- Kategori
- Şiir
Can/ sızım

kar hançeriydi uykun
sıcak yaz tadıyla
alıp götürürken sessizce seni
içimdeki gürültüyü
ben bildim, ben duydum yalnızca
kimse, kimsenin öyküsünde
başrolü oynayamıyor
“ateş düştüğü yeri yakıyor” anne
yanım, yörem
karanlığın bağrı arka sokaklar/da
tutunamayanlardanım
sensizlik
boğazımda, zincirli demir bir halka/ yalnızlık
ve o benden çok adım önde
/hiç yalan söylemedin ki sen bana
şu ana kadar
ama bu ettiğin, en büyük yalan anne
demedin
“anneler de ölürmüş” diye/
susmak kabullenmektir
sustun, sustun öylece
demek ki, ö l d ü n anne
bıraktığın sessizliği
anlatmak ne mümkün
hangi gömü eşdeğer olabilir ki bu sükûta
kapanan gözlerinde durdu
söndü, silikleşti hayat
acımasız gerçekliğinde
ölümün elleri
çekip, yuvarlıyor kendi d e r i n l i ğ i n e
her yer aynı mesâfe
acıdan f i r â r edilemiyor anne
“sesleri bana ninni gibi” dediğin
saatlerinin hepsini susturdum
sen susarken
sesleri saplanıyor göğsüme
dikiş makinan
siyah bir örtüyle kaplanmış olsa da
ellerinin üstünde durduğu
bir sinema perdesi
tıkır tıkır işliyor sesi
ayrılığa bölünen beraberliği dikiyor gölgen
körleşiyor zamanın aynası
siyah, soğuk bir bıçak kesiyor
çoğul renkleri
dünya kadar büyüyor geceler
her birini içiyorum son damlasına kadar
gece sarhoşu bedenimin
titrek elleriyle
sana yazıp çizdiği
dayanağım masadan
senli rüyaları olan, uykular dileniyorum
kemiren, bitmeyen kalp ağrımla içimdesin
ve senle ben yâdellerde
varlığıyla, birbirinin hayatından
artık geçemeyecek olan/ gece yolcularıyız
mavide duramayan, saralı zaman
sararıp düşüyor yere durmadan
diri, duru, deniz bakışları kayıp
çok uzak ufuklara sürgün
gün/ geceye hep mağlup
giderken, beyazı da götürdün üzerinde
başka bir milât bu
ıssız, gri çorak bir ova
kımıltı yok hayat dallarında
susmuş sesler
boş, bomboş, anlamsız dünya
kayboldum senden sonra
bugün benim doğumgünüm anne
büyü(medim)düm
elli yaşını geçik
hâlâ salya sümük
bilmediği sokaklarda
annesini arayan
küçük bir kız çocuğuyum
senin beni kollarına aldığın gün
yeni dünyadan korkarken
kokunla susturduğun ben/i
susturamıyorum
bir dudağıma, bir yüreğime bastırıyorum tütünü
unutmuş/ gün ışığını çağırmıyor pencerem
yorgansız gecelerim
üşüyorum ellerin olmadan
açıkta her yer
yıkıldı kartal yuvamız
bir cami avlusunda göçtü yarınlarım
kışa tutsak oldu baharlar
erimiyor buz salkımları saçakta
toprak altından k a p a l ı görüşlerimiz
ne yüreğim ne de ayaklarım/ istekle
götürmedi beni hiçbir yere
bunca zaman
sığamadım/ sığınamadım
toprağının yığınına dökülen
can sızıma/ s a n a koşuyorum bir tek
8 Mayıs 2011
Hâdiye Kaptan
c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir