​ Cesaret / İş Yaşamı - Kariyer / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '13

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
 

Cesaret

Cesaret
 

karların içinden...


“Rahat rahat otururken nereden çıktı şimdi, neden bu işe girelim ki, ne gerek var! Üstelik kimsenin ihtiyaç duymadığı bir şey bu, kimse almaz ki!” demişti  Wozniack, Steve Jobs’a. Kimsenin bir bilgisayara  ihtiyacı yok... Oysa Jobs’ı inandıklarından vazgeçirmek imkansıza yakındı. 12 yaşındayken frekans sayacı yapan ve ihtiyacı olan parçalar için telefon rehberini açıp Hewlett Packard’ın başındaki Bill Hewlett’i arayan Jobs, 20 dakikalık bir telefon konuşması sonunda sadece parçaları temin etmekle kalmamış, aynı zamanda o yaz HP’de çalışma imkanı da bulmuştu. Kişisel sözlüğünde “vazgeçmek” kelimesi yer almayan Jobs, nitekim Woz’a şöyle cevap vermişti: “insanlar hiç görmemiş oldukları bir şeyi nasıl isteyebilirler ki?”

Bu yaz vizyona girecek Jobs filminden kısacık da olsa bu sahne bir fikir veriyor. (İngilizce)

http://youtu.be/iXm00YVXtmc]

Gittikçe daha hızlı, daha dikkatli ve rekabetçi olan günümüz yaşamında risk almaya duyduğumuz istek bizi konfor alanımızdan uzaklaştırıyor. Rahat olduğumuz alandan rahatsız olabileceğimiz bir alana adım atarken birçok belirsizlik ile karşılaşıyoruz çünkü.

Üniversite için alışmış olduğu hayat düzeninden çıkarak yeni bir şehre ve koşullara cesaretle adım atan bir çok kişiden biriyim, hayatımda aldığım ilk büyük risktir.  Daha büyük, daha karmaşık ve hatta kendi dilinden konuşmayan dünyada psikolojiniz üzerine şok etkisi yaratıyor bir süre. Bir süre sonra fark ediyorsunuz ki değerli amaçlar rahat rahat otururken gerçekleşmiyor. Yeni fırsatları ancak güvenlik alanımızdan çıktığımız zaman yaratabiliyor, beceri kazanabiliyor ve etkisini büyütebiliyoruz.  Bugünün dünyasında; Değişimi kucaklamadıkça, başarısızlık riskinden rahatsız olmadıkça başarı kazanmayı umarak veya hayal ederek yaşamak mümkün değil.

Kuşkusuz, "başarısızlık korkusunun mu" yoksa kaybetmekle yüzleşmenin ağırlığının mı harekete geçmemizi engellediğini ve bizi konfor alanımıza çivilediğini sorgulamakta fayda var.  İlerlememizi sağlayacak bağlantıları, ilişkileri kurmamızı ve istediğimiz etkiyi sağlamamızı engelleyen kendimiz miyiz acaba?

Belki birkaç soruyla kendimizi değerlendirebiliriz, iş odaklı bakmayalım sadece lütfen :
Sorunlarla karşılaştığım zaman hep aynı çözüm yollarını mı kullanıyorum yoksa yeni çözüm yolları deniyor muyum?
İçinde bulunduğum koşulları değiştirebilmek ve iyileştirebilmek için yeni fırsatları proaktif olarak  araştırıyor muyum?
Açık ve savunmasız olma riskini alıyor muyum yoksa gururumu ve gücümü korumaya mı çalışıyorum?
Gerçekten ne istediğimi soruyor muyum yoksa sadece insanların bana ne verebileceğini mi düşünüyorum?
Başkalarının benim yeteneklerimi görmeleri için çaba gösteriyor muyum yoksa çalışmalarımın fark edilmesini mi bekliyorum?
Dudaklarımı ısırıp sesli düşünerek acaba her şeyi sürekli eleştiriyor muyum?

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, risk almayı istemek her şeyi deneyeceğiz anlamına da gelmiyor! Başarılı insanların hayatlarına bakalım – hatta en yakın kendi başarılarımıza bakalım- ortak bir özellik başarının garanti edildiği bir vaat ile karşılaşılmamış olmasıdır! Çünkü dikkat ederseniz hiçbir zaman başarı bize vaat edilemez, başarıyı biz yaratırız.

İzlediğim bir filmde, baba oğluna hayatını değiştiren "o önemli kararı" 20 saniyelik bir delilik anında aldığını söylüyordu. Harekete geçmek için yeterli bir süre, fazla düşünürsek konfor alanımızdan çıkamıyoruz.

(İngilizce)

http://youtu.be/ZmMFIganRQY]

Şimdiden düşünün, on sene sonra ne yapıyor olacaksınız?

Kiminle, kimlerle?

On yıl içinde nasıl biri olmak istiyorsunuz?

Bugünden itibaren on yıl içinde olağanüstü başarılara imza atmış insanlar olacak. Kim olduklarını şimdi bilemiyoruz ama bir şey biliyoruz ki konfor alanlarından çıkmış insanlar olacaklar. Başaramama, hatta "aptal görünme" riskini alan insanlar olacaklar. Hiç risk almamanın en büyük risk olduğunu bilecekler.

Soru şu, siz 20 saniye için rahatınızı bozar mısınız?

 
Toplam blog
: 32
: 418
Kayıt tarihi
: 11.10.12
 
 

Mimar Sinan Üniversitesi mezunudur. İnsan kaynakları, eğitim ve gelişim, yetenek yönetimi ve kari..