​ Çağları değiştiren yazılar/Küçük-büyük / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Çağları değiştiren yazılar/Küçük-büyük

Çağları değiştiren yazılar/Küçük-büyük
 

İnsanlar ihtiyaçlarına göre cisimleri, varlıkları küçük ya da büyük olarak tanımlamışlar ama günlük yaşantıda bu ölçü pek de yerine oturmuyor.

Sorun yaratan kavramlar ya da kavramların sorun yarattığı durumlar insanlarımızın yaşantısını etkilediği için toplumsal değişim adına kendi ölçeğimizde yeniden tanımlama yapıyoruz.

Bilim, toplum ve literatür varlıkların olması gereken büyüklük ve küçüklüklerini doğru/yanlış, eksik/fazla ortaya koymuş ama bu beni tatmin etmiyor. Üstelik bu yarım yamalak algı ve tespitlerin sorun yarattığını düşünüyorum.

Benim gibi toplum önderleri hayatı rasgele yaşamazlar. Kabul edip uyguladığınız, yüzyıllar boyu alışkanlık haline getirdiğiniz, hatta belki de beğendiğiniz şeyler de yanlış olabilir. Yanlış o an için sizi mutlu eder ama gün geldiğinde bedelini ödersiniz. Son söz, bir şeyin illa da ölçüsü belirlenecekse prosedür bilimden geçmek zorunda. Çünkü kişiler duygularıyla hareket ediyorlar ve algıları çoğunlukla yanlış olabiliyor.

Bize lazım şeyleri elde ederken pek ihtiyaç hesabı yapmıyoruz. Ufak tefek bir hanım, yanında ızbandut gibi adam.  İçimizde böyle büyük/küçük sevenler olabilir ya aradaki fiziksel uçurumun yine fiziksel hatta belki ruhsal sorunlar yaratacağı da hesap edilmeli. Aşk her şeyi halleder diyorsanız Kerim Korkut size mutluluk diliyor!

Minnacık değil ama ızbandut devasa vücutlar zaten başlı başına sorundur. Ki minnacık da bazılarına hoşnutsuzluk verebilir. İnsanlar sipariş usulü yaratılmadıkları için ne kadar büyük ya da küçük olacaklarını belirleme şansımız yoktur. Küçük tatlıdır; belki büyük de zevk verir lakin ölçüsüz fiziksel farklılıkların insan hayatında sorun yaratma ihtimali vardır. Hayat bu ya, el kadar yavrucak belki bir gün kontrolsüz ve sarhoş ızbandudun devasa vücudu altında kaza ile can verebilir.

Burada asıl sorun, kişilerin algıları sonucu ulaşılan tespitlerde küçük olarak belirlenen ölçünün aslında gerçek anlamda küçük ve büyük olarak algılanan şeyin de gerçekte büyük olmadığıdır. Adam ev alıyor. Bu ev bana küçük demiyor da ev küçük diyor. Peki, sana göre normal bir ev ne kadar olmalı ve büyük bir ev ne kadardır? Bir bilgin, görmüşlüğün, yaşamışlığın var mı? İhtiyaçlarına göre bir planlama yaptın mı? Karı koca için 70 metre eve küçük diyor; 100 metre olacakmış. Yatacağın mezar 2 metre, 2’de karının, 4 metre. 4 metreye sığıyorsun da 70 metreye sığmıyorsun.

Malum insanların küçüğünde büyüğünde cüsseye değil yaşa bakılır. 100 kilo çocuk küçüktür, 40 kilo adam büyüktür.

Küçüklerin küçük, büyükleri de büyük olmaktan dolayı olumlu ya da olumsuz, farklı muamelelere tabi tutulmaları toplumda normal görülüyor. Küçükler büyüklere saygı gösterirler. Büyüklerin küçüklere saygı göstermeleri gerekmez. Yani hoşlanmadılarsa küçüğün ensesine bir tane patlatabilirler.

“Büyüklerimizi sayalım, küçüklerimizi sevelim” Bu saygıda küçüğün, büyüğün emri altına sokulması vardır. Küçükler büyüklerin emri altındadır. Çişe bile onların izni ile giderler. Büyüklere verilen kendini koruyamayan küçüklerin koruma görevi nedeniyle bu sahiplenme normal olsa da yine de bazı sorunlar ortaya çıkar.

