- Kategori
- Sinema
Büyü

Biraz nostalji diyerek bu efsanevi filmin yorumunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir kere 10 üzerinden sıfır alan bir film mutlaka izlenmelidir.
Filmi ilk kez parama kıyıp sinemada izledim ve sinemada o kadar çok kahkaha attım ki neredeyse salondan atılıyordum.
Şimdi evvela yönetmenin yaptığı en önemli hatadan bahsedelim. Eğer yönetmenimiz çıkıp biz aslında korku filmlerinin klişeleriyle dalga geçen bir komedi çektik deseydi filmin kaderi çok başka olurdu. Ancak yönetmen ve kadro çıkıp biz korku filmi çektik deyince işler çorba olmuş.
İşte 10 adımda film nasıl berbat edilir tadındaki analizler
1) Einstein'e benzeyen profesör tipi
Filmin bir numaralı falsosu filmdeki profesör tiplemesi olmuş. Öncelikle profesörün profesör olması için Einstein'a benzeme zorunluluğu yoktur. Hatta yaşlı olması bile gerekmez. O oyuncuyu bulunması için uğraşılması gereksiz bir hareket olmuş.
2) Profesör'e hitap şekli
Allah için ülkemizdeki hiçbir öğrenci bir profesör gördüğünde ona "profesör ne düşünüyorsunuz?" demez. Ülkemizde "Hocam ne düşünüyorsunuz" denilir. Bu hitap tarzı Amerikalılara aittir ve bizimle hiç ilişkisi yoktur. O halde bir Türk filminde "Bu diyalog ne alaka?" diye sorulmalıdır.
3) Copperfield kampı klişesi
Filmde tam olarak Cem Yılmaz'ın "Gençler bir kampa gidip sırayla sevişirler ve hepsi ölür" kuralı uygulanmış.
4) Sevişme zorunluluğu
Bir korku filminde bir diğer klişe vardır ki o da bu filmlerde bu tip bir sahnenin mutlaka olması gerektiği düşüncesidir. Yönetmen dinden diyanetten konuya girip konuyu yarı erotik filme dökünce bu ne perhiz bu ne lahana turşusu aroması elde edilmiş.
5) Tek bakışta karbon analizi
Filmin kusursuz çekilen bir komedi sahnesi öğrencilarinin toprağın hemen 10cm altında üzeri bile toprak kaplanmamış ve sahnenin çekiminden birkaç saniye evvel oraya yerleştirildiği belli olan Mısır çarşısından alınma bir hançeri gördüğü saniyede "17. yüzyıldan kalmış" demesiydi. Çoğu analistlerin bile karbon testinden sonra birkaç gün içerisinde kesin sonuç verebildiği kesin tarih tespitinin sadece 32 milisaniye sürmesi filmin en kopuk sahnelerinden birisi.
6) Gündüz vakti korku filmi olur ?
Korku filmlerinin en baba sahnelerinin geceleyin veya karanlık-loş mekanlarda çekilmesi bir mantık kuralıdır. Japon korku sektörünün bile başaramadığı gündüz vakti adam korkutma işinin denenmesi çok özel bir cesaret işi. Sadece bunun için bile film izlenir.
7) Korkunç bir deneyim geçirmek
Filmde gündüz vakti nerden geldiği belli olmayan kayanın ortaya çıkıp yuvarlanmasının ardından güzel kızlarımızdan birinin profumuzun yanına gelip "ben de şu evde inanılmaz şeyler yaşadım" demesini açıklamak için kelimeler kifayetsiz kalıyor. Bu diyaloga yıllardır gülüyorum. Yine izlesem yine gülerim. Meraklısı için filmin 47. dakikasını şiddetle tavsiye ediyorum.
8) Nas Felak okuyarak tango
Özgü Namal'ın içine üç harfli kaçmış kızla karşı karşıya geldiğinde Nas ve Felak okumaya başlamasıyla birlikte her sözcükte senkronize şekilde karşısındakinin geri adım atması, tam bir komedi şov olmuş. Filmin bu sahnelerini hızlı sararsanız hayli estetik bir dans figürü bile elde edebilirsiniz.
9) Büyüyle çok uğraşanın belasını s...ler kuralının birebir tatbiki
Ece uslunun bu büyü müyü işleriyle çok uğraştıktan sonra üç harfliler tarafından riplenmesi "bu işler adamı dişler" kuralıyla "büyü adamın belasını s...er" kuralının mükemmel bir tatbiki olmuş, laikn komik olmuş :)
10) Buzdolabı büyüklüğündeki kayanın kazma sesiyle ortaya çıkışı teorisi
Gündüz vakti hoppala diye ortaya çıkan bilgisayar efektli kayamızın lönk diye kadraja girerek ekibimizi korkutmasının ardından profesörün kayanın ortaya çıkışına dair geliştirdiği akıl almaz kurama hayran kaldım. "o kaya nerden çıktı öyle?" güzel kızımıza profesörün "kazmaların sesinden yerinden oynadı herhalde" demesi ilk aşamada bana şunu düşündürdü:
Hangi üniversitede master ve doktora tezini verdin be adam? hangi üniversite bu hocanın önünü açtıysa tüm akademik kadrosu derhal yurt dışına sürülüp Türk vatandaşlığından çıkarılmalı!
Çığ mı lan bu? 2 tonluk kaya nasıl olur da 20 desibellik sesle yamaçtan yuvarlanır. Hiç mi ses çıkmadı o tepede o güne kadar ?
Neyse Profesörün intihal yoluyla akademisyenlikte yükseldiğini düşündürten bu ve benzeri sahnelerden filmde çok var. Gülmek için mutlaka ama mutlaka izlenmesi gereken kusursuz bir komedi. Eğer yönetmen filmin tarzını komedi olarak duyursaydı bir hayli kaliteli bir korku filmi komedisi izleyecektik ama kendisini rezil etmekten öteye geçememiş bir korku filmimiz oldu.
Hala izlemeyen varsa çok şey kaybeder. Derhal bir patlamış mısır alın ve izleyin. Filmi gündüz izleyelim korkarız korkarız demeyin, bu filmden korkuyorsanız derhal doktora görünün. Ancak kahkaha garanti diyorum.