Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '10

 
Kategori
Psikoloji
 

Cahil Cesareti

Cahil Cesareti
 

Hareket halindeki cehaletten daha korkunç hiçbir güç yoktur. (Bernard Shaw)

Cornell University’de görevli psikologlar Justin Kruger ve David Dunning’in tarihe geçmelerine sebep olan bulguları, yani “Dunning-Kruger Etkisi” adıyla literatüre geçecek olan teorileri de, Türk sağduyusunun yüzyıllardır “cahil cesareti” dediği şeydir aslında. Journal of Personality and Social Psychology’nin Aralık-99 sayısında yayımlanan teorileri özetle,

“Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır” der.

Metin çözme, araç kullanma, tenis oynama gibi çeşitli alanlarda yapılan araştırmaların sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır:

-Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
-Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.
-Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
-Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar. İki uzman daha sonra, bu teorilerini test etme fırsatı da buldular.

Cornell Üniversitesi’ nden 45 öğrenciye bir test yaptılar, çeşitli sorular sordular. Ardından öğrencilerden “Testin sonucunda ne kadar başarılı olacaklarını tahmin etmelerini” istediler.

En başarısızların (yani sadece yüzde 10 ve daha az doğru cevap verenlerin), testin yüzde 60'ına doğru cevap verdiklerine, ayrıca iyi günlerinde olsalar yüzde 70'e ulaşabileceklerine inandıkları ortaya çıktı.

En iyilerin (yani en az yüzde 90 doğru sonuç alanların) en alçakgönüllü denekler olduğu (soruların yüzde 70'ine doğru cevap verdiklerini düşündükleri) görüldü. (Not: Dunning ve Kruger bu çalışmalarıyla 2000 yılında Nobel de kazandılar.)

İki uzman psikolog bu bilinçsizliği, “kronik kendi kendini değerlendirme (auto-evaluation) yeteneksizliğine” bağlıyorlar. Çalışan, kendi kapasitesini değerlendirmekten ve eksikliğini teşhis etmekten acizdir. Ama asıl vahim olan, bu “yetersizlik + haddini bilmeme” kokteylinin, mesleki açıdan, karşı koyulmaz bir itici güç oluşturması.

Kariyer açısından bir eksiyken, artıya dönüşmesi. İşinde çok iyi olduğuna yürekten inanan “yetersiz”, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve haddi olmayan görevlere talip olmaktan en küçük bir rahatsızlık duymayacaktır. Aksine bunu bir “hak” olarak görecektir. “Uyanıklık” bilecektir.

Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar ise çalışma hayatında “fazla alçakgönüllü” davranarak kendilerine haksızlık edecekler, öne çıkmayacaklar, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmayacaklar, kıymetlerinin bilinmesini bekleyecekler (ve bilinmeyince için için kırılacaklar ve kendilerini daha da geriye çekecekler) ve muhtemelen üstleri tarafından “ihtiras eksikliği” ile suçlanacaklardır. Üstleri de zaten, genelde “aynı yoldan geçmiş” insanlardır.

Buna, insan kaynaklarının, iki benzer CV arasından, “kendine güvenen ve iyi sonuç alma olasılığı yüksek” adayı tercih edeceği gerçeğini de eklerseniz, Dunning-Kruger Sendromu’nun Peter Prensibi’nin (*) yatağını yaptığı da ortaya çıkar.

Sonuçta, “kifayetsiz muhterisler” her zaman ve her yerde daha hızlı yükselecekler ve daha yukarılara çıkacaklardır. Etrafınıza bir bakın, uzmanlara hak vereceksiniz.

Bazı yeteneksiz ve yetersiz insanların neden üst mevkilere kadar yükseldiklerine de artık bilimsel kanıt var. Çevrenize baktığınızda bu ihtiraslı insanlardan çok fazla olduğunu göreceksiniz. Bunların bir çok ortak niteliği var . Onları görür görmez tanırsınız. Kifayetsiz muhterisi nasıl tanırsınız?
1- Etrafında bir şekilde etkilediği, kendisinin müthiş biri olduğuna inandırdığı bir grup vardır. Onlar sürekli ne müthiş biri olduğunu söylerler. Zaten etrafındakilerde ondan daha nitelikli değildir. Onun niteliksiz olduğunu zaten anlayamazlar.

2-Sürekli çalışıyormuş, çok önemli işler yapıyormuş gibi bir imaj oluştururlar. Nitelikli olanlar gerçekten çalıştıkları için işlerini zamanından önce bitirdikleri için, yapacak işleri yokmuş gibi görünür. Birde işlerini hep zamanından önce bitirdiği için, şikayet etmediği için yaptığı iş çok basit gibi algılanır.

3-Üstleri yanlış karar verdiğinde uyarmaz. Zaten yanlış olduğunu fark etmez. Ayrıca üstlerle iyi geçinmek gerektiğini düşünür. Onlara karşı son derece kibardır. Ama kendinden daha alt seviyede gördüğü insanlara karşı son derece kötüdür. Gerçek yüzünü onlara göstermekten kaçınmaz.

4-Çok pişkindir. Hiç alakasız olduğu konuda bile ahkam keser. Sürekli ben her şeyi bilirim, her şeye hazırlıklıyım havası yaratır. Aslında içi bomboştur. Ama çok ses çıkardığı için fark edilmesi biraz zordur. Nitelikliler anlar ama bu kadar niteliksiz olabileceklerine inanamaz.

5-Çok yanılır ama bu konuda da asla kendini suçlamaz. Başkaları yanlış yönlendirmiştir. Başarısızlıklarından en yakınındakileri sorumlu tutarlar.

6-“Gelene Ağam, Gidene Paşam” derler. Üstleriyle ilişkilerini her zaman iyi tutmaya çalışırlar.

7-Astlarıyla herhangi bir görüş ayrılığına düştüklerinde kendilerinin üst olduklarını hatırlatırlar. Kendilerine doğru gelen neyse onu yaparlar. Astlarının söyledikleri doğru çıktığında da o konu üzerinde fazla durmazlar. Ya da çark edip zaten bende onu demek istemiştim ama siz anlamamışsınız diyebilirler.

8-Astlarıyla doğrudan ilişki kurmazlar. Talimatlarını yazılı olarak bildirirler.

9-Hata yaptıklarında o hata ile ilgili tüm delilleri yok ederler. Hata yaptıklarını asla kabul etmezler.

10-Kalabalık içerisinde en son sözü onlar söyler. Yeni bir şey söylemezler. Daha önce bir yerlerden duydukları şeyleri tekrar ederler.

 
Toplam blog
: 72
: 3894
Kayıt tarihi
: 20.09.09
 
 

Evli bir çocuk annesiyim. Eğitim alanında çalışıyorum. Felsefe, sosyoloji, edebiyat alannda atöly..