Küçük hangi yaşa kadar küçüktür? İnsanlarımıza göre bu belli değildir. Fatih Sultan Mehmet 21 yaşında padişah olarak İstanbul’u fethetmiştir. Ama öte yandan 40 yaşındaki oğlunu, kızını bakkala yollamayan insan vardır. İnsanlarımız kim küçüktür, kim büyümüştür, kime büyük denir bilmemektedir. Bu konuda bilimsel bir ölçü de yoktur.

İnsan 12 yaşında çocukluktan ve 20 yaşında da görev anlamında gençlikten kurtulur.

21 ve daha yukarı yaştaki kimselere küçük diyenler cahildir.

Güçleri yettiği için büyükler küçüklere her şeyi yapabilirler. Devletin kendini koruyabilen büyüklere uygulanan güvenlik tedbirleri kendilerini koruyamayan küçükler için de geçerlidir. Bu nedenle büyükler bazen saldırılardan kurtulurken küçükler mutlaka ölür.

Hak almada da büyükler(büyüklerde de erkekler) önceliklidir. Gerekçe de bellidir: Büyüklerin baktığı başka küçükler vardır. Küçüklerin böyle bir sorumluluğu yoktur. Ama işte hayat bazen küçükleri yalnız bırakır. Yani küçüklere de kendilerine bakma duygusu aşılanmalıdır. Kişiler küçük büyük değil ayrı ayrı insan olarak düşünülmelidir. Nasılsa bunun büyüğü var, bu buna bakıyor ya da bakar dediğiniz zaman bazı küçüklerin hayatını riske atarsınız. Kerim Korkut sizlerin göremediğini görür. Onun için Türkiye halkının idaresi ona bırakılmalıdır.

Cisimlerin, uzuvların belli bir büyüklüğü olmalıdır. Beden parçalarımızdan herhangi birinin ya da bir kaçının oldukça büyük ya da ufak olması genetik yapımızla beraber yaşam şeklimize bağlıdır. Olması gerektiği şekilde yaşadığımız zaman şimdi şikâyet ettiğimiz vücut eksikliklerimiz yarı yarıya ortadan kalkacaktır. Bu konularda gerçekten mağdur olanlar ağlayıp sızlamak yerine yaşam şekillerini değiştirmelidirler. Genler vücut yapımızın üçte birinden sorumludur. Kaldı ki düzenli hayat halinde olumsuz genetik özelliklere rağmen hoşlanacağımız vücut şekilleri mümkündür. Şu anda taşıdığımız çok ciddi bozukluklar maalesef yanlış yaşantımızın ürünüdür. Ben güzel değilim.120 kilo ya da bir deri bir kemik olursan tabii güzel olmazsın. Vücudunuzun imkân verdiği normal ölçülere mutlaka gelmelisiniz.

Yaşı değil ama kendisi, boyu kısa ya da küçük kimselerle dalga geçilip alay da edilebiliyor. Yerden bitme, affedersin şeyi şeye yakın, pis cüce gibi çirkin değerlendirmeler bu durumdaki insanlarımızı rencide ediyor. Böyle şeyler hakaret sayılıp kanunen suç olarak kabul edilmeli.

 İnsanların düşünce ve davranışlarıyla alay edebilirsiniz. Çünkü kendi elinde, yapmasın. Hatası nedeniyle bilinçsiz ve cahil davranarak vücudunu bozan kimselerle de alay edin; akılları başlarına gelsin. Ama manken gibi bir vücut( Bu herkes için görevdir. Allah sizi 130 kilo yaratmadı) için elinden gelen her şeyi yapmasına rağmen genetik duvarlara toslayan kimselerin vücut şekilleriyle alay etmek gerçekten suç olmalı; çünkü kendilerini kendileri yaratmadı.

Normalin üzerindeki büyüklüğü kimsenin istediğine inanmıyorum. İki metre boyum olsun diyen belki de hiç kimse yoktur. Cücelik ise hiç istenmeyen bir durum. Yine de böyle olmak dünyanın sonu değil. Top gibi bir sevgilim vardı. Ben maç kolik Korkut bu yerden bitmeyi toptan daha çok severdim. Yani sırık ve cücelere, ayı ve farelere alıştıktan sonra kendilerine has güzellikleri, özel yetenekleri de varsa ve bunu da gösteriyorlarsa bize sempatik geliyorlar ve onları seviyoruz.

 
Toplam blog
: 6332
: 653
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..