​ Büyük Katerina ve düşündürdükleri / Tarih / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '07

 
Kategori
Tarih
 

Büyük Katerina ve düşündürdükleri

Büyük Katerina ve düşündürdükleri
 

Görülen lüzum üzerine giriş notu: Bu yazının konusu olan Çariçe, 2. Katerina olup, bizde dedikodusu edilen kişi değildir. Baltacı ile anılan 1. Katerina olup, yine bizim Deli Petro dediğimiz Çarın eşidir.

''Çariçe Katerina" dendiğinde aklımıza gelen Baltacı Mehmet Paşa’dır. Bu bize has bir durum. Batı dünyası ve Rusya’da ise Büyük Katerina’dır, asıl bilineni… Bizim bundan haberimiz bile olmamıştır. Rusya ile bağlantılarımız sıklaştığında, tarihten pek çok şey de öğrenmiş bulunuyorum. Mesela bizim tarih derslerimizde ''Deli Petro'' olarak geçen şahsiyetin neredeyse "Atarus" olduğunu ve Büyük Petro olarak anıldığını…

2. Katerina’nın Rusya tarihinin, Korkunç İvan, Büyük Petro ve Stalin’le birlikte anılan en büyük hükümdarlarından biri olduğunu biyografik bir belgeselden öğrendim. Gerçi St.Petersbug’da O’na ait pek çok anıtsal yapı ve sanat eseri vardı. Mesela bugün dünyanın en büyük müzelerinden kabul edilip, Louvre ile aynı kefeye konan Hermitage Sarayı’nın dehşet sanat koleksiyonunun temelini O atmış. Hem bu sarayda hem de belgeselinin çekildiği yazlık sarayda kendisinin gençliğinden, ileri yaşlarına kadar pek çok portresini de görmüştüm. Ama ülke tarihindeki yeri hakkında bir şey bilmiyordum. Habertürk Kanalı'nda iki hafta yayınlanan hayat hikayesi beni çok etkiledi. Bizim tarihi şahsiyetlerimizin bu tarz belgesellerinin yapılmayışına hayıflandım. Olaylar hep onların cephesinden anlatıldı. Osmanlı ve Türklerden "öteki" olarak bahsolundu. Saldırılıp ellerinden toprakların ele geçirilmesi hedeflenen düşmanlardı Türkler….Bugün Ermeni sorunu da hep bu gözle görünüyor ne yazık ki! Empati hep Ermeni ile kuruluyor. Biz bile gerektiğinde bunu yapmaya çalışıyoruz. Neyse…burada bilmemiz gereken pek çok şeyin bize öğretilmediğini yazmak istiyordum. "Katerina" dendiğinde müstehzi müstehzi gülmeye hiç de hakkımızın olmadığını bilelim, işimize öylesi gelse de….

Büyük Katerina, çok gençken Almanya’dan gelin geldiği Rus Sarayında basiretsiz kocası öldükten (öldürüldükten? ) sonra Hükümdar oluyor. Bu, Petro’dan yaklaşık 50 yıl sonraya denk geliyor. Çok okuyan, sosyal yanı güçlü, etkileyici ve son derece akıllı bir kadın. Yönetimi ele geçirmeden önce elinden alınan birkaç da çocuk doğurmuş. Batı’nın aydınlanmacı felsefesinden etkileniyor. Voltaire ‘i çok sayıyor, Diderot’ yu sarayında ağırlıyor. O’nun kütüphanesini satın alıyor.

Koyu bir sefalet içinde kölelik düzeninin yürüdüğü, Avrupa’nın saygı duymadığı ülkesinde reformlara başlıyor. Hukuku gözeterek kanunlar kaleme alıyor. Bu arada kuzeyde sınır çizmiş olan Petro’nun aksine güneye, sıcak denizlere yöneliyor. Özellikle Karadeniz kıyıları ve İstanbul’u hedefleyerek, Osmanlı ile savaşlara girişiyor. Konstantinople’u Ortodoks Vatikan’ı olarak düşünüyor. Kırım’ı alıyor. Rusya’yı Karadeniz kıyılarına bağlıyor. Bu askeri hareketlerinin başında ise Potemkin bulunuyor. Çok başarılı bir asker olan Potemkin, Katerina’nın pek çok olan sevgililerinden en baskın olanı….Zaten Batı Avrupa’da, Katerina, cinselliğe olan düşkünlüğü ile anılıyor…İmparator erkek olduğunda çok makbul olan bu özellik, Katerina’ya sıra geldiğinde küçük düşürme aracı olarak kullanılıyor. Hatta Fransız basını O’nun ölümünü bile böyle bir gerekçeye dayandırıyor.

2. Katerina’nın hükmetmekte olduğu yıllarda Fransız İhtilali patlak vermiş ve o sırada Avrupa’daki monarşileri bu korku sarmış. Katerina da etkileniyor ve hümanist reformlarını durduruyor. Hatta baskıya da başlıyor. Sonu bir kalp kriziyle geliyor. Yerine, babası gibi basiretsiz ve yeteneksiz büyük oğlu geçiyor.

Okul hayatımız boyunca en nefret ettiğimiz derslerden biri olan tarih, bugün benim izlemeyi en sevdiğim alanlardan oldu. Demek ki bu disiplini bize sevdirmemek için özel çaba harcanmış! Tarihe yönelecek ilgi, bugünümüzü de kolaylaştıracak bence...

 
Toplam blog
: 93
: 1712
Kayıt tarihi
: 12.12.06
 
 

Ununu elemiş, eleğini henüz asmamış bir ''Mimar''ım. Hep özel sektörde çalıştım. Yoğun çalışma yılla..