​ Çeyrek final ve Aragones'i kurtaran muhteşem Alex!... / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '09

 
Kategori
Futbol
 

Çeyrek final ve Aragones'i kurtaran muhteşem Alex!...

Çeyrek final ve Aragones'i kurtaran muhteşem Alex!...
 

Ekşi dede düşünceli...


Fenerbahçe Türkiye kupasında ''ekim adımlarla'' yoluna devam ediyor.

Takım, Bursa’da ilk devrede 3-0 galip.

Ama, gel gör ki, işler hiç de iyi gitmiyor!..

Yöneticilik bu işte…

Skora bakmayacaksın, atlanan tura bakmayacaksın…

Takımın içine, ruhuna bakacaksın.

Teknik direktörün ruhunu süzeceksin.

Skor tabelasında bugün 3-1 yazıyor.

Alex’in o söndürülemeyen futbol dehası olması…

Kaleci Volkan’ın zamanlama hüneri, topla buluşma sezgisi ve gençliliğinden ve çalışkanlığından üretilen refleksleri olmasa…

Ve de en önemlisi, futbolcuların öz-verili emeği, teri ve mücadele azmi olmasa…

Yadın gülüm, keten helva!..

Dakika 10…

Alex soldan topla kaçıyor: iki basit [muhteşem] hareket…

Topla kaçış + göğüste topu dinlendirip yumuşatan olağanüstü bir top tekniği + sol ayağında topu ''zamanlayıp'', tecrübeli bir kaleciyi yere yatırıp, pozisyonun [tüm seyirciler tarafından] tümü ile kaybolduğunu sanıldığı anda, topu kalecinin üzerindeki iğne deliğinden geçirip, ipe un sermek!..

Bu işi becerebilmek gerçek bir futbol dehası gerektirir!

Aragones kulübede eylemli enfarktüs geçiriyor: 1 – 0!..

Bir takım gibi oynuyor Fener ve dalga dalga akıyor Alex!..

Derken…

Bir ''çakal'' çıkıyor ortaya…

Zekâ, teknik, kurnazlık, hüner ve fantezi… Futbolun neden bu kadar popler olduğunun gerçek bir kanıtı: Alex!..

Bu adam deli!

Bu adam deha!

Bu adam bir tuhaf!..

Kulübede Aragones tık nefes…

Surat her zamanki gibi ekşi… mi?.. Ekşi!

Maçtan ikinci önemli notumuz şu:

Guiza bu maçta çok yoruldu…

Kendisine atılan pasları alkışlamaktan bitap düştü adamcağız…

Bir top uzatılıyor ileriye… Guiza koşuyor… Netice: her zamanki gibi, Hatice!

Bir de bakıyorsunuz, Guiza’nın elleri birbiri ile buluşuyor… Guiza kendisine atılan güzel topları alkışlıyor… Aslında, Bursa defansı tüm maç boyunca Guiza’nın kestiği kadar Fener akımı kesmedi… Bu nokta çok önemli!

Derken, kale içinde rakipten dönen bir topa gelişi güzel vurulan bir darbe… Top savunma oyuncusunun iki ayağı arasından geçiyor, kalecinin pozisyon ıskalamasından cesaretleniyor ve gol oluyor…

Guiza, unuttuğu ''okçu işaretini'' yapıyor. Tribünlerde homurdanmalar… Eylemli yuhalamalar; falan… Ve sonra filan!..

Alex’e maçtan sonra gazeteciler soruyor:

- Bursa’yı farklı yendiniz, ne diyorsunuz?..

Alex birey söylemiyor.

Alex’in gözleri ise,

- Madem ki, diyor… Mademki Fenerbahçe sıfır santraforla oynamaktadır… O halde, durumdan görev çıkartmak… Ve ortaya çıkarak gol atmanın gerekli olduğunu düşündüm… Ve öyle de yaptım… hepsi bu kadar!

Son sözümüz Aragones’e…

Niçin bu kadar ruhsuzsun ''sayın'' hoca?..

Takım senin bütün hatalarını toprağa gömüp, yuhalanmanı ve sonuç olarak memleketine postalanmanı önlüyor ..

Ama, yüzünün ekşiliğini bir türlü gideremiyor…

Bu ne biçim iştir; sayınların hocası?..

Edu gibi bir adamı sakat sakat oynatıyor ve bir haftada geçecek bir sakatlığa uzatmaları oynatıyorsun…

38 buçuk ateşle oynattığın Gökhan gibi bir adamı, 3 – 0’dan sonra da sahada tutarak, acaba hangi akla hizmet ediyorsun?..

O mayhoş suratınla sen Aragones, bu takıma gelmiş en ''…'' ve en ''…''! teknik direktörsün; anlattırabiliyor muyuz?...

Ama, bir yerde senin de fazla bir kusurun yok…

Bu takımın bir yöneticisi olmalı…

Bir yönetim kurulu bulunmalı…

Ve o yönetim kurulunun da, bütün bunları seyreden değil… Gören bir yönetim kurulu .başkanı olmalı!..

Olmalı, Fenerbahçeli dostlar…

Olmalı!

 
Toplam blog
: 913
: 485
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..