- Kategori
- Güncel
Cemaat mi, Erdoğan mı?

MİT Müsteşarı Hakan Fidan, önceki MİT Müsteşarı Emre Taner ve Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş'in KCK operasyonlarını yürüten özel yetkili savcılar tarafından ifadeye çağrılmaları gündeme bomba gibi düştü.
Gazete manşetleri ve köşe yazarları AKP-Cemaat arasındaki gerilime dikkat çekerek “devlet içinde deprem”, “filler tepişiyor mu?” diyerek vaziyeti tahlil ettiler.
2011 yılının Mayıs ayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bilgisi dahilinde PKK ile masaya oturan MİT ekibinin KCK soruşturması kapsamında ifadeye çağrılmaları pek çok soruyu da gündeme taşıdı.
-Devlet stratejisi yargılanamaz!
-Erdoğan da ifadeye çağrılacak mı?
-İsrail bu işin neresinde?
Bu üç konuyu açacak olursak;
Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılması ve söz konusu iddiaların görev suçu kapsamına girmesi sebebiyle Başbakanlığın izni olması gerektiği söylendi.
MİT Müsteşarlarının ifadeye çağrılmalarına tepki gösteren bir ‘gazeteci’ “devletin terörle mücadele stratejisi yargı konusu yapılamaz” gibi Çiller vari bir çıkış yaptı.
Aynı gazeteci bu gelişmeden önce Eski Genelkurmay başkanı İlker Başbuğ için ‘bence Başbuğ tutuklanmalıdır’ demişti!
‘Pardon’, Devlet arada böyle şeyler yapar başlıklı yazımda belirttiğim gibi, eğer bir suç varsa makam gözetmeksizin herkes yargılanabilmelidir. MİT görevlilerinin diğer kişilerden ne ayrıcalığı olabilir ki YARGILANAMAZ, İFADESİ ALINAMAZ! damgası vurulabiliyor.
Milliyet gazetesi köşe yazarı Derya Sazak MİT görevlilerinin ifadeye çağrılmalarına yönelik farklı bir yöne dikkat çekiyor. BirGün gazetesinden Fikri Sağlar’ın köşesine taşıdığı yazısını işaret eden Sazak, Hakan Fidan’ın geçenlerde basın mensuplarına yönelik yaptığı toplantıya benzer, 1992 yılında MİT Müsteşarı Teoman Koman yapmış. O basın yemeğinde Koman, ‘toplumda sansasyon yaratacak şahıslara yönelik suikastlar düzenleneceği’ istihbar ettiklerini kayıt edip, ‘hatta içinizden biri hedef olabilir’ dedikten sonra, ‘Ama biz önlersek böyle bir şey olmaz’ demiş. Bu konuşmadan 6 ay sonra, 24 Ocak 1993 günü Teoman Koman’ın toplantısına katılanlardan biri olan Uğur Mumcu suikast sonucu öldürüldü.
Sazak, “KCK nedeniyle MİT Müsteşarlarının dinlenmesi yolu açılacaksa, faili meçhullerde de aynı yöntem neden izlenmesin? Teoman Koman’a da Uğur Mumcu suikastı sorulmalıdır?!”diye aktarıyor.
İddialar çok ağır ama MİT görevlileri yargılanamaz denilmesi ve izne tabi tutulması adalete indirilen bir balyozdur.
MİT Müsteşarlarının ifadeye çağrılmaları beraberinde şu soruyu da getirdi; Erdoğan da ifadeye çağrılacak mı? Erdoğan’ın bilgisi dahilinde olması ve “Hakan Fidan’ı Afet Güneş’le birlikte gönderdim” açıklaması bu soruyu da gündeme taşıdı.
MİT-PKK görüşmesi haberlerini takip edenler hatırlayacaklardır, o dönem ses kaydının internete sızdırılması konusunda “İsrail’in parmağı var, İsrail ses kaydını yayınladı” diyenler şimdilerde İsrail’in adını bile telaffuz etmiyorlar!
YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