​ Chelsea buysa biz yokuz! / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Nisan '08

 
Kategori
Futbol
 

Chelsea buysa biz yokuz!

Chelsea buysa biz yokuz!
 

Fenerbahçe Avrupa yolculuğuna Stamford Bridge'de nokta koydu.


Fenerbahçe’nin İngiliz devi Chelsea’yi Şükrü Saraçoğlu Stadında şoka sokan 2-1’lik galibiyetinden 6 gün sonra taraflar bu kez kozlarını Stamford Bridge’de paylaşmak üzere bir araya geldiler. İstanbul’da ne Avram Grant’ın ne de futbolcularının anlamadığı bir şekilde sarı-lacivertli temsilcimize mağlup olan Maviler’in evlerinde çok daha iddialı oldukları biliniyordu. Zaten İngiliz takımlarının genel futbol karakteri sahalarında rakiplerini bunaltan bir baskıyı zaman zaman kurabilmelerinde yatıyordu. Fenerbahçe önünde de defansı hataya zorlayan bu baskıyı deneyeceklerinden sanıyorum futbola kafa yoran kimsenin şüphesi yoktu. Bu sezon Şampiyonlar Liginde mücadele eden bir diğer takımımız Beşiktaş, Anfield Road’da bu baskıya karşı koyamamış ve ilk yarısını 2-0 mağlup kapattığı maçın ikinci yarısında 6 gol daha yiyerek hepimizi üzmüştü. Ancak bu noktadaki fark Beşiktaş’ın bu sezon pek çok yazımıza konu olan yapısal sorunlarına karşın Fenerbahçe’nin çok daha dengeli bir kadroya sahip olmasıydı. Her şeyden önce kemikleşmiş bir taktiksel anlayışa sahip olan sarı-lacivertliler, bu sisteme %100’e yakın uyum sağlayan 11 kişilik oyuncu kadrosunu da ortaya çıkarmayı başarmış bir ekipti.

Rakip Chelsea ise deplasman taktiği olan 4-3-2-1 ile İstanbul’a gelmiş ve objektif olmak gerekirse maçın ilk 60 dakikasında Fenerbahçe’ye top yapma imkanı tanımamıştı. İlk maçın kilit oyuncularından Drogba’ya Lugano tarafından uygulanan etkili markaj 60.dakikadan sonra İngiliz temsilcisinin topu Fenerbahçe yarı alanında tutmasına engel olmuş ve sarı-lacivertliler Zico’nun hamlesiyle kanatlara monte edilen Deivid-Kazım ikilisini kullanarak sonuca gitmişlerdi. İngiliz takımlarının birçoğunda gördüğümüz üzere Chelsea’nin de iki temel taktik stratejisi mevcuttu. Deplasman taktiği olarak adlandırılan fakat maçların zorluk derecesine göre tercih edilen “defansif 4-3-3” yada “4-3-2-1” taktiğinden başka, mavilerin kullandığı bir diğer taktik de klasik 4-4-2 dizilişiydi. Bu anlayışa göre Chelsea’nin elindeki birbirinden değerli merkezi orta saha oyuncularından ikisi göbekte kullanılıyor ve bu sayede Drogba’nın yükünü hafifletecek ekstra bir santrfora da yer açılmış oluyordu. Esasen Chelsea’nin maç başında tercih edeceği taktik varyasyon aynı zamanda Fenerbahçe’ye hangi gözle baktığını da belli edecekti. İngiliz devi ya tek santrforla maça temkinli başlayacak ya da bir an önce sonuca gitmek üzere çift santrfora kanatlardan bolca top indirmeyi deneyecekti. İlk maçta Drogba’ya çok fazla pozisyon vermeyen Fenerbahçe defansı, kanatlarda J.Cole ve Malouda’nın yollarını da tıkamayı başarınca 60 dakika baskı yemesine rağmen gayet güzel direnebilmişti. Fakat tipik İngiliz futboluna karşı Fenerbahçe’nin aynı direnci gösterip gösteremeyeceğini açıkçası hepimiz merak ediyorduk. Chelsea ilk maçtaki gibi bir oyun hakimiyeti kurarsa bu kez beklerini de hücuma göndererek bindirmelerle sonuca gidebilirdi. Bu her ne kadar sarı-lacivertliler açısından ciddi bir tehdit ise de aynı zamanda çok değerli kontratak fırsatları demekti. Bu bakımdan Fenerbahçe’de Alex kilit oyuncu olarak öne çıkıyor bahsettiğimiz yan topa dayalı taktik anlayıştan dolayı bir başka önemli oyuncu da kaleci Volkan oluyordu.

