- Kategori
- Güncel
Camcının köpeği

Kış mevsiminin en çetin olduğu zemherinin canlı yaşamını tehdit ettiği günün birinde aç kalmış bir kurt sürüsü kasabaya inip yiyecek bulma amacıyla yola düşer. Gece saatlerinde bu işin daha kolay olacağını düşünen sürünün lideri kasabaya yaklaşıp uygun zamanı kollamayı emir verir.
Gecenin en karanlık saatlerinde kasabaya büyük bir sürü ile girer ancak ummadığı derecede sert bir tepkiyle karşılaşırlar. Önce kasabın köpekleri kendilerini kovalar, ardından ekmek fırının köpekleri de onlara katılır derken lokantanın köpekleri saldırır. Kurt sürüsü tam kasabayı terk ederlerken camcının köpekleri de daha şiddetli bir saldırıya geçer ve sürüsünün bir kısmı kasabadan çıkarken telef olur. Yaşlı lider dağa döndüklerinde kalanlara der ki: 'Hadi kasabın köpeğini anladık kasaptaki etleri koruyordu, e hadi fırının köpekleri ekmekleri lokantanın köpekleri de yemekleri koruyordu ama camcının köpeklerine ne oluyorda onlar en şiddetli tepkiyi gösterdiler camcının köpeklerinin derdi neydi anlamadım' der. Tabi bu hikaye Anadolu'da anlatılan bir hikayedir. Benim metafor olarak kullanma sebebim bugüne atıfta bulunan iğnelemelerin bulunması. Gelelim bugüne.
25 Eylül tarihiyle Moody's ülkenin kredi notunu Baa3'ten Baa1'e revize etti yani küresel sermayedarlara Türkiye'ye yatırım yapmayın mesajı verirken mevcut yatırımcılara verdiği uyarı kırmızı alarm seviyesindeydi. Ama sevgili medyamız nedense bunu siyasi bir karar olduğu yönünde haberler yapıyor. Olabilir mi olabilir ancak iddialarını kanıtlarla destekleseler daha inandırıcı olurlar. Örneğin bu notu veren heyettekiler siyasi bağlantıları, eğilimleri geçmişteki şaibeli kararları... Tabi bu da araştırmacı gazetecilik gerektiren vasıflar, ülkede görebiliyor musunuz yorum sizin, belki sayıları bir elin parmaklarını geçmez... Neyse şimdi benim değineceğim nokta rutubetli gecekondusunda oturan işsiz vatandaşın 'Moody's kim yeeaa ekonomimiz çok şükür çok iyi, işte bunlar hep Amerika'nın işi demesi ve böyle bir tarzda yaşaması. Bu mutlu ama açlık sınırının altında yaşayan vatandaşımız ülkedeki dezenformasyon seviyesi ve kadercilik paradigmasıyla öyle bir kimyasal dönüşüm geçirmiş ki aklı başında insanları dumura uğratır. Ekonomiden en az payı alıp açlıkla boğuşanların Moody's e dayılanıp öfkelenmesi kadar ciddi bir sosyolojik vaka yeryüzünde ender olmalı vesselam. ( Burada Camcının köpeği hikayesini anımsayın )
Sen bir garip adamsın yahu senin kuruluşlara laf yetiştirme çaban nedir dedirtir. Kapitalizme göbeğinden bağlı olan Türkiye'nin, doğru dürüst teknoloji üretemeyen Türkiye'nin, ürettiğinden çok fazlasını tüketen ancak bunu ödeyecek yeterli dövizi olmayan Türkiye'nin yeni düşünüş biçimi bu mudur?
Gözleri kör etmiş taassup ve kabullenme, hayata sürekli teolojik açıdan bakış ve kadercilik..
Ne demiş sevgili dostum Sherlock Holmes : Birşeyi gizlemenin en iyi yolu onu herkesin görebileceği bir yere koymaktır.