- Kategori
- Mizah
Cennet Arsa Ofisi! (2)
Verilen adresi bulduğumda şaşırdığımı itiraf etmeliyim!
Şehrin dışında, etrafı yüksek avluyla çevrili bir çiftlik eviydi burası! Biraz da ürkmüştüm açıkçası! Ama tam kapıya yanaştığımda, lüks bir araçla kapıdan çıkan çember sakallı bir abimizi görünce rahatlamıştım! Selamımı da almıştı!
Kapı kapanmadan içeri girdim, park yerine aracımı park ettim!
Kapı zili telefondaki sesin benzeriydi! Bu kez bitmeden kapı açıldı!
“Buyruuun! Ahmet Beydi değil mi?”
“Merhaba! Benim evet!”
“Terlikleriniz! Lütfen bunları giyin!”
Baktım terliklerin üzerinde ismim yazılı!
Ellerim titrediğinden ayakkabımın bağcığını çözerken düğümlemiştim! Yüzümün kızardığını hanımefendi de fark etmişti sanırım. Gülümsüyordu!
Geniş, yüksek tavanlı bir salona aldı beni!
“Ne ikram edeyim size Ahmet Bey? Çok güzel meyve suyu kokteylimiz var! Tavsiye ederim!”
“Siz bilirsiniz!” Der demez, güzel bir hanımın elinde tepsiyle salona girdiğini gördüm! Sehpaya bıraktığı bardağı alıp bir yudum çektiğimde gerçekten dediği gibi vardı!
“Çok güzelmiş! Neler var içinde bunun?”
“Hurma suyu konsantresi ile Kevser şurubu karışımı!”
“İlk defa içiyorum!”
“İlkleri yaşayacaksınız burada!”
Duvardaki resimler dikkatimi çekmişti! Dünyanın belli başlı memleketlerinden hanım fotoğraflarıydı bunlar!
“Fotoğrafları çok güzel çekmişsiniz! Canlı gibi!”
“Onları Şeyh Hamdullah Mısrî Efendi çekti!”
“ Duymadım ismini! Sanırım Mısırlı öyle mi?”
“Tanınmış âlimdir! Hicri iki yüz yılında İskenderiye’de yaşadı!”
“Resimler eski o zaman!”
“Bunları yeni çekti!”
“Yeni mi çekti? Hicri iki yüz demiştiniz yanılmıyorsam!”
“Her yüz yılda bir gelir! Kendisi şu an burada! Az sonra gelir! Arsa konusunu o izah edecek size!”
Gene de konuyu anlayamamıştım ama ısrar da etmedim!
Meyve suyunu yudumlarken Huriye’yi de inceden kesiyordum! Sesiyle endamı bu kadar uyumlu bir mahlûkat sürpriz ötesi bir şeydi! İnce eleyip sık dokuyan bir karakterde olan ben, kusur aradıkça bulamamanın çaresizliğini yaşıyordum! Bundan şikâyet ettiğim sonucuna da varmayınız lütfen!
Son yudumu çekmemle merdivenlerden aşağıya doğru birinin indiğini fark ettim!
“Şeyhimiz de geliyorlar Ahmet Bey!”
(devamı var!)