​ Çerkes Çıkması / Doğal Hayat / Çevre / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '10

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
 

Çerkes Çıkması

Çerkes Çıkması
 

Doğduğum yerden beni gömün...Bektaşağa/Sinop


“Çerkeslerin adetleri - görenekleri savaş ile şekillendiğinden olsa gerek katı, esnemez, hata kabul etmez tutumları vardı…”

Bu cümleyi okuyuncaya kadar, rahmetli babamın ” katı, sert ve hata kabul etmez “ tutumunu anlamak için O’nu yıllarca sorgulamıştım.

Kendime bakıyorum, amcalarıma bakıyorum, kuzenlerime bakıyorum, diğer akrabalarıma bakıyorum hepimiz aynıyız… Meğer bu tutum bizim geleneksel bir özelliğimiz ve adına “ Çerkes çıkması” deniyormuş.

Rahmetli, “çıkma “ konusunda aile içinde epey ünlüydü. Geriye dönüp baktığımda, babamın çıkmalarından en çok galiba ben nasiplendim. Hiç unutmam bir gün, yakın olan pazar yerinden bir çuval soğanı eve götürdüm. Annem balkonda soğanları sermek için yer açmaya çalışırken, peşime geldi. “ Nerde kaldın, niye ikinci çuvalı almaya gelmedin?” sorusuyla, yer misin yemez misin beni çok kötü dövmüş, annemi de dövmekten beter etmişti.

Herhangi bir münakaşa ya da tartışma esnasında aniden parlar, eser- gürlerdi. Çoğu zaman karşısındakinin kalbini bu yüzden de kırardı. İster tanıdık bir ortam olsun, ister olmasın ne söyleyeceğinden geri kalırdı, ne de tutumunu değiştirirdi. Ama çok değil üç-beş dakika sonra, karşısındakine ağır sözleri söyleyen sanki o değilmiş gibi, yine tatlı konuşurdu.

Tüm yaşamı boyunca çok kızdı, ama hiç kimseye kin gütmedi. Bir konuyu anlayıncaya kadar kafasında ölçer, biçer, tartardı. Ayrıntılara –hatta çoğu zaman- ayrıntıların da ayrıntısına kadar inmekte üstüne yoktu.

Evde saygıya dayalı bir ilişkimiz vardı. Hep mükemmel olmamızı isterdi. Kurallar ve sorumluluklar vardı. Bunlara kesin ve kesin uyulurdu. Uymama durumunda hesap sorulurdu.

Çocukluk ve gençlik yıllarımda hep kavgaların içinde oldum. Bir günden bir güne “Seni döveni, ben cezalandırırım “ demedi. Sevgisini ve korumacılığını alenen göstermedi. Söylemek istediklerini ve sinirlendiğini çenesini gıcırdatmasından anlardık.

Arada beklenmedik espriler yapardı. Yemek konusunda katı ve kuralcıydı. Üç öğünü yemek isterdi. Asla, -pazar günleri dahi- gravatını çıkarmaz, ev içinde pijama ile dolaşmazdı. Siyasi takıntısı olmasına karşın, her türlü görüşe açıktı. Kabul etmediği bir şeyi de asla yapmaz ve benimsemezdi. Hiçbir zaman alenen küfür ettiğini duymadım. Y

aşadığı gelenekleri aynen sürdürmek isterdi. Meşhur “çıkmalarını” bir tek ağabeyine karşı yapmazdı/yapamazdı. Maddi manevi elinden geleni hısım akraba ile paylaşmayı çok severdi. Böbürlenmezdi.

Aileye ve akrabalık ilişkilerine çok değer verirdi. Her zaman gurur duydum. Son nefesini verinceye kadar, tertip ve düzeninden, terbiyesinden, geleneklerine bağlılığından, “çıkma”larından vazgeçmedi.

Şimdi anladım ve yaşıyorum ki, her Çerkes’in “derinlerde” üzerine basılınca gözü dünyayı görmeyen ince bir damarı var.

Eşim-çocuklarım ve arkadaşlarım öyle diyor…

 
Toplam blog
: 272
: 734
Kayıt tarihi
: 13.10.07
 
 

1959 Sinop Bektaşağa Köyü doğumluyum. Yaşamda, anlaşılacak bir şeyi olanlara ve bunu öğreti yapan..