Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '10

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
976
 

Büyük derbi dostça bitti ama ya Türk hakemliği ve medyası ne durumda...?

Büyük derbi dostça bitti ama ya Türk hakemliği ve medyası ne durumda...?
 

Dia iyi niyetliydi...!?!


Yükselen grafiği olan bir Fenerbahçe ile teknik direktörü kovulan Galatasaray arasında oynanacak maç için bir hafta boyunca ''Fenerbahçe rahat yener, GS karışır'' yorumları yapıldı. Ama yanıldılar... 

Galatasaray, Fatih Terim olmayınca yapabileceği en iyi hamleyi yapmış ve Hagi-Tugay ikilisi ile anlaşmıştı. Bu ikilinin akıllı takım tertibi ve oyun planı ile GS yapabileceğinin en iyisini yaptı. 

Hagi, beraberliği sağalayacak bir tertip ve oyun kurgusu içinde sahaya çıkmıştı. Beş'li orta saha ile kapılan toplarda ileride Pino ile gol bulmaya çalıştılar. Sağda çok iyi oynayan Elano ile topu ilk yarı hep ilerde tuttular, gol pozisyonları buldular. 

Galatasaray, Fenerbahçe'nin de geçmişte zor zamanlarında yaptığı gibi büyük takım olma refleksi ile çoğu kimsenin beklemediği kadar çok dirençli ve iyi oynadı. Galatasaray'a yakışan da buydu... 

Maçın hakkı beraberlikti... 

Tatsız bir olay yaşanmadan maçın dostça bitmesi sevindirci oldu... 

........................ 

Son yıllara baktığımız zaman FB-GS arasında gerginlik yaratmak, yazılı ve görsel medyada bu gerginlik politikaları üzerinden saatlerce program (geyik) yapmak, gazeteler de sayfalar doldurmak, her şeyden önde geliyor. 

Özellikle TV futbol programlarında, her türlü saçma fikir ve komplo teorileri ortaya atmak ve bunlar doğru ve gerçekmiş gibi saatlerce tartışmanın prim yaptığı kaç ülke gösterilebilir ki ... 

Son zamanlarda Aziz Yıldırım ve Adnan Polat'ın ortalığı germeyen ve birbirlerine sorumlu iki başkan gibi saygılı yaklaşımları arkasında dahi bir ortaklık veya şantaj yapılması gibi nedenler aranması artık son noktaya gelindiğini göstermektedir. 

Serhat Ulueren-Reha Muhtar-Ahmet Çakar-Erman Toroğlu dörtlüsü bu çıtayı olabilecek en yüksek, en kötü noktaya getirmişlerdir. 

Ve bunun adına gazetecilik, habercilik, televizyonculuk demektedirler...! 

Kendileri prim ve para kazanırken, Türk futbolu dibe vurmaktadır... 

................. 

Başta Fenerbahçe'li ve Galatasaray'lılar bu tuzağa düşmemeliler. 

Fenerbahçe ve Galatasaray bu ülkenin lokomotifi, onlar olamadan sporda, futbolda gelişme sağlanamaz. Futbol ekonomisi gelişemez, Avrupa'da başarı beklenemez. Ve tabi Beşiktaş'sız da... 

Dün, bence bu tuzaktan kurtulmanın ilk adımını attılar. 

Umarım böyle devam eder... 

................. 

Son olarak hakem Bülent Yıldırım'dan da bahsetmek gerekiyor. 

Sanıyorum, federasyon ve MHK'dan aman bir terslik olmasın diye bir telkin(!) almış gibi maça kart göstermemek üzere çıkmıştı. 

Yoksa Neil'in 4-5 sarı kartlık hareketine sadece 1 sarı ile geçiştirmek nasıl açıklanabilir. Özellikle 70 dk da Neil'in Alex'in dizine tekmesine 2. sarı kartı göstermemesi nasıl bir hakemliktir...? 

Yan hakemin 1 metre önünde Elano'nun Caner'in dize tekmesi net sarı değilmidir ? 

