- Kategori
- Öykü
Canlı bomba

BİR SONUN ÖYKÜSÜ......
O GÜN KAYBEDİŞİN HÜZNÜ OMUZLARINA ÇÖKTÜĞÜNDE , BEDENİ DAHA BİR HAFİFLEMİŞTİ.
Bu beden onu çaresizliğin , kaybedişin ve hüznün eşiğinde ayaklar altına almıştı , "PARAMPARÇA" etmişti.
Çok mu şey istemişti Tanrıdan ? Sırtının üzerinde bir taş misali taşıdığı ikinci bir sırtın varlığıydı ve yokluğuydu onun tek kaygısı ...
Kambur doğmamıştı Ali , bedeni büyüdükçe sırtında onunla birlikte büyüyen kamburunun farkına sekiz yaşında varmıştı.
Diğerlerinde olmayan uzvu her geçen gün biraz daha büyüyor ve Ali onun varlığından gittikçe daha çok rahatsızlık duyuyordu.
Farklı olmak, gözlerin üzerine yönelmesi, kimi kez acıyarak yaklaşım; kimi kez alay konusu olmak, ağır geliyordu ona...
Sırtındaki taşıdığı ağırlığı unuttururcasına ...
Kambur Ali değil , Ali olmak istiyordu ...
Sadece Ali ...
Yalın ve sıfatsız...
Gülsüm’ün sevdiği Ali ...
Gülsüm’ün kucakladığı, kollarını bedenine dolamakta zorlanmadığı Ali...
Kurtulmayı kafasına koymuştu Ali , bu acınası uzvundan...
Onun yok oluşu Ali’nin yeniden doğuşu demekti.
Kambur Ali , Kambur Ali diye arkasından şarkılar söyleyen mahalle çocuklarının yok oluşuydu. Utanmanın yok oluşuydu. Fazla olmanın yok oluşuydu. Yalınlıktı.
VE ALİ KARAR VERDİ ...
Pazar günü canlı bomba şehir merkezindeki alışveriş mağazasının önünde onlarca kişinin ölümüne neden oldu ve KAMBURUNUN .
Kamburunun ...
Öykülerde buluşmak arzusuyla ...
Arzuliden....