Alman hakem Herbert Fandel’in başlama düdüğü Chelsea’nin defansif kaygıları elden bırakmadığını ve 4-3-2-1 dizilişiyle beşli bir orta saha kurgusuna sarıldığını görmemizi sağladı. İlk maçtaki oyun yapısını koruyan İngiliz ekibi Malouda’nın yerine daha süratli ve içeri kat edebilen Kalou’yu sahaya sürmüş ve orta sahanın ortasındaki üç oyunculuk bloğu Makalele, Lampard ve Ballack’tan kurmuştu. Joe Cole ve Drogba da bilindik görevlerindeydiler. İlk dakikalarda beklenen Chelsea baskısı tahmin edildiği şekilde gerçekleşti. Sağ kanattan Essien-Joe Cole soldan A.Cole-Kalou ikilileriyle Fenerbahçe kalesine yüklenen Chelsea, kazandığı ilk duran topta Ballack’ın kafasından üstünlük sayısını buldu. Devamında belki tüm İngiliz taraftarlar Maviler’in oyunu domine ederek kısa sürede farka gideceğini düşünseler de 8.dakikada Joe Cole’un serseri topu direkten döndükten sonra Fenerbahçe oyunu soğutmayı başardı. Bu dakikalardan başlayarak Maldonado, Aurelio, Alex ve Deivid Fenerbahçe’nin o bilinen kısa paslı oyununu gayet soğukkanlı biçimde sahaya yansıtarak Chelsea’nin hücum hevesini kırdı. Kalabalık orta sahalar içinde her iki takımın da oyun kurmakta zorluk çektiğini gördük. Belki Fenerbahçe 30.dakikaya kadar ciddi bir gol pozisyonu üretemedi ama kendi ceza sahası ön bölgesinden başlayarak kademeli bir savunma anlayışıyla rakibine de gol fırsatı tanımadı.

Maçın ikinci yarısı aslında Chelsea’nin neden uzun zamandır hedeflediği Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu’na uzanamadığının da bir göstergesi gibiydi. Maç 1-0 olmasına ve Fenerbahçe’nin bulacağı bir golün Chelsea’nin elenmesi anlamına gelmesine rağmen geride çok adamla kapanmayı seçen Avram Grant, büyük değil küçük düşünen taraftı. Fenerbahçe ligde de bu tip maçlar oynuyor ve tüm spor basını rakipler geriye yaslanıp defansif değişiklikler yapınca (doğru bir tespitle) yenilgiyi hak ettiklerini yazıyor. İki noktadan tek bir doğru geçtiğine göre Türkiye ile İngiltere arasındaki doğruyu saptırmanın bir anlamı yok. İki transfer daha yapsa değeri yarım milyar Euro’ya ulaşacak olan Chelsea, ikinci 45 dakikada topuyla tüfeğiyle kendi yarı sahasına yığılarak Kanije savunmasından örnekler sundu. Aslında “Çanakkale geçilmez” yazmak var ama analiz hamaset eksenine kaymasın. 60.dakikada Zico, Maldonado-Kezman hamlesini yapmak zorundaydı ve yaptı. Chelsea’nin ikinci yarıdaki tehlikeli atakları da ancak bu noktadan sonra geldi. Burada bir parantez açmak gerekirse Maldonado Fenerbahçe’nin tempo yapması gereken ve zorlu rakiplerle oynadığı maçlarda sarı-lacivertlilere çok büyük fayda sağlayabilecek bir oyuncu değil. Bilhassa Avrupa’da büyük aşama yaptığı bu sezon Fenerbahçe’nin ihtiyacı olan oyuncu Appiah’tı ama bu futbolcudan yararlanmak kısmet olmadı.

Netice itibariyle Chelsea Fenerbahçe’nin gol için yüklendiği 87.dakikada Lampard ile tura uzandı ama şahsi kanaatim Chelsea’nin Şampiyonlar Liginde Avram Grant’ın da Chelsea’nin başında uzun ömürlü olmayacağı yönünde. Diğer eşleşmenin galibi Liverpool ile Chelsea’nin mücedelesini herkes gibi ben de ilgiyle izleyeceğim. Bakalım kimi otoritelerin savunduğu gibi kuru kabalığa varan takım savunması Maviler’e finali getirebilecek mi? Bu sezon gösterdiği performansla yüzümüzü güldüren Fenerbahçe’yi can-ı gönülden kutluyorum! Sonuçta iki takımı ayıran İstanbul’da Deivid’in kendi kalesine attığı gol oldu.
 
Toplam blog
: 235
: 717
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Yazar 1976 yılında İstanbul'da doğdu. Tüm eğitim ve öğretim hayatını burada tamamlayarak, 1999 yı..