- Kategori
- Çevre Bilinci
Çevreci aşklar

bisiklete binin
Bir gün dünyaya bu gözle bakacağımı söyleseler inanmazdım. Zaten 3 günlük ömrüm kalmış ohh yiyip içip keyif yapayım diyordum ki nereden çıktıysa tuttum (salaklığıma doymayım) bir arkadaşla dere tepe düz gittim. Yürüyüş bittiğinde o kadar muhteşem bir manzara gördüm ki kalbimde bir parçacık harekete geçti. Doğa sever oldum. Hadi o dağ başından inerken bir de yeni doğum yapmış bir koyun görmeyim mi? İnanın kendim değildim artık. Kuzucuk daha yeni ayağa kalkıyordu yeminle içimden kopan şeyleri size anlatmam mümkün değil.
Aşk olayında embesil ötesiyim kabul ediyorum ama kalbim çarpmıyor değil. Hatta bir kere aşık olmuştum gerisini hatırlamıyorum türünde kendimi kaybettiğim bile oldu. Ama bildiğim kadarıyla bende aşık olunacak kapasite yok. Noter gelse tesciller o derece. Son zamanlarda zaten iyice eminim ben bir daha aşık olamadan ölüp gideceğim.
Ama bu başkaları aşık olmayacak değil. Aşk öyle bir şeymiş ki her an onu düşünürmüşssün. Görmek istermişssin. Her söylediğini üstüne alınır hatta kırılıp ağlarmışssın. Kavuşmak ister kavuşamadıkça özlem çekermişssin.(Bende şimdilik hiç bir belirti yok şükür.) Erkelerde de böyle mi bilmiyorum ama geçen gün bir arkadaşımla uzun uzun konuştuk aşktan korkuyormuş. (Kimi bulamaz kimi bilemez hesabı) Kadınlar aşık olunca psikopatlaşıyor dedi. Sürekli üstüne düşüyormuş. Arayıp duruyormuş. Hediyeler alıyormuş. Bunun gibi bir sürü şımarıklık sıraladı durdu.
Naan madem öyle neden kadınlar öldürülüyor hep, sokakta 'ya benim olacaksın ya kara toprağın' diyen bi hatun görmediğimden arkadaşımın söylediklerini ciddiye almadım açıkçası.
Tam da bunlarla kafam karışıkkken 350 sayısı geldi gündemimin ortasına düştü. Malum atmosferde karbondioksit oranı 392 ye ulaştı ve çocuklarımız için dünyaya karbondioksit oranını 350 ye düşürene kadar araçlara binilmeyecek. Bisiklete binilip küresel eylemler yapılacak. Ben de tuttum bu eylemlerin bazılarını planlamak üzere iklim adaleti gönüllüsü oluverdim.
Toplantılar ve bir araya gelmek dışında epeydir yapmadığımız pek çok insani şeyler yapmaya başladık. Mesela internet başında daha az vakit geçirip daha fazla insan görmeye başladık. Birden etrafımızda çevreci yapyakışıklı adamlar doldu. Ev arkadaşım havalarında ısınmasıyla olsa gerek bu organik adamlardan birine aşık oldu.
Ya ilk günlerde insanın hoşuna gidiyor sonra bir baktım ki etrafımda aşık insanlarla kuşanmış ve öyle sap gibi kalmışım. Hoş değil tabiii. Sonuçta bende yanımda gözümün içine bakan bir canlı istiyorum. (Bir köpek falan mı edinsem)
Gezegeni harekete geçireceğiz
Sevgili Arkadaşlar,
Bu yılın ilk birkaç ayı, tarihin en heyecan verici olaylarından birine tanık oldu yarım düzine ülkede, insanlar hakları için cesurca ayaklandılar. Birçokları uzun zamandır var olan diktatörlükleri devirerek bu mücadeleyi kazandı.
Bu ülkelerdeki 350.org kampanyasında birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız – öngörülebileceği üzere- bu özgürlük hareketinin ciddi bir parçası oldular ve bizlere Twitter’dan, grafitiye kadar birbirinden farklı araçları kullanarak nasıl sözlerini dünyaya duyurdukları konusunda örnek oldular. Birçokları hala harekete geçmenin; yıllarca o yorgun köşelerinde sıkışıp kaldıktan sonra yürümenin, koşmanın ne kadar muhteşem hissettirdiğini vurgulamaya devam ediyor.
