- Kategori
- Haber
Cambazlık öğrenecekler buraya gelsin..

Turizm’de, bizim bildiğimiz, turizm ayı ile birlikte, o yörede inşatlara ara verilir. Gelin görün ki, Cunda Adası’nda müteahhit, işi bitirebilme uğruna, mahalle aralarında ne kadar yol varsa, hepsini kazıp, toprağını da, öbek öbek yığmaktan başka bir şey yapmıyor.
Bilhassa sayfiye evlerine giden ve evlere ulaşan yolların tamamı, şimdi öbek öbek toprak yığınları ile dolu. Boru döşenmiş çukurlar, öylesine kapatılıyor. Toprak yığınları, gece yarısından, ertesi gün öğleye, akşama kadar dağ gibi mahalle aralarında yükselerek geçişlere yol vermiyor
Biz de diyoruz ki, cambazlık öğrenecekler, buraya gelsin. Tepelerden aşarak, düşmemek için atraksiyon yapanlar, burada cambazlık sertifikası alacak neredeyse. Kesmece bunlar kesmece. Kol bacak, neresi gelirse, hiç de farketmez, kırılmaca, burkulmaca çıkmacalık bunlar.
Aynı mahallenin sağlı sollu ulaşım yollarının ikisi de kazılınca, evlere gitmek, evlere ulaşmak sorun oluyor. İş makineleri, lağımları patlatıyor. Her taraf koku içinde kalıyor. İnsanlar tepe üstü çukurlara düşüyor, hastanelik oluyor. Su boruları patlatılıyor, evler susuz kalıyor. 48 saatten beri gelip boruyu tamir eden yok. Öyle ya. Bu yaz gününde susuz kalmak dert mi? Su; boşu boşuna denizlere akıyor, denizlere.

Mevlana Caddesindeki evinden çıkan Cavit Okan’ın eşi, iki adımda kendisini ilk önce çukurun dibinde, sonra da hastanede buluyor. Parmaklar kırık, bacak çatlar. Cahit Okan hırslı: “Evlerimize giremiyoruz zira, kapının önünde dağ gibi kanalizasyon toprağı yığılı Evlerimizden çıkamıyoruz. İçeri nasıl gireriz diye düşünüyoruz.” Diyor.
Buradaki sabit ve sayfiye evi sakinleri ile konuştuk. Dertliler. Şöyle diyorlar: " hiç mi tüp gaz kullanmıyoruz? . Hiç mi su kullanmıyoruz? Çağırıyorsunuz, gelmiyorlar. "Orası batmış, araba değil, insan bile giremez o sokaklara" diyorlar.
"Depolarda su kalmadı. Su 24 saattir denize akıyor, boşuboşuna. Tamir eden bir Allahın kulu yok. Ramazan günü, susuz nasıl ederiz? Burası kayıp ülke Atlantis mi? Bizleri yok mu sayıyorlar? O zaman, önümüzdeki seçimlerde de yoklar ! "
Bayrama ne kaldı? Bu toprak yığınları hemen gerektiği şekilde düzeltilmezse, çağırdığımız misafirerimize söyleyelim " aman gelmeyin" diye.
Geceleyin de sokak lambaları bir yanıp, bir sönüyor. Mevlana Caddesinin denize bakan tarafındaki evler sayfiyelik. Tatile gelenler, ev tutanlar bin pişman. Kendileri konuştuğumuz semt sakinleri: “ Evet. Kanalizasyon önemli. Ama, burada yaşayanlara saygı yok. Neredeyse, evlerimiz de kökünden kazıyıp denize sürecek bu ağır vasıtalar. Bir plan dahilinde olur bu işler. Evlerimize ulaşan yegane iki yolun ikisi de aynı anda kazılır mı? İnsanlar evlerinden çıksa bile nasıl girecek. Bacadan mı girecek?” şeklinde yakınıyorlar.
Geceleyin sahipli ve sahipsiz köpekler, ortalığın vahşi halini görüp, karanlığın etkisi ile daha da vahşileşiyorlar. Sokak lambaları arızalı. Sular kesik. Aydınlatma eksik.
Velhasıl Cunda’dan 4 Km. sonrasındaki sahil evleri sokaklarında curcuna yaşanıyor. Derdini anlatacak bir ilgili bulamamaktan yılgınlar. “Bu sıcaklarda evimize gitmek için bize yığınlar arasında korkuyla “atraksiyon yaptıranlar utansın” eksik olsun böylesi kanalizasyon” diyorlar.
Sahi, bu kanalizasyon işi neden başıboş bırakılmış? 3 gün çalışıp, iki gün yatmak, şartnamelerinde de var mı? Şayet, dişe dokunur bir mazeretleri yoksa. Merak ediyoruz. Hı?!
Vah Ayvalık Belediyem, vah!
Ört ki, ölem!










