​ Cari dönemde dış politika / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '16

 
Kategori
Siyaset
 

Cari dönemde dış politika

Ak Parti iktidarının akıldan ve rasyonaliteden uzak politikalarının sonunda, ülkemizin itibarı, prestiji, uluslararası arenadaki görünümü gün geçtikçe dibe vurmakta.

Türkiye Cumhuriyeti olarak yıllardır sürdürdüğümüz Mustafa Kemal ATATÜRK'ÜN "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" şiarı, ne oldu da bugünlere geldik?

Neden maceraperest bir icraat izlenmekte dış politikada?

Suriye ile papaz olduk!

İran ile zaten papazız!

Rusya ile de külahları değiştik!

Etrafımız terör örgütleri tarafından çevrilmiş durumda.

Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği devletleri, bizimle kedinin fareyle oynadığı gibi oynamakta.

Başımızda kendisini "Padişah" zanneden tek adam heveslisi bir reis-i cumhur bulanmakta.

Gerçekten de hiç iyi yönetilmiyoruz!

Türkiye'nin belirlediği dış politika yöntemi, ülkemize sıkıntı ve bela doğurmaktan başka bir işe yaramamakta.

Kendisini asrın lideri zanneden bir kişi, her şeye hükmettiği hâlde bu da yetmezmiş gibi, hukuken her şeyin sahibi olacak atılımların biran önce meclise gelmesini istemekte!

Türkiye'de zaten "de facto" bir başkanlık sistemi sürdürülmekte.

Başbakan ve kabine üyeleri, anayasal olarak varolsalar bile, uygulamada veya icraatlarda esameleri okunmamakta...

Türkiye, dış siyasette tehlikeli bir oyunun içine çekilmek istenmekte... Bir yandan PKK terör örgütü tarafından iç huzurumuz baltalanmakta; diğer taraftan kardeşlik hasletlerimiz, Kürtçülük yapan siyasal hareketler tarafından dejenere edilmekte.

İŞİD, PKK, BOKO HARAM, EL KAİDE, ve daha birçok terör örgütü bulunduğumuz coğrafyada cirit atmakta, insanlığa, evrensel değerlere saldırmakta.

Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümeti, içinden geçtiğimiz çalkantılı bir Ortadoğu konjonktüründe duygusallığın ve akıl tutulmasının esiri bir politika izleyerek, ülkemizi bir bilinmezliğe veya kara bir deliğe çekmekte.

Etnik ve mezhepsel siyaset izlemenin sonucudur, bu yaşadıklarımız... Sünni İslam’ın temsilciğini yapan hükümetlerle, devletlerle, siyasal oluşumlarla iyi olurken, Şia yönetimleriyle, devletleriyle ve siyasal oluşumlarıyla düşman olunmakta.

Gerçekten de ülkemizi nasıl bir gelecek beklemekte?

Türkiye'de "Siyasal sistem fiilen değişmiştir" diyen bir Cumhurbaşkanının kişisel egolarına dayalı bir siyaset ve icraat belirlemek, Ortadoğu coğrafyasında biricik ve tek olan ülkemizi ne hallere sokmakta!!

Türkiye, petrol paylaşımlarının yapılacağı yeni bir düzene doğru çekilmek isteniyor.

AKDENİZ, ABD ve AB ülkelerinin savaş gemileriyle doldu-taştı.

Pek tabii ki, bizler, bu savaş gemilerinin buraya İŞİD belasıyla savaşmaya gelmediğini biliyoruz.

Öyleyse neden buradalar?

Belki, Cumhurbaşkanımız biliyordur!

 
Toplam blog
: 706
: 83
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..