Bu köşesinde sıkışıp kalma hissi, bizim yıllardır iklim hareketinde hissettiğimiz bir şey. Bilim insanları bizlere neden değişmek zorunda olduğumuzu söylediler- Ayrıca her sel ve sıcak hava dalgası bu mesajı bizlere bir kere daha tekrarlıyor. Mühendisler bizlere nasıl değişebileceğimizi gösterdiler ve rüzgar tribünleri ile güneş panellerinin gelecek vaad eden deneyler olmaktan, denenmiş teknolojilere dönüşmesini sağladılar. Şimdi değişimin önünde duran tek engel ekonomik olarak güçlü olan statüko—tüm o kömür ve petrol baronları ve onların hükümetin yüksek mevkilerindeki arkadaşları, bizi harekete geçmemizi engelleyen o kirli çamurun içerisinde köşeye sıkıştırıp duruyorlar.
Bu yıl her anlamda hareket ile ilgili bir yıl olacak. Geçtiğimiz iki yılda dünyanın her yanında sadece büyük bir omuz- omuza kampanya yaratmadık- aynı zamanda fosil yakıtlar ve tehlikeli iklim değişikliği olmayan bir gelecek isteğimizi harekete geçirerek, sokaklarda güncel ve güçlü bir hareket yaratarak gösterdik.
Takvimlerinizde 5 Mayıs tarihini işaretleyin- bu gün bizim “Gezegeni Harekete Geçireceğiz” dediğimiz gün: fosil yakıtların ötesine geçmek için harekete geçeceğimiz gün olacak.
5 Mayıs’ta, iklim değişikliği ile ilgili mesajımızı duyurmanın en anlamlı yollarını gerçekten bulacağız. Gerçek değişimi hayata geçirmek için ellerimizi, ayaklarımızı ve yüreklerimizi ortaya koyduğumuzu göstereceğiz. Dünyanın bir çok yerinde, insanlar hem zenginler hem de fakirlerin ortak ulaşım aracı olan bisikletlere binecekler. Başka bir çok yerde, insanlar yürüyecekler, dans edecekler, koşacaklar, kayak yapacaklar. Ortaya çıkartacağımız resmi bir düşünün; binlerce insan başkentlerini kuşatacak, parlamentolarının ve belediye saraylarının etrafını saracak..
Sen de gelecek misin?
5 Mayıs’ta sadece bisiklete biniyor veya yürüyor olmayacağız. Aynı zamanda, gerçek bir politik etkisi olmasını istediğimiz güçlü politik argümanlarımızı iletiyor olacağız. Bunlar bir ülkeden bir diğerine değişebilir çünkü almamız gereken önlemler ne kadar fosil yakıt kullandığımıza göre değişiyor. Bu politik etkiyi gerçekleştirmek için, şimdiden harekete geçmemiz lazım. Geçtiğimiz haftalarda, ABD’de, 10.000 genç “Gücün El Değiştirmesi 2011” yürüyüşünde Washington’da yürüdüler. Bu hareketi, önümüzdeki aylarda, internet üzerinden örgütlenen yerel düzeyde taban hareketlerine dayandıran ve dünyanın her yerinde iklim değişikliğini durdurma konusunda çalışan bir hareket olarak örgütleyeceğiz.
Tunus’taki, Mısır’daki ve Orta Doğu’nun çeşitli yerlerindeki dostlarımız bizlere değişimin çok çabuk gelebildiğini kanıtladılar. Çok büyük zaferleri şiddetsiz eylemlerle ama tabii ki büyük fedakarlıklarla kazandılar. Bunu çok cesurca ve içtenlikle; gerek internet üzerinden gerekse yüz yüze mücadele ile kazandılar. Ülkelerinde kapalı durmaktan pas tutmuş her konunun üzerini açtılar. Onlar bizim 350 mücadelemizi devam ettirmemizdeki ilham kaynağımız.
Bill McKibben