Pabucun insan hayatında çok büyük önemi olduğunun farkındayım, öyle ki artık pabuç sözü pek çok deyim ve atasözlerinde de yer almıştır. Örneğin, “Pabucu dama atıldı.” Araştırdım bu sözün hangi anlamda kullanıldığını ve çok ilginç geldiği için sizlerle paylaşmayı arzu ettim. Çok eski dönemlerde, esnaf loncaları varken satıcılardan birisinin haksız rekabet veya ayıplı ürün sattığı tespit edildiğinde ceza vermek için lonca üstadları o esnafın pabuçlarından birini ayağından çıkartıp dükkanının damına atarlarmış, böylece herkes o esnafın ticari ahlakı konusunda fikir sahibi olurmuş. Benzeri bir söz de İngilizlerde vardır, “To give someone the boots” yani “Pabucunu eline vermek” anlamına gelir, ancak İngilizler bu sözü daha ziyadesiyle kadın erkek ilişkilerinde kullanır ve ilişkiyi bitiren taraf karşı taraf için söyler. Sanırım Iraklı gazetecinin bu ayakkabı fırlatması da , Nikita Kruşçev’in 1960’da Birleşmiş Milletler toplantısında pabucunu çıkartıp masaya vurarak kızgınlığını belirtmesi gibi yıllar sonra bile hatırlanacak bir olay olarak hafızalarda kalacak.
 
Toplam blog
: 11
: 885
Kayıt tarihi
: 20.03.09
 
 

28 Ocak 1984 İstanbul doğumluyum. Eskisehir Anadolu Üniversitesi işletme mezunuyum. 4 senedir Moskov..