​ Büyük denizde boğulmak! / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '12

 
Kategori
Deneme
 

Büyük denizde boğulmak!

Büyük denizde boğulmak!
 

Büyük denizde boğulmak! Bu deyim benim için birazda çaresizliğin ifadesi. Büyük denizlerde boğulmaya aday olmak yerine keşke küçük su birikintilerindeki  huzurun farkına varabilseydik. O zaman ne bizi boğacak büyük denizlere düşer ne de özlemini çektiğimiz mutluluğa hasret kalırdık.

Tüm halkımızı sarıp sarmalayan bir büyük şehir, kalabalık merakı var nesillerdir. Bu sebepten  büyük şehirler daha da büyümeye devam ederken diğer şehirlerimiz  ya da kasabalarımıza kalan tek şey samimiyet ve sadakat oldu. Kalanlar; birbirini tanıyan birbiriyle aynı sofrayı paylaşabilen, üzüntüsünde ağlayıp sevincinde beraber gülenler oldu.

İnsanımız ve memleketimiz için şu gün itibariyle bana göre en tehlikeli gelişme "bencillik" olarak gözükmekte. Artık ne yaparsak yapalım "önce ben" kavramıyla hareket edip bizim dışımızdakiler için "aman sende baksın başının çaresine" edasına bürünüyoruz.  Ne karşı komşumuzu tanıyor, ne akrabalık bağlarımızı hatırlıyor ne de başı dara düşmüş birinin yardımına koşuyoruz. Karşı komşu için  "neyin nesidir kimbilir en iyisi hiç selamlaşmamak" diye içimizden geçirirken, haber vererek gelen misafir için en az 1 hafta hazırlık payı bırakıyoruz. Merak ediyorum acaba habersizce kapınızı çalan kaç misafiriniz oluyor, ya da en son bu şekilde sizi kim ziyaret etti?

Kendi uğraşımıza düşüp, etrafa kapanmanın getirdiği tek hal var o da "yalnızlık" ve bu yalnızlığın sebep olduğu "bencillik". Aslında atladığımız en önemli husus başkasının derdinden, o dertleri paylaşmaktan kaçarken, bir taraftan da kendi dertlerimizi paylaşacak kimse bırakmıyoruz. Bu durum en çok dert dinleyerek para kazanan psikologlara yarıyor tabi! Yıllar öncesinde psikologların yaptığı dinleme, paylaşma ve çözüm sunma görevini eş dost yapıyordu. Her ailede başı dara düşene yardım edilir, samimi dost ve akrabalık bağlarının getirdiği huzur ortamı insanları dertlerinden uzaklaştırırdı.

Gel gör ki Çinlilerin, Orta Asya'daki Türklerin arasına sokmak istediği nifak tohumları daha yeni tutmaya başladı! Her ailede dargınlar, konuşmayanlar oldukça arttı (kendi ailenizi  düşünün bana hak vereceksiniz). Temelinde bencillik olan, sudan sebeplerle o kadar çok insan birbirini kırıp yaralıyor ki haddi hesabı yok. Ancak daha üzücü  tarafı bu dargınlık ortamından insanımız memnun olmaya başladı. İşin garibi ne kadar az gelen giden, arayıp soran olursa o kadar memnun olmaya başladık.

Yalnızlığımız kendi başımız dara düşene kadar bize huzur vermeye devam edecek,  ya sonrası?  Gelin yalnız kalmadan büyük deniz sevdasından vazgeçin.

 
Toplam blog
: 164
: 672
Kayıt tarihi
: 21.10.10
 
 

İnşaat Mühendisiyim, olaylara anlık değil öncesi ve sonrasıyla bakmaya çaba gösteririm. Dağ havas..