- Kategori
- Kişisel Gelişim
Çevrim
Modalar dönüp duruyor. Aslında kainatta her şey dönüp duruyor. Evren, bir merkez etrafında dönen şeylerle dolu. Gezegenler, belli bir yörüngede, hem kendi etrafında hem Güneş etrafında dönüyor. Uydular gezegenler etrafında. Ve her gezegen kendinden önceki bütün gezegenlerin etrafında. Her şey gibi.
Tilki, kürkçü dükkanına dönüyor. Tarih, aynı noktaya varıyor. Bütün yollar Roma'ya çıkıyor.
Ve insan.... Topraktan gelmiş, yine toprağa varıyor. Bebeklik, çocukluk, ergenlik, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık. Zaman, asla dönüşü olmayan bir yol. Bir tek insan için zaman dönüp aynı noktaya varmasa da, insanlık için yine aynı noktaya varıyor.
Değişiklik takıntısı, insanoğlunun bilinçaltının en derininde yatan "tekdüzelik korkusu"nun bir sonucudur. Tekdüzelik korkusu, yaşamda bir iz bırakamamak ve öylece yitip gitmek korkusu demektir. Kibir maskesini takan insan, Pollyannacılık oynar, durur.
İnsan, kabul etmesi zor da olsa, hep aynı sona yürür. Bir kanon gibidir. Biri açarken ışıklı kapıyı, bir diğeri henüz yola çıkar. Sonuç hep aynıdır. Kesilen nesiller, yıkılan uygarlıklar, yok olan şaheserler, çalışan arkeologlar, tarihçiler. Bu açıdan bakılınca, yaşam, kendi çevrimi içinde yok ederken; yokluk kalıntılarından bile yaşayan insanı besliyor, geçindiriyor.
İnsanoğlu mu? Bir kum tanesini bile yaratamayan insan, küçük dağları kendisinin yarattığını sanıyor.