Kafa topuna çıkarken Mustafa Sarp'ın, Semih'in kafasına istem dışı dirseğine rağmen Fenerbahçe aleyhine faul vermesi gülünç değil mi ? 

82. dk da Hakan Balta'nın arkadan çekmesi net sarıydı, yine vermedi...! 

Ya 34.dk da Sabri'nin Dia'nın omuzuna çıkmasına ne demeli ? Bu pozisyonda henüz Türk futbolunu ve hakemlerini tanımayan ve kendini yere atmayan Dia'ya mı kızmalıyız ??? 

Ya çok açık ofsayt olmayan ama ofsayt verilen Niang'ın net gol pozisyonu ne olacak? 

Bülent Yıldırım çok koştu ancak iyi maç yönetmedi maalesef... 

Geçen hafta Abdullah Yılmaz'ın Konya maçında, bu maçta da Bülent Yıldırım'ın sert faullu defans anlayışına prim tanıması ve gereken kartları göstermemesi adaletli maç yönetilmesi duygusunu zedelemektedir. Fenerbahçe gibi kaliteli ve teknik oyunculara sahip takımlara karşı haksız rekabete izin verilmektedir... 

Burada kızılacak olan konu Bülent Yıldırım'ın hakemliği değil. 

Ona ve diğer Türk hakemlerine özgürce doğru maç yönetecek atmosferin sağlanmaması asıl sorundur... 

Eminim ki, Bülent Yıldırım, Avrupa'da yöneteceği bir maçta bu pozisyonların % 99 unu doğru yorumlar ve ona göre düdük çalardı. 

Türk medyası, kalitesiz yöneticiler hakemlerin nefes almasına izin vermediği sürece Cüneyt Çakır'dan başka başarılı ve güvenilir hakem çıkarmamız çok zor. 

Zaten başarılı olma potansiyeli olan Bülent Yıldırım gibiler de bu şartlar da bu kadar maç yönetebiliyor maalesef... 

Ve hakemlerimiz iyi ve adaletli maç yönetme ortamını bulmadığı, alışkanlığını kazanmadığı sürece de futbolumuz gelişemez, gelişemeyecek... 

Maalesef... 

Şevket Onat 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hakemler hakkındaki eleştirilerinizde haklılık payı var. NEil'in Alexe yaptığı kartlık hareketti. Elano'nun faulüne de kart verilebilirdi. Görmemiş diye düşündüm. Ofsayt kararı belki tartışılır. Ancak maçın ilk kısmında Stoch ve Niang'ın yalancı düşüşlerine de kandığını belirtmek gerekir. Yani iki taraflı bakarak değerlendirmek de fayda var :) Sevgi, hürmet ve muhabbetle

Murat HACIOĞLU 
 27.10.2010 23:48
Cevap :
Yerli yabancı yalancı düşüşlere tüm Türk hakemleri aldanıyor maalesef.Artık düşmeyene aptal diyecekler neredeyse Dia gibi... Ben hakemlerin futbol dışı sertliklere izin verdiğini, standart kararlar veremediğini, dış etkenlerden çabuk etkilendiğini ve bu durumun futbolumuzu geriye götürdüğünü ve hızını,kalitesini engellediğini düşünüyorum.Haksızlık hangi takıma, hangi futbolcuya yapılırsa yapılsın farketmez. Hakem çok yetenekli olmasa bile en azından, adil,güvenilir ve tutarlı olmalı... Sonuç olarak hakemlerimiz çoğu tutarsız, futbolcuların çoğu sahtekar,her koşulda kendilerini yere atıyorlar ve rakibine,yani meslekdaşlarına kasıtlı sert girmekten çekinmiyorlar... Yoksa konu asla bir pozisyon veya yanlış bir hakem kararı değil... Saygılar...  30.10.2010 13:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1793
Kayıt tarihi
: 23.02.10
 
 

ODTÜ mezunuyum. Uzun yıllar, çeşitli bankalarda bilgi işlem ve kredi kartları  merkezlerinde yöne..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster