- Kategori
- Doğal Hayat / Çevre
Cemal Gülas ve Datvi

www.pazar53.com/images/news/5657.jpg
Dün akşam Kanal 24 'te DATVİ ile ilgili bir haberi izledim. Datvi, malum küçücük sevimli mi sevimli bir ayı yavrusu; geçtiğimiz aylarda bir aylıkken Rize Valliliğince doğa fotoğrafçısı ve programlarını severek izlediğimiz Cemal Gülas'a doğal hayata uyum sağlamak amacıyla yetiştirilmesi için verilmiş, daha sonra yaban hayatından uzaklaşıyor ve evcilleşiyor iddiasıyla geri alınıp Bursa-Karacabey Rehabilitasyon Barınağı'na konulmuş. (Anladığım ve izlediğim kadarıyla yetkililer, Sayın Gülas ile yavru ayının samimiyetini kıskanmışlar.) Ne sevimli ayıcık, yumak yumak, oyuncak gibi. İzlerken bile insanın sarıp sarmalayası geliyor.
Datvi'nin medyada yer alan hikayesi ise kısaca şöyle, bilmeyenler için:
Gürcüce'de ayı anlamına gelen 'Datvi' isimli yavru ayı, avcılar tarafından annesi vurulduktan sonra henüz bir aylıkken doğal hayata hazırlanması için doğa belgeselcisi Cemal Gülas'a teslim edilmişti. Çamlıhemşin ilçesi sınırları içerisindeki yaban hayvanlarının yaşam alanları içerisinde büyüyen Datvi, ilçenin simgesi haline geldi. Hatta 8 aylık ayı yavrusunun, 8 aylık bir kangal köpeği ile arkadaşlığı görenleri şaşkına çevirdi. Ancak Milli Parklar Genel Müdürlüğü kararını değiştirerek Datvi'nin Gülas'tan geri alınmasına karar verdi. Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından görevlendirilen Prof. Dr. Nilüfer Ertuğrul nezaretindeki bir ekip, ayı yavrusunu almak için Rize'nin Hemşin İlçesine gitti. Burada ayı yavrusunu yaklaşık 5 aydır yaban hayatına hazırlayan Cemal Gülas ile Prof. Dr. Ertuğrul arasında tartışma yaşandı. Cemal Gülas, Datvi'nin götürülmek istendiği Karacabey Ayı Rehabilitasyon Merkezi'nde tecrit edileceğini ileri sürerek uygulamadan duyduğu rahatsızlığı anlattı. Yavru ayı daha sonra uyuşturucu iğne ile bayıltılarak kafese konuldu. Bir hayli üzgün olduğu görülen Gülas, olup bitenleri evinin içinden seyretmekle yetindi.
( http://www.tgrthaber.com/news_view.aspx?guid=%7BA813F3ED-6FBA-4B71-BCAE-8ED4254F93F7%7D )
Bu haber haziran ayına ait. Hatta o günlerde, Bingöl'de serinlemek için dereye giren başka bir yavru ayı, köylüler tarafından sopayla dövülerek öldürülmüştü. İki haber eş zamanlı. Birçok arkadaşımız yazmıştı, o talihsiz ayıcıkla ilgili haberi. O zaman düşünmüştüm farklı kaderi paylaşan biri talihsiz biri şanslı, her ikisi de ayı. Bugünlere geldiğimizde şanslı olanın da şanslılık durumunu tartışabileceğimiz bir durum meydana gelmiş. Karacabey'de barınağa konulan ayının durumu da iyi değilmiş. Kolay mı hem bulunduğu ait olduğu çevreden alıncak hem de büyüten, besleyen, seven adamdan koparılacak. Ayı bunalıma girmeyip ne yapsın? Tebdil-i mekanda her zaman ferahlık olmuyormuş, demek ki...
Dün haberlere telefonla katılan Cemal Gülas'ın da üzüntüsü gayet açık. Doğa hayatını korumakla görevli yetkililerin iddiaları da çok basit kalıyor, neymiş efendim ayı evcilleşirmiş. Evcilleşsin bunda ne kötülük var, bir tane yavrucuk evcilleşti diye ayı soyunun genleri mi bozulacak? Hem Cemal Gülas Şişli'de Nişantaşı'nda yaşamıyor ki! O zaten doğa adamı, ömrü Karadeniz'de ormanda, dağlarda fotoğraf çekmekle geçiyor. Bunda ne sakınca olabilir?
Üstelik yüzyıllardır tef çalınıp sokak sokak dolaştırılan, hamamda bayılan teyze taklidi yaptırılan ayıları ne çabuk unuttuk! Onlar için koruma yasaları olsun, rehabilite edilsin. Datvi'nin durumu özel bence. Cemal Gülas Datvi'nin dışkılarını bile saklamış, yedirdiği besinlerin doğal hayata uygun olduğunu kanıtlamak için.
Başka bir haberde Van'da bir köye sığınan bir gözü mavi bir gözü kahverengi kurt yavrusu ile ilgiliydi. Aynen VAN KEDİSİ gibi gözleri. Tavuk, hindi, kaz ve köpeklerle arkadaş olmuş, kardeş kardeş yaşıyor. 4-5 aydır o köydeymiş ve hiç kimseye saldırmamış. Bu haberden sonra yetkililer onu da oradan alıp sürgüne yollarlar, bir de köylüye ceza keserler, yavru kurda yataklık yaptın, diye.
Hey gözünü sevdiğimin yasaları; ormanlar, akarsular, sahiller talan edilirken neredesiniz?
Bazı konularda gösterilen ve bazı yasalara karşı kılı kırk yaran derecesindeki hassasiyet komik oluyor. Temel hukuk ve anayasa maddelerine neden gösterilmez bu hassasiyet, onu da anlayan biri varsa anlatsın!
Sağlıcakla kalın !
Datvi'nin medyada yer alan hikayesi ise kısaca şöyle, bilmeyenler için:
Gürcüce'de ayı anlamına gelen 'Datvi' isimli yavru ayı, avcılar tarafından annesi vurulduktan sonra henüz bir aylıkken doğal hayata hazırlanması için doğa belgeselcisi Cemal Gülas'a teslim edilmişti. Çamlıhemşin ilçesi sınırları içerisindeki yaban hayvanlarının yaşam alanları içerisinde büyüyen Datvi, ilçenin simgesi haline geldi. Hatta 8 aylık ayı yavrusunun, 8 aylık bir kangal köpeği ile arkadaşlığı görenleri şaşkına çevirdi. Ancak Milli Parklar Genel Müdürlüğü kararını değiştirerek Datvi'nin Gülas'tan geri alınmasına karar verdi. Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından görevlendirilen Prof. Dr. Nilüfer Ertuğrul nezaretindeki bir ekip, ayı yavrusunu almak için Rize'nin Hemşin İlçesine gitti. Burada ayı yavrusunu yaklaşık 5 aydır yaban hayatına hazırlayan Cemal Gülas ile Prof. Dr. Ertuğrul arasında tartışma yaşandı. Cemal Gülas, Datvi'nin götürülmek istendiği Karacabey Ayı Rehabilitasyon Merkezi'nde tecrit edileceğini ileri sürerek uygulamadan duyduğu rahatsızlığı anlattı. Yavru ayı daha sonra uyuşturucu iğne ile bayıltılarak kafese konuldu. Bir hayli üzgün olduğu görülen Gülas, olup bitenleri evinin içinden seyretmekle yetindi.
( http://www.tgrthaber.com/news_view.aspx?guid=%7BA813F3ED-6FBA-4B71-BCAE-8ED4254F93F7%7D )
Bu haber haziran ayına ait. Hatta o günlerde, Bingöl'de serinlemek için dereye giren başka bir yavru ayı, köylüler tarafından sopayla dövülerek öldürülmüştü. İki haber eş zamanlı. Birçok arkadaşımız yazmıştı, o talihsiz ayıcıkla ilgili haberi. O zaman düşünmüştüm farklı kaderi paylaşan biri talihsiz biri şanslı, her ikisi de ayı. Bugünlere geldiğimizde şanslı olanın da şanslılık durumunu tartışabileceğimiz bir durum meydana gelmiş. Karacabey'de barınağa konulan ayının durumu da iyi değilmiş. Kolay mı hem bulunduğu ait olduğu çevreden alıncak hem de büyüten, besleyen, seven adamdan koparılacak. Ayı bunalıma girmeyip ne yapsın? Tebdil-i mekanda her zaman ferahlık olmuyormuş, demek ki...
Dün haberlere telefonla katılan Cemal Gülas'ın da üzüntüsü gayet açık. Doğa hayatını korumakla görevli yetkililerin iddiaları da çok basit kalıyor, neymiş efendim ayı evcilleşirmiş. Evcilleşsin bunda ne kötülük var, bir tane yavrucuk evcilleşti diye ayı soyunun genleri mi bozulacak? Hem Cemal Gülas Şişli'de Nişantaşı'nda yaşamıyor ki! O zaten doğa adamı, ömrü Karadeniz'de ormanda, dağlarda fotoğraf çekmekle geçiyor. Bunda ne sakınca olabilir?
Üstelik yüzyıllardır tef çalınıp sokak sokak dolaştırılan, hamamda bayılan teyze taklidi yaptırılan ayıları ne çabuk unuttuk! Onlar için koruma yasaları olsun, rehabilite edilsin. Datvi'nin durumu özel bence. Cemal Gülas Datvi'nin dışkılarını bile saklamış, yedirdiği besinlerin doğal hayata uygun olduğunu kanıtlamak için.
Başka bir haberde Van'da bir köye sığınan bir gözü mavi bir gözü kahverengi kurt yavrusu ile ilgiliydi. Aynen VAN KEDİSİ gibi gözleri. Tavuk, hindi, kaz ve köpeklerle arkadaş olmuş, kardeş kardeş yaşıyor. 4-5 aydır o köydeymiş ve hiç kimseye saldırmamış. Bu haberden sonra yetkililer onu da oradan alıp sürgüne yollarlar, bir de köylüye ceza keserler, yavru kurda yataklık yaptın, diye.
Hey gözünü sevdiğimin yasaları; ormanlar, akarsular, sahiller talan edilirken neredesiniz?
Bazı konularda gösterilen ve bazı yasalara karşı kılı kırk yaran derecesindeki hassasiyet komik oluyor. Temel hukuk ve anayasa maddelerine neden gösterilmez bu hassasiyet, onu da anlayan biri varsa anlatsın!
Sağlıcakla kalın !