​ Çelişkinin farkında bile değil… / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '08

 
Kategori
Haber
 

Çelişkinin farkında bile değil…

Çelişkinin farkında bile değil…
 

Fotoğraf: www.milliyet.com.tr


Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Faaliyetleri Müdürü Ayşe SUCU'nun Aksaray'da <ı>“Dindarlık Anlayışımız ve Kadın” konulu konferansta <ı>"Kadın kendisini nasıl dindar hissediyorsa kendini öyle ifade etmesi gerekiyor. Kuran-ı Kerim'de başörtüsü ile ilgili ayette örtünme şekliyle ilgili bir açılım yok, 'illa şöyle örteceksin, pardösü giyeceksin' diye bir ibare yok. Dikkat edilmesi gereken husus, iffetli, namuslu kadın olmaktır. 'Başını örten namuslu, başını açan namussuz', sakın böyle bir yargıya varmayalım. İnsanın namusu, iffeti, ahlakı, kılık kıyafet üzerine bina edilemez. Diyanet İşleri Başkanımız da bunu açıkladı. Başörtüsü İslam'ın ön şartı değildir. Kadın dilediği gibi giyinmeli, başörtüsü nedeniyle eğitim hakkı elinden alınmamalı" demişti.

Bunun üzerine Türk Diyanet Vakfı Genel Müdürü A. İhsan SARIMERT bir açıklama yaptı. TDV Kadın Faaliyetleri Müdürü Ayşe SUCU'nun, Aksaray'da <ı>“Dindarlık Anlayışımız ve Kadın” konulu konferansta sunduğu tebliğin vakfın görüşü olmadığını ve yanlış anlaşılmalara neden olduğunu vurguluyor.

Genel Müdür, <ı>"Diyanet İşleri Başkanlığı genel idare içinde yer alan bir kamu kurumu olup, 'laiklik ilkesi doğrultusunda' bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışmayı ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirmekle yükümlüdür. İlgili kanunda da bu görevler, 'İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek' şeklinde belirlenmiştir. Türkiye Diyanet Vakfı'nın kuruluş gayesi, her alanda Diyanet işleri Başkanlığımızca gerçekleştirilecek hizmetlere destek olmak ve katkı sağlamaktır. Dini konularda hüküm çıkarma ve görüş beyan etme yetkisi bulunmayan Vakfımızın, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın faaliyet alanlarına, aldığı kararlara ve dini konularda toplumu aydınlatırken verdiği bilgilere ve açıklamalara ters düşmesi mümkün değildir" diyor…

Yani…

Bir taraftan görevlerinin <ı>“…din konusunda toplumu aydınlatmak…” olduğunu söylerken, diğer taraftan da <ı>“Biz bu bilgileri verirken de fincancı katırlarını ürkütmemeye dikkat ederiz” demeye getiriyor.

Sıkıntımız zaten bu…

Fincancı katırlarını ürkütelim mi, ürkütmeyelim mi?

Ne diyor Ayşe SUCU?...

<ı>“İnsanın namusu, iffeti, ahlakı, kılık kıyafet üzerine bina edilemez. Diyanet İşleri Başkanımız da bunu açıkladı.”

<ı>

Vakfın genel müdürü ne diyor?

<ı>“Diyanet İşleri Başkanlığı'nın faaliyet alanlarına, aldığı kararlara ve dini konularda toplumu aydınlatırken verdiği bilgilere ve açıklamalara ters düşmesi mümkün değildir" diyor.

Böylesine bir çelişki olur mu?

Olmaz ama genel müdürün çabasını anlamak gerekir burada. Ona göre sanırım Kuran’ın dediği değil de tarikat şeyhinin dediği önemli.

Bir kısım <ı>“Ulema” ayeti <ı>“Saçının bir teli bile görünse (Kuranda yazılı olmamasına rağmen) <ı>dinden çıkarsın” derken, diğer bir kısmı da <ı>“…'illa şöyle örteceksin diye bir ibare yok. Dikkat edilmesi gereken husus, iffetli, namuslu kadın olmaktır” diyor.

Birinci görüş, kadını insandan değil de erkeğin güdümünde ve kontrolünde bir varlık olarak gösterirken, diğeri kadını <ı>“İnsan ve herkes gibi Allah’ın da bir kulu” olduğunu vurguluyor.

Size göre hangisi doğru?

İşte mesele bu…”

Kuran’da net ve açık olarak belirlenmeyen şeyler için Allah’ın öğüdü <ı>“Akıl”a danışmaktır.

Konuya tekrar dönecek olursak, benim esas söylemek istediği ve söylediğim şey de şu…

Zaman ve zemin dikkate alınarak <ı>“dinde reform” anlamında değil, ama görüşlerin buluşacağı <ı>“Ortak noktaların” belirlenerek insanları din konusunda aydınlatılmasıdır.

Bugün geldiğimiz noktada, insanlar fikirlerini hiçbir şeyden çekinmeden açıklarken, diğer bir kısım da çıkarlarına ters düşmemesi için birçok konuyu saptırmakta ve insanlar da onların gösterdiği yolda sapmaya gitmektedirler.

Allah’ın öğüdüne kulak vererek <ı>“Aklı” öne çıkmadıkça da sapmalar kaçınılmaz olacaktır.

Tüm inanların bu sapmalardan kendilerini korumalarını dilerim.

21 ŞUBAT 2008

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..