​ Cezaevindeki basın emekçileri / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Aralık '09

 
Kategori
Siyaset
 

Cezaevindeki basın emekçileri

Cezaevindeki basın emekçileri
 

Koca bir yılın daha son günlerine geldik. Hayli bereketli bir yıldı. Hani ekonomik durum vaziyet adına söylemiyorum bunu. Turizm bir felaketti. Diğer sektörlerinde durumu turizmden farklı değildi. Bereketli olan siyasal ve politik ortamdı. Her gün mutlaka gündeme dair iki kelam laf edecek, çiziktirecek bir şeyler buluyorduk. Ümit ederimki bu bereket 2010 yılındada devam eylesin.

Bizim için “no problem”.

Arkamızı yaslıyoruz koltuğa, gözümüzü dikiyoruz ekrana ve elimizin altında klavye, keyfe keder döktürüyoruz. Yaz yazabildiğin kadar. Çağın tutkusu olmaya aday bir durum şu blog yazarlığı canım. Bu mahallenin sakinlerinde tiryakilik yaratmış durumda. Daha şunun şurasında internetin hayatımızı ablukaya çevirmiş olmasının üzerinden ne kadar zaman geçti? Önümüzdeki yakın zamanlarda gündemimiz teknolojinin bilcümle yenilikleri ile dolup taşacak. Pek tabiki bu denli yoğun bir gelişim süreci içerisinde ortaçağa özgü bir dizi uygulamayada tanıklık etmiyor değiliz hani. Youtube yasağı en renkli uygulamalardan birisi olarak 2009’a damgasını vurdu. Bir acayiplik vesilesi olarak iletişim çağındaki yerini aldı youtube yasağı.

Şurada milenyumun ilk onuncu yılının son dönemini yaşamaya başlayacağız birkaç gün sonra ve dedik ya iletişim almış başını gidiyor ama şu ilk on yıllık süreç içerisinde o denli çağın gerisinde kalmış olan uygulamalar yaşadıkki devlet düzenimiz içerisinde, her bir uygulama bu gün için birer mizah haline dönüşmüş durumda. Şu iletişim, bilişim ve teknoloji çağında halen yasaklarla yatıp yasaklarla kalkıyoruz. Halen bu memleket topraklarında partiler kapanıyor ve halen bu topraklarda söyledikleri sözler, ettikleri laflar yüzünden insanlar demir parmaklıklar ardını boyluyor ve halen biz bu topraklarda çağdaş bir demokrasinin versiyonlarını hayata geçirememiş oluyoruz. Cumartesi annelerinin eylemleri ilk günkü gibi halen devam ediyor. Kanserli hasta Güler Zere onca mücadelenin sonunda tedavisinin dışarıda sürdürülmesi için cezaevinden salıveriliyor. Halen gencecik askerler kör kurşunların hedefi oluyor. Memleketin bir köşesinde halen küçücük çocuklar sebepsiz yere ölüyor, öldürülüyor.

Birkaç gün sonra 2010 yılına girişi zıvanadan çıkmış bir şekilde kutlayacağız. Zincirlerimizden boşalırcasına. Polis şimdiden alarm vaziyeti almış durumda. Tacizcilere göz açtırmayacaklar. Yılın bir günüde İstanbul varoşlarının kahvehanelerinden çıkıp Beyoğlu müştemilatında eğlenmeye çalışacak olan memleketin ötekileri, o müştemilat çevresinin sakinlerince “yine boy gösterdiler bizim mekânlarımızda” küstahlığını tekrarlayacaklar ve her bir “ötekinin” tacizciliğinden demler vuracaklar.

Evet!

Her şey bir yana, Başbakan’ın yeri göğü titreten yaklaşımı bir yana. “Memlekette basın özgürlüğü vardır” özdeyişi kulaklarımın çınlamasına neden oldu.

Nasıl yani?

Nasıl bir basın özgürlüğdür yahu? 2010 yılını cezaevlerinde karşılayacak olan basın emekçisinin kaç kişi olduğunu biliyor muydunuz? Söyleyeyim hemen. 2010 yılını cezaevinde karşılayacak olan basın emekçilerinin sayısı 36’dır.

Tabi bunların hemen hemen hepsi sosyalist basın eşrafındandır. Bu memleketin öksüzleri oldukları için pek kimse hallerini sormaz sosyalist basın emekçilerinin.

İşte demokrasi, işte insan hakları.

Diye soru verdim kendi kendime.
 
Toplam blog
: 1509
: 1145
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..