​ Canım ne istiyor? / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Aralık '06

     
    Kategori
    Gündelik Yaşam
     

    Canım ne istiyor?

    Zaman zaman herkesin canı ister ya hani alıp başını gitmeyi..? Bu aralar öyleyim. Herşeyimizi öylesine paraya bağlamışız ki. Biz onu kullanacağımıza o bizi kullanıyor.

    Bir arkadaşıma yardımcı olayım derken başıma neler geldi? Önce işini yönetemediği için mali çıkmaza girdi. Arkasından icralar... Sonra ortadan kayboldu. "İşlerini düzene soksun" diye yardımcı olmaya çalıştığım bir kira kefaleti bana döndü. Daha sonra adımı ve kaşemi kullanarak bazı evraklar düzenlediği ortaya çıktı. Onlar hakkında bana icra takibi başladı. Şimdi gerçeğin ortaya çıkması için hukuk savaşı veriyorum.

    İşte bütün bu hayhuy arasında mesleğimi yerine getirmeye çalışıyorum. Biz muhasebeciler Aralık ayını yoğun geçiririz. Normal işlerimizin yanında, hesapları kontrol eder, gelecek dönemin hazırlıklarını da tamamlamaya çalışırız. Bu gelecek dönemin sağlıklı olması açısından bir gereksinim.

    Velhasıl, sıkıntılı geçirdiğim bu Aralık ayında canım, hala yaşadığımız günlerinde etkisi ile olacak kırlara, dağlara gitmek istiyor. Tekbaşıma... Bir topan ekmek, bir şişe su ile... Ama gidemiyorum. Dedim ya "biz para ile oynayacağımıza, para bizim ile oynuyor." Sorumluluğunu aldığım insanlar benden işlerini düzgünce yapmamı bekliyorlar. Ailem de işimi düzgün yapıp giderlerimizi karşılamada payıma düşeni karşılamamı... Giderlerimiz ihtiyaçlarımızdan kaynaklanıyor. İhtiyaçlarımız ise gerçek ihtiyaçlarımız mı acaba?

    Hani bir insanın normal yaşantısını sürdürmesi için gerekli olan asgari şeyler vardır. Yemek, içmek, barınmak, giyinmek, sağlık vs. gibi. Bir de asgarinin üzerinde olanlar. Daha çok yemek, daha çok teknoloji, daha çok sosyal aktivite, daha iyi bir ev, daha iyi bir araba, cep telefonu, bilgisayar, dışarda yemek yemek, tatillerde lüks otellere gitmek, eve sinema kurmak, yazlık almak, dükkan almak, kerdi kartı, tüketici kredisi kullanmak, bir ev daha, bir araba daha... Peki nereye kadar?

    Bugün kabaca bir hesapla harcadığımızın (sıradan bir hayat süren bir çocuklu aile için 700 YTL civarı) yarısından azı ile asgari ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyoruz. Deneyin göreceksiniz. Hatta hiç zorlanmayacak ve daha sağlıklı olacaksınız. Hatta biraz daha titiz davranıp, alırken kazanıp yine zorlanmadan bu oranı %30'lara çekebilirsiniz. Ama tüketim alışkanlıkları ve tüketimi körükleme yüzünden fazladan çıkan bir yığın para var her ay elimizden. Televizyonlarda kredi kartı kuruluşları çığlık çığlığa bu savurganlığa çağırıyor bizi. 12, 19, 24 hatta 36 takside 250 liralık beyaz eşyayı pazarlıyorlar. Yeter ki alalım. Sonra ne oluyor... Para efendi oluyor. Artık zevkli bir hayat sürmek için değil, borçlarını ödemek için yaşıyoruz. O kadar bunalıyoruz ki aldıklarımızı gözümüz görmüyor. Onlar da bir süre sonra ya küçük geliyor, ya bozuluyor, ya demode oluyor vs. Tabii bunların yerine hiç olmazsa bir üst modelini, büyüğünü, yenisini, tazesini koymak gerek değil mi? Nasılsa kartlar taksit yapıyor. Hadi borçlanalım.

    Ama böyle yapmasaydım. Olan ile yetinebilseydim. Hırsıma söz geçirebilseydim. Aklıma, mideme, cüzdanıma... Daha az harcasaydım, daha sağlıklı olacaktım. Daha az doktor, ilaç parası verecektim. Borcum olmayacak, param olacaktı. Şimdi daha az çalışmak zorunda kalıp daha çok vaktim olacaktı. Kırlara, dağlara gidebilecektim.

    Canım gitmek istiyor...

     
    Toplam blog
    : 1
    : 315
    Kayıt tarihi
    : 13.12.06
     
     

    Mali müşavirim, İzmir'den... 47 yaşında evliyim. Bir kızım var...