- Kategori
- Eğitim
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, İmam Hatip okullarını kapatabilir mi?

İmam Hatip okulları, bu kanunun "amacına ve içeriğine" uygun olarak eğitim ve öğretim yapmalıdır...
BENCE KAPATMAZ... AMA, AYNEN CUMHURİYET DÖNEMİNDE OLDUĞU GİBİ "KENDİLİĞİNDEN KAPANMASI KOŞULLARI" OLUŞTURULABİLİR...
Başlarken...
Özellikle din öğrenimi konusu, bir devlet görevi olduğu ve devlet görüşü ile yorumlanıp öğretildiği sürece her iktidar partisi kendi görüşünü resmi devlet görüşü olarak topluma dayatmaya çalışacak ve her iktidar, değişimi bu dengeleri kendi lehine bozmak için çaba sarf edecektir...Hep böyle olmadı mı?(1)
x x x
Bazı kaynaklar, İmam Hatip okullarının ilk nüvesinin 1912-1913 yıllarında, "Medresetü-l Vaizin" adıyla kurulduğunu ve buradan mezun olanların askeri birliklere "imam-vaiz" olarak gönderildiğini yazmaktadır(x).
Ancak, bu konunun ciddi olarak ele alınması, Cumhuriyet Dönemi'nde 3 Mart 1924 yılında kabul edilen(xx) Tevhid-i Tedrisat Kanunu(Öğretim Birliği Yasası) ile olmuştur.
Bu kanunun 4. maddesi aynen şöyledir :
"Eğitim Bakanlığı, din uzmanları yetiştirmek amacıyla Darülfünun'da bir İlahiyat Fakültesi; imamlık ve hitabet gibi din hizmetlerinin görülmesini sağlamak için de ayrı okullar açacaktır."
Görüldüğü gibi, bu yasa, din eğitimi bir mesleğe yönelik bir eğitim olarak kabul etmiş ve bunun için de ayrı okulların kurulmasını hükme bağlamıştır.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabulünden sonra, din eğitimine yönelik içeriği, çeşitli kesimlerden gelen tepkilere ve isteksizliğe rağmen uygulama alanına aktarılabilmiştir.
Ancak, 1928 yılında Anayasa'nın laik nitelik kazanması üzerine, "laikliği dine karşıt bir olgu olarak kabul eden" bir kısım halk kitlelerinin, bu okullarda yetiştirilecek imamların kalitesi konusunda yaptıkları olumsuz propagandaları, bu okullara olan ilginin azalmasına neden olmuştur...
Bu nedenle, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile birlikte açılan 20 kadar İmam Hatip okulu 1930 yılına kadar hepsi kapanmıştır.
x x x
NOT : Konumuz dışında olmasına rağmen, aynı kanunun öngördüğü İlahiyat Fakültesi de, aynı nedenlerle, açıldığı 1924 yılında 224 olan öğrenci sayısı, 1934 yılında 20'ye düşmüştür... Daha sonraki yıllarda isim değiştiren bu fakülte de, 1936 yılında kapatılmış ve 1949 yılında Ankara Üniversitesi'ne bağlı olarak yenide öğretime başlamıştır.(2)
Demek istediğim şu :
Günümüzdeki çığ gibi çoğalan İmam Hatip okulları da, yine "Başlarken" bölümünde Prof. Dr. Halil Çivi'den aktardığım sözleri bir kez daha hatırlatarak, başka bir iktidar tarafından da, ya kapatılır ya da bu okulların önemsizleştirilmesi için bir şeyler yapılabilir...
x x x
Cumhuriyet ilkeleri ile halkın dinsel tercihleri uyumsuzluk göstermeye devam ederken, konu Meclis'e taşındı ve 24 Aralık 1946'da, "din eğitimi" konusu