- Kategori
- Yurtdışından Bildiriyorum
Café Pssst! Berlin

...Banyosu da var. Resim internetten alıntı.
Pssst Café’nin önünden geçtim. Cinsiyet yaş baş; medeni hal, eski kafa zihniyeti, örf adetler, talim terbiye yetişme tarzı tüm bunlar içeri girmeme engel oldular.
Orada; ne var ne yok olduğunu tahmin etmek için donanımlı olmak gerekmezdi zaten…
“Teyzeciğim, yolunu mu kaybettin? Burası sana göre değil, rahat edemezsin, kalbin neyin tutar; başımıza kalırsın” diyerek ,güvenlik; yaka paça dışarıya sepetlerdi belki… Belki de “Hadi gel bir soluklan, yaşlı gözlerin bir başka âlem görsün de haline şükret ya da seni de hükümet mi gönderdi? Kontrol için…”
Burada her şey kitabına uygun; sessiz ve derinden…
Ben nasıl anlatırdım… “Benim ülkem de AB’nize girmek için kapıda bekliyor. Girdiğinde kendini ne sürprizlerin beklediğini müjdelemek istedim valla ben casus değilim.
Milliyet Blog’da; blog yazıları yazıyorum bundan başka bir vukuatım yoktur” diye.
Marko Paşaları olmuş olsaydı… İçeri girer her bir tarafı kolaçan ederdim. Dışardan bilgi toplamakta karar kıldım.
Topladıklarımla yetinin artık…
Öykü 2001 Yılında başlıyor.
Güzel kadın Felicitas: En eski meslek dalında işçi olarak çalışmaktan bıkar ve Berlin’in en işlek yerinde (Charlottenburg-Wilmersdorf)güçlü ekibiyle geçici aşk düşleri pazarlamayı; patron olmayı kafasına koyar.
Bürokratı, mevzuatı, ahlak polisi, komşuları, belediyesi birlik olup Felicitas’ın yoluna taş koyarlar.
“Mahalleli de OR salonu istemiyoruz” diye tutturunca…
Felicitas da kendine güçlü bir avukat tutar.
Avukat Margerete von Galen.
Devlet: Aşk salonuna; kontrol etmeleri için zamanlı zamansız memurlarını gönderir. Memurlar negatif bir delil bulamazlar.
Şahitlerin çoğunluğu Felicitas’ın lehine yemin içerler.
Avukat Margerete yılmadan; yıllarca devlete davalar açar.
İşte bu iki farklı kadın sonunda “Var olan yasaklamayı, kanunu deler geçerler. Kanunda madde değişikliğine neden olurlar.
Erkeklere hizmet verebilmek için…Kadın dayanışmasında özgün bir örnek olurlar.
Medya: 5. Mayıs 2009 da alınan mahkeme kararını
29. Haziran 2009 da kamuya bildirir.
Ayrıca medya ilginç kıyaslamalara da yer verir.
Kapısının önünü meşrubat kasalarıyla süsleyen, girişi izmarit mezarlığı, sabahtan gecenin geç saatlerine dek şangır şungur gürültü yapan marketlerle; tertemiz boyalı, balkonları girişleri çiçek saksılarıyla süslü yüz metre öteden pahalı parfüm kokuları püskürten geçici aşk satan salonları kıyaslar.
Yaz kış sokaklarda, yarı giyinik peri perişan olacaklarına…
Evlerinde, rahat temiz bir ortamda…
Öyle diyor, milletin seçtikleri.
Benim bir şey dediğim yok olamaz da…
Talep; hep varmış, hep var. Var olacağa benziyor.
Arz etmek…Arz meselesi.
Alan, satan gerçekten memnun mu?
Cinsler arası…Alış verişte kazançlı olan kim?
Biz de bir gün AB’ye girdiğimizde…
Avukatlara çok iş düşebilir.
26.Kasım 2010 Cuma
Alev Meisel /Berlin