​ ÇALI SÜPÜRGESİ / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '21

 
Kategori
Güncel
 

ÇALI SÜPÜRGESİ

Para bir topluma girdiğinde bir takım açlıkların abartılarak doyurulmaya çalışılması doğaldır. Bu tıpkı günlerdir aç doğru dürüst yemek yememiş bir insanın kendisini doymayacak sanıp, yemeklere deli gibi saldırmasına benzer şekilde açlığını çektiği konuları doyurma çabasındadır. Bazı abartılı açlıklar öyle doymak bilmez ki batıdan bakılınca yasakların abartılması hususu söz konusu olunca, tıpkı yasaklanan içkinin batıda abartılmadan bir yaşam şekli, doğuda ise yasaktan kaynaklı abartılı bir açlıktır.

Yasaktan kaynaklanan açlıklar doğal değildir. İhtiyaç ise hiç gerçek ve sahici değildir ancak ihtiyaç sahibi olduğunu sanan kişi bunun hayati olmadığının farkında değildir. Arap toplumlarının, İran toplumlarına mensup kişilerden bazıları nasıl ki Türkiye’ye gelince kendi toplumlarına nispeten serbest ortamda iken su gibi içki tüketiliyorsa, yasakların, doğal olmayan şekillerde giderilmesi, yıllarca bastırılan toplumlarda abartılı zenginlik gibi kendini doğu tipi tüketime yöneltir. Devasa genişlikte yollarda arabanın bir vidasını bile üretmeyen toplumlarda altın kaplama arabalarla gösteriş yapmanın başka bir şekli tam da üretici toplumların istediği şekilde hem fabrikalarını çalıştırırken bağımlılık derecesi artar. Neticede gereksiz lüksün şatafatın lüzumu yoktur, aynı zamanda gereği de yoktur. Batı toplumları üretimle var olurken doğu toplumları tüketimle var olmayı seçerler. Tüketim sadece tüketim mallarında görülmez. Tüketimle kendini var sayan, tüketebildikleriyle kendisine saygı duyulan, “ye kürküm ye medeniyeti” sonuçta bulduğu her duvara toslayacak durumdadır.

Tüketim ile var olmayı seçen üretimi pas geçen bağımlı toplumların ortak özellikleri bağımlı toplumlardır, sanayi devrimini pas geçmişlerdir, etkin değil etkilenen toplumlardır. Şekil olarak dış görünüşleri haricinde içleri tüketim özlemiyle doludur. Bizi de Arap veya Ortadoğu toplumlarıyla bir yapan ortak özelliklerimizdir ki tamamen dış uzmanların tavsiyesi ve dışardan özel olarak şartlı olarak verilen kredilerin geldiği yere daha fazla akmasını sağlayan, akarı dışarıya bağlamaya yarayan enstrümanlardır ki çoğu insan niçin arabanın biz neden en iyisini üretemiyoruz diye değil, biz neden dünyada satılan arabalara sahip olamıyoruz diye hayıflanması, yapay tüketememe kimliksizliği ve yapay tüketim kimliği kazanmış toplumların ortak özellikleridir ki ben bu kültürden kendimi ayırmam. Yani neticede aldığım her ithal araç, biz toplum olarak bir aile isek aileden fazladan ve gereksiz para çıkışını önlemek ve dışardan içeriye girişi artırmak zorundayız.

Şekere dayanan ve dayanmayan çocuklarla ilgili test yapmışlar. Bir anasınıfında kameraların da çocukları tam olarak görebilecek şekilde yerleştirilmiş. Çocuklara şeker dolu bir kaptaki şekerler gösterilerek “eğer hemen almak isterseniz alabilirsiniz ancak hemen aldığınız takdirde bir adet şeker hakkınız var.” “Eğer zil sesine kadar beklerseniz iki adet şeker alma hakkınız var” deniyor. Çocuklardan bir kısmı birer şekerini alıp kenara çekiliyor. Geri kalan çocuklar ise kıvranıyor, geliyor gidiyor ancak almamak için kendini tutmaya çalışıyor kimisi dayanmayıp zil sesinden önce alıyor kala kala üç beş çocuk kalıyor ve sabredenler iki şeker alıyorlar. Daha sonraki hayatlarında gözlenen çocuklardan hemen şekere saldıranlar hayatta son derece başarısız, herhangi bir işte tutunamayan kişilikler oldukları ortaya çıkarken, sabredenlerin ise büyüdüklerinde de son derece kararlı oldukları ve dış etkilerden daha zor etkilendikleri özgüvenlerinin yüksek olması nedeniyle genellikle lider kadrolarda yönetici, başarılı iş adamları, işkadınları oluyorlar. Üretmeden tüketmenin bu işle ne ilgisi var denilebilir. Tam olarak ilgisi var sorumluluk sahibi olanlar, komşusu traktör aldı diye traktör almıyor, ihtiyacı var mı ona bakıyor. Sermayesinin beş katı para ödeyip araç almıyor, işinin kalitesini ön plana çıkarıyor, verdiği sözü zamanında tam ve eksiksiz olarak yerine getiriyor, daha az borçlanıyor, borçlarından ötürü sorun yaşamıyor. En ufak bir krizde sendelemiyor çünkü artı değeri ve birikimi var. Toplumlar bu gibi insanların birikimlerini kredi olarak kullanıyorlar, medeniyetleri tüketenler değil, tüketirken bir kısmıyla da birikim yapan, gereksiz ihtiyaçlarını iptal cesurca iptal edebiliyorlar. Dış etkilerden kolayca etkilenmediklerinden “desinler”, “bas, bas paraları Leyla’ya” veya “ye kürküm ye” medeniyeti de diyebileceğimiz sadece dış görünüşle kâğıttan kuleler inşa etmek yerine çok daha sağlam yapılar inşa ediyorlar. Normal şartlarda taraftarlık veya tarafgirlik yaparak kısa süreli kazançlar elde etmek ülkemizde her devirde mümkün olsa da bu kazançlar kalıcı olmuyor, sabredenler kazanıyor.

Tüketim yerine üretime dayalı bir medeniyet oluşturmadan sağlam bir toplum temeli atılamaz. Tüketerek ya da çok tüketen bireyleri daha fazla saygıya layık, örnek kişilik, rol model yerine koyan sahte uygarlıkların sonu çok hızlı olur ki hiçbir toplum kendisine sonu başından belli bir rolde görmek istemez de tüm bunlar neden ve niçin oluyor!

 

 

 

 

 
Toplam blog
: 2271
: 163
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..