​ Cezaevlerindeki isyanların ardındaki gerçekler... / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Haziran '12

 
Kategori
Güncel
 

Cezaevlerindeki isyanların ardındaki gerçekler...

Cezaevlerindeki isyanların ardındaki gerçekler...
 

Son birkaç günde cezaevlerinde çıkan olaylar nedeniyle,  Urfa Cezaevinde 13 mahkûmun yanarak veya dumandan boğularak ölmesinden sonra, ülkenin uzun zamandan beri gündeminde olması gereken cezaevleri, nihayet ülke gündemine girmeyi başardı.

Urfa Cezaevinde ikinci kere yangın çıkıp, kırk kusur kişi yaralanırken, onu takip eden Adana, Ceyhan, Osmaniye ve Gaziantep Cezaevlerinde olaylar ve yangınlar çıktı. Bu olaylarda 90 civarında kişi yaralandı.

Netice itibarı ile cezaevi isyanlarında ve yangınlarında 13 mahkûm öldü, 130 civarında mahkûm yaralandı. Bu olayların neden çıktığı konusunda, ilgili ve bilgili kişilerden hiçbir açıklama yok.

Oysa cezaevlerinde çıkan yangınların ve isyanların birçok nedeni vardı. Bu nedenleri şöyle sıralayacak olursak:

Öncelikle bu olayların tek sebebi,  ülkemizde uygulanan ‘İleri demokrasi’dir. Çünkü normal demokrasi ile bizim uyguladığımız ‘İleri demokrasi’ arasında çok büyük farklar var.

Normal demokrasilerde; cezaevinde yatanların insan olduğu unutulmaz. Yapılan uygulamaların hepsi insanidir. Mahkûmların tüm insani ihtiyaçları karşılanır. İnsanların; en azından insani bir hayat sürmeleri için gerekenler yapılır. İnsanların yaşamsal ihtiyaçları karşılanır. İnsanlar birbiri üzerinde yaşamaz, bir kişinin kalacağı yerde üç kişi kalmaz. İnsanların aşırı sıcak ve soğukta normal yaşamlarını sürdürmek için gerekli önlemler alınır. İnsanlar nöbetleşe uyumaz! 8 kişilik odada 28 kişi kalmaz! Bu kadar kalabalık bir oda bir vantilatör ile serinletilmez.

Oysa bizde uygulanan ‘İleri demokrasi’ sayesinde, ülke genelinde 80 bin civarındaki cezaevi yatak sayısına 138 bin kişi sığdırabiliyoruz. Bu insanların yüzde 70’i hala tutuklu! Yani cezaları kesinleşmemiş! Bazı cezaevlerinde ise durum daha da vahim!  İşte Urfa Cezaevi! 360 kişilik Urfa Cezaevinde 1052 kişi kalabiliyor. 8 kişilik bir odada 25 kişi kalıp, insanlar nöbetleşe uyuyor, günlük dört saat verilen suyla insanlar ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor! Yetersiz olan tuvaletlerde, insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için sıra bekliyorlar. 40 derece sıcaklıkta, 25 kişilik küçücük odada, insanlar bir vantilatör ile serinlemeye çalışıyor.

Siz bakmayın Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Doğu Perinçek’in Silivri cezaevinde yalnız bir odada kaldıklarına. Onlar tecrit için o odaya konuluyorlar. Ayrıca bu insanlar hala suçunu bilmiyor.

Normal demokrasilerde; tutukluluk esas değildir! Önemli olan dışarıdan yargılamak ve masumiyet karinesine inanmaktır. İnsanları basını kullanarak suçlamak aslında en büyük suçtur.

Kabahat nevindeki suçları, özel yargılayıp, insanları içeri tıkarak gözdağı vermek, normal demokrasilerde görülmez. Yargı insanları korkutmak için kullanılmaz!

Yine normal demokrasilerde; ülkenin eski bir Genelkurmay Başkanı, silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmekten cezaevine tıkılmaz. Terör saldırıları devam ederken, terörle mücadele eden askerler eften,  püften bahaneler ile cezaevlerine tıkılmaz.

Terör örgütünün saldırıları devam ederken, her gün birkaç şehit cenaze töreni yapılırken, terör örgütü ile gizli görüşmeler yapılmaz.

Normal yargının dışında bir yargılama sistemi olmaz. Özel yargılama sistemi, ancak dikta yönetimlerinde olur. Sanal delillerle, gizli tanık ifadeleriyle, imzasız ihbar mektupları ile yargı işlemez. Yargı için subut delil gerekir.

Basın bir yere bağımlı olarak halkı bilgilendirmez. Gördüğü yanlışlıkları eleştirir. Özellikle iktidar hep gözetim altında tutulur. İktidara kayıtsız şartsız destek verilmez. İktidar aleyhine olan haberler görmezden gelinmez…

Yüzde 75’i değiştirilmiş bir anayasanın yeniden yazılması ve yeni bir anayasa diye diretirken, bundan iki yıl önce değiştirilen maddelere dokundurmam demek, demokrasi anlayışına sığmaz.

Memurlarla yapılan pazarlıktan netice alınamazken, devreye giren Hakem heyetinin vereceği karar yargıdan kaçırılmaz. Ayrıca verilen üç kuruşluk zam, gelir vergisi dilimini yükselterek geriye alınmaz.

Yargının verdiği kararlar, bakanlar kurulu kararı ile ortadan kaldırılmaz!

Anayasa mahkemeleri tarafından;  kanunla değiştirilen anayasa maddelerine izin verilmez! Anayasa mahkemeleri siyasi karar almaz.

Görüldüğü gibi Normal Demokrasi bize yetmiyor. Bize ilahi ‘İleri demokrasi’ olacak!

Bu arada ülkede barışı sağlamak için harekete geçtiklerini söyleyenlere, Dağlıca’daki terör örgütü saldırılarında 8 askerimizin şehit olduğunu hatırlatmak isterim.

Sizin kuracağınız ‘Akil Adamlar’ bu ülkenin hangi sorununu çözebilir?

 
Toplam blog
: 3842
: 3093
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Gü..