​ Tarihin kanlı provakasyonları aydınlanacak mı, aklanacak mı? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '09

 
Kategori
Siyaset
 

Tarihin kanlı provakasyonları aydınlanacak mı, aklanacak mı?

Tarihin kanlı provakasyonları aydınlanacak mı, aklanacak mı?
 

Seferberlik Tetkik Kurulunun Denetimi


Yani efendim, bu ülkede hiç kanlı provakasyon eylemleri yaşanmadı! Bu ülke topraklarında bir on yıl içerisinde beşbinin üzerinde genç insan birbirine kurşun sıkıp, ölmedi! Bu ülkenin topraklarında kutlanan işçi bayramı provaksyona uğramadı ve meydanda onca insan ölmedi! Pek tabiki bu ülkede bir çok provagtif eylemler oldu ve her biri adeta kan deryasının iz düşü müydü.

Maraş, Sivas, Çorum, Malatya, 16 Mart, Balgat, 7 TİP’li öğrenci, 1 Mayıs 1977, Savcı Doğan Öz, Gazeteci Abdi İpekçi…!

Saymaya devam etsek ardı arkası kesilmeyecek.

Tarihte var olan ise 6-7 Eylül olarak bilinen provakasyon eylemi. Dönemin Özel Harb Dairesinde görevli generali Sabri Yirmibeşoğlu bu mevzuuyu “muazzam bir Özel Harb işi” olarak nitelendirmişti.

Faillerinin bil cümle meçhul kaldığı tarihteki bu kanlı provakasyon eylemlerinin arka planında yatan gerçekleri araştırma gibi bir gafletin içine düşen zatlar, ilgili birimlerden gerekli zılgıtı yedikten sonra kendi köşelerine çekilip şu açıklamayı yapıyorlardı.

“Yahu bir noktaya geliyoruz, sonrası puslu hava.”

Bir noktadan sonrası sorgulanamıyordu. Yaşanan onca kanlı provakasyon eyleminin kökenine inilemedi bu topraklarda ve her olayın sonu sırra kadem basma olarak tarihteki yerini aldı.

Tekrar soralım bu soruyu.

Kim yapmıştı bu kanlı provakasyon eylemlerini?

Yapan, neden yapmıştı?

Bu iki biricik sorunun yanıtı ülke tarihimizle yalın bir şekilde yüzleşmemizin ta kendisi olacaktır.

Hemen buradan bir başka soruya geçelim ve soralım.

Neden 11 Eylül’de ülkenin dört bir yanında silahlar patlıyor ve gençler ölüyorduda, devrisi gün olan 12 Eylül sabahından itibaren bütün silahlar sus pus olmuştu?

Bu bence cevaplanması gereken en önemli sorulardan birisidir.

Bir kaç günden beri memleketin en ücra kurumu olarak bilinen Seferberlik Tetkik Kurulu ve Özel Kuvvetler Komutanlığı Savcı ve Hakimler tarafından denetlenmeye tabi tutulmuş durumda.

“Vah vah”

çeken kimi insanlar yüce devletlu sırların ulu ortaya saçılmasından korkuyorlar. Kimileride TSK’nın bir hayli yıprandığından demler vuruyor. İçimizi kanırtan onca kanlı eylemin faili meçhul kalmış olması onurumuzu zedelemiyorda, memleketin kapalı kutusu haline bürünmüş birimleri yargı mensupları tarafından denetlenmeye tabii tutulunca feryadı figan eyleyerek memleketin namusunun tehlikeye düştüğüne yanıyorlar..

“Hukukun üstünlüğü!”

Diye diye hukukun ırzına geçen başka bir ülke var mıdır dünya üzerinde, bilemiyorum. Yargı üzerine düşeni şimdi yapmaya çalışıyor. Gocunmaya, kıl kapmaya gerek yok. Savcılıktan istifa eden genç bir savcı Gültekin Avcı ne diyordu? “Biz savcılar ülkedeki dört kuvvet komutanlığına bağlı olan birimleri denetleyemiyoruz.”

Neden?

Niçin bu ülkenin savcıları bu ülkenin silahlı kuvvetlerine bağlı birimlerini denetleyemez? Bu ülkenin savcılarına hangi gözle bakılıyorda, savcılara TSK’nın birimlerinin kapıları kapalı tutuluyor? Bu ülkede tek vatansever olarak addedilen kurum TSK’mı? Bu ülkenin yargı mensuplarının vatanseverliği tartışma götürür bir noktada mı?

Memleket insanın düşüncesini alabora eden günlük gelişmelerde insanlar politik saflaşmaların hangi eksen üzerinde şekillendiğini bir türlü kestiremiyor. Şu son yaşanan olayı bırakalım iktidar savaşlarının bir parçası olarak görmeyi ki öyle olsa, ne olur? En azından sevinmek gerekirki “Kapalı kapılar ardındaki, kozmik odalar denetlenmeye tabii tutuluyor” diye. Lakin işin bir başka ayağı daha varki, yarın çıkıp yapılan aramalar sonrasında hiçbir şey bulunulamadı diye bir açıklama yapılırsa ilgili kurumlara atfedilen tarihin kanlı provakasyonlarının failleri havada kalacak ve bu kurumlar bir bir aklanacak.

İşte o zaman “vah vede vah” çekenler, “Aha işte gördünüz, iftiralarınız attıklarınızla kaldı ve memleketin en nadide kurumunu töhmet altında bıraktınız.” Tabi bu kadarla kalmayacakları malum. Birde “nanik” yaparlarsa hiç şaşırmayın derim.

 
Toplam blog
: 1509
: 1145
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..