​ Çav bella! / Aile / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '08

 
Kategori
Aile
 

Çav bella!

Çav bella!
 

Çav bella...


Kulağıma bir müzik sesi geliyor. Nereden geldiğini anlayamıyorum. Kucağımda sımsıkı tuttuğum çantadan titreşimleri hissedince, bu sesin çantamın içindeki telefondan geldiğini anlayabiliyorum.

‘İşte bir sabah uyandığında

Çav bella, çav bella, çav bella, çav çav çav….’

Hiç uyunmayan bir sabaha uyanılamıyor ki… Bir önceki günün sabahında uyanmıştım en son. Birkaç saatlik uyku sonrasında, sıkıntılı bir uyanıştı. Oysa dün gece hiç uyumamıştım. Dolunay vardı; sigara içmek için çıktığım merdiven boşluğundan dolunaya bakmıştım. Dolunay’ın bitişleri sembolize ettiğini duymuştum bir yerden, doğruydu galiba. Bir sona yaklaşılıyordu, bu çok belliydi. Dolunay yerini güneşe bıraktığında, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Çantamdaki telefonu bulmak için çabalamam gerekiyor. Parmaklarım uyuşmuş gibi, işlevini yerine getirmekte zorlanıyorlar. ‘Çav bella’ aralıkla çalmaya devam ediyor. Telefonu buluyorum, mesaj gelmiş! Mesaj kutusunu açıyorum. ‘İyi ki doğdun, nice mutlu yıllara’ gibi kutlama mesajları gelmiş. Çoğu tanımadığım kişilerden gelmiş mesajlara bakıyorum.

‘İyi ki doğdun, nice yıllara’.

Tekrar tekrar okuyorum mesajları. Gözlerim doluyor, ama boğazıma sıkışıp kalan yumruk sanki göz pınarlarımı da tıkamış. Akmıyor gözyaşları, zor nefes aldığımı fark ediyorum. Tüm bedenim hissizleşmiş, kaskatı olmuş. Bir elimdeki telefona bakıyorum, bir de önümüzde giden takip ettiğimiz araca…Yüreğim iyice sıkışıyor.

Biz gece kutlamıştık, doğum gününü; iyi ki sabahı beklememişiz kutlamak için. İki kelimeyle de olsa geceden kutlamışız. Yoksa biz de bu mesajlar gibi geç kalacaktık!

Elimdeki telefon tekrar titreşime geçiyor. Bu kez mesaj değil, yanıt vermem gerekiyor.

Aç tuşuna basıyorum, karşımdaki ses : ‘Doğum günün kutlu olsun’ diyor neşeli bir şekilde. Susuyorum, karşı taraf ‘alooooo, duymuyor musun beni’ diyor. Zorlukla yanıt veriyorum. ‘Ben kardeşiyim’. Bu sefer karşı tarafın sesi kısılıyor. ‘Ya Bilge?’ diyor. Fısıldayarak konuşuyorum: ‘Bilge’yi bu sabah kaybettik, şu an defnetmeye gidiyoruz’. Karşı ses kesiliyor, telefon kapanıyor.

Tam bir yıl önce bu gün, bu saatlerde….

Şimdi mezar taşında yazıyor: Doğum tarihi: 02 Haziran 1965

Ölüm tarihi : 02 Haziran 2007

Yoldaşlığı o gün meleklere devretmiştik.

Umarım melekler yoldaşın olmaya devam ediyordur. Doğum günün kutlu olsun.

‘Çav bella’

 
Toplam blog
: 240
: 1628
Kayıt tarihi
: 18.08.06
 
 

Zamandan şikayet ederken, ne kadar hızlı aktığını fark edemeden geçmiş yıllar. Kırklı yıllar, kır..