- Kategori
- Gündelik Yaşam
Buyrun kahvemizin cenaze namazına

Türk kahvesi yavaş yavaş yok oluyor
Erkan Çelebi'nin bugünkü Hürriyet'deki (01.11.2009) yazısında Türk kahvesinin tek kullanımlık poşete girdiğini bildiriyordu. Buna sebep de 300 milyon dolarlık poşet kahve pazarından pay kapma savaşı. Çünkü ülkemizdeki kahve pazar dağılımı şöyle:
Türk kahvesi: 18
Kahve karışımları: 54
Hazır kahveler: 26
Cappuccino: 2
Henüz tatmadım ancak poşetteki kahveden telve tadının alınamıyacağını gayet iyi bildiğimden, poşet Türk kahvesinin geleneksel kahvemizle uzaktan yakından bir ilgisi olmayacağından adım gibi eminim.
Aslında millet olarak yok ettik kahvemizi. Nasıl mı?
Bundan yıllar önce, henüz daha ortada Starbucks benzeri yabancı kahve zincirleri yokken ve ismini dahi kimse bilmezken, Batı Anadolu'nun bir ilçesinde modern bir kafe açıldı. Kafeyi açan kişi İstanbul'dan geldi, ve o kentin o güne kadar görmediği kalitede bir kafeyi hizmete soktu. İlçe halkı önce meraktan ardından da hoşlandıkları için kafeyi doldurdu, sahibine iyi de para kazandırdı. Evet bu kafede Türk kahvesi satılmıyordu. Kahve deyince sadece halk arasında "Nescafe" olarak yerleşen suda çözülen kahve veriliyordu. Halbuki o ilçede kahvehaneler vardı ve hepsinde Türk kahvesi mevcutken, insanlar burada "Nescafe" içiyordu. Böylece evlere de girdi kolaylıkla, ama evlerde Türk kahvesinin yerine oturamadı. Bugün de halen öyledir.
Büyük kentlerdeki kafelerde ise Türk kahvesi mevcut. Ancak en ucuz olması gereken geleneksel kahvemiz en pahalı. Hatta İstanbul'da belediyenin işlettiği kafelerde de böyledir. Çayın 1, 5 TL. ye satıldığı yerde kimse kahveye 5 TL ödemek istemiyor, insanlar da haklı bir fincan kahveye karşılık nerdeyse 3 paket, veya 300 gr. toz kahve parası ödüyorsunuz. Çünkü o kahve herkesin evinde var. Zaten kafe işletmelerinin amacı da yapımı biraz zaman alan bu kahveyi insanların içmemesini sağlamak. İşte bu zihniyet kahvemizin mezarını hazırladı. En son poşet Türk kahvesi de üzerine toprağını atacak.
Bu arada Türk kahvesinin yapıldığı yerlerde de hakkını vererek mi yapılıyor? Elbette hayır. Sıcak suya konulan kahve bir iki dakika ateşte tutulup köpüksüz ve haşlama bir şekilde servis ediliyor. İşin doğrusunu söylemek gerekirse ben son yıllarda en lezzetli Türk kahvesini Tiflis'de içtim. Lezzetteki farkı yakalayınca nasıl yaptıklarını görmeye gittim. Küçük bir teneke tavanın içine kül doldurmuşlar kahveyi cezve ile o külde pişiriyorlardı. Bravo Gürcülere bizim kahveyi bizden iyi yapıyorlar demekten alamadım kendimi.
Neticede geleneksel tatlar modern çağa yenik düşmekte. Modern çağ hızlı üretilip hızlı tüketilen tatlar yaratmakta. Daha doğrusu yaşamın hızı da bunu gerekli hale getiriyor. Yeni nesil bu tatları öğrenemeden yetişmekte. Ondan sonraki nesillerde de zaten unutulmuş olacaklar.