Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '11

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
 

Büyüme komedisi…

Büyüme komedisi…
 

TÜİK 2010 yılı son çeyreğindeki büyüme rakamlarını %9.2 olarak açıkladı. Buna göre Avrupa’nın en çok kalkınan en çok büyüyen ülkesiyiz. Herkes refah ve bolluk içinde. Bir elimiz yağda diğeri balda geziyoruz. Bazı münafıklar da sırf hükümeti eleştirmek adına anlamsız ve tutarsız muhalefet yapıyor. Milli gelirimiz kişi başı 10250 dolar olmuş. Bunun anlamı, her Türk vatandaşının ayda eline yaklaşık 800 dolar geçiyor ki, dört kişilik bir normal ailenin geliri yaklaşık ayda 3200 dolar yani yaklaşık 5000 Türk lirasıdır. Bu bilgiden sonra da birilerinin çıkıp fakir fukara edebiyatı yapması tek kelime ile hükümet düşmanlığıdır. 

Durum gerçekten böyle midir? Değildir diyorsanız, o zaman TÜİK ini verdiği rakamlar doğru değildir. Veya doğru yöntemlerle hesaplanmamıştır. Artık en zengininden en fakirine kime sorarsanız sorun her ay açıklanan enflasyon rakamlarını gerçekçi bulmayacaktır. Ama TÜİK nedense herkesten iyi biliyor ve aynı yöntemle her ay enflasyon rakamı açıklıyor. Bunu insanları bir anlık gülümsetecek bir şaka olarak yaptığını bile var saysak, başta devlet kurumları olmak üzere bu açıklamanın gerçek dışı olduğunu pekâlâ bilen her kurum, işçi ücreti belirlerken bu rakamları dayanak kabul ediyor. 

2009 da %8, 5, 2010 da% 9, 2 büyümüşüz ama işsiz sayımızda büyümüş, hem de ne kadar güvenilir olduğu tartışma konusu olan TÜİK rakamlarına göre. Nüfus artışımızda bu rakamlara son derece kısıtlı etki ettiğine göre neden ekonomi büyürken işsizlik azalmıyor, aksine büyüyor? Bize göre bu durumun sebebi iktidarların anayasada belirlenen esaslar dışında yönetim anlayışı içinde olmalarıdır. Açarsak; Anayasamız, Türkiye cumhuriyetinin bir sosyal devlet olduğunu yazar. İktidarlara da bütün halkın refah düzeylerinin yükseltilmesinde aktif çalışma içinde olmalarını emreder. Oysa gerekli alt yapı olmadan, anayasa bile “sosyal devlet” kavramından yola çıkarken siz liberal politikalar uygulamaya kalkarsanız alacağınız netice budur. Şöyle ki; Benim on makineli bir tekstil atölyem varsa ve ben büyümek istiyorsam borçlanır iki makine daha alırım. Diğer on makinenin getirdiği kardan zaman içinde taksitlerimi düzgünce öder, 12 makineli bir iş yeri sahibi olurum. Eğer hiç makinesi olmayan biri olarak oniki makineyi borçla alır bir işletme kurarsam, büyük ihtimalle taksitlerimi ödeyemem. Yeniden borçlanırım. Borç çığ gibi büyür ve batarım. Onca borç da benim dolayısı ile ülkemin borç hanesine yazılır. 

Denecektir ki, herkesin hazır işi yok ki böyle sağlıklı büyümeyi düşünsün! İşte burada anayasada neden “sosyal devlet” kavramı olduğu ortaya çıkıyor. Devlet vatandaşına iş, aş, barınma, sağlık, güvenlik gibi konularda yardımcı olmak durumundadır. “Her üniversite mezunu iş bulacak diye bir şey yok” biçimindeki bir politikanın ne kadar anayasaya uygun olduğunu siz okurların takdirine bırakıyorum. Birde üstelik bizi yönetenler anayasaya sadık kalacaklarına namus ve haysiyetleri adına yemin ediyorlar. 

Bu politikaların halkı aldatmak, özel imal edilmiş rakamlarla halkın fakirliğinin, işsizliğinin devamına ve büyümesine yardımcı olmaktan, küçük bir azınlığın ise her türlü yolu kullanarak her saniye servetlerine servet katmasını temin etmekten başka yapabileceği bir şey yoktur. 

O hiç beğenmediğimiz 2001 yılında 220 milyar dolar olan borcumuz, bu refah ve büyüme masalları içinde günümüzde 600 milyar dolara ulaşmıştır. Ne acıdır ki Türk halkının tamamına yazılan bu borç, tamamın yararına kullanılmamıştır. Siz altında yeni arabalarla gezenler, elinden son teknoloji cep telefonunu düşürmeyenler, kredi kartı borçlarınızı, banka kredilerinizi bu konforunuzdan düşün, elinizde bir şey kalmadığını göreceksiniz. Ancak sizin ödemek zorunda olduğunuz toplam ülke borcu yaklaşık olarak değişmeyecektir. Bu borcu nasıl ödeyeceğinizi düşünüyorsunuz? İktidarlarımız bize bu güveni veriyor mu? Örneğin çığ gibi büyüyen bu borcu yarın evlatlarınız birilerinin paralı askeri olarak mı ödesin? Yoksa ülke topraklarını satarak mı? Ne dersiniz? 

İzmir 2011-04-01 

 
Toplam blog
: 1508
: 1688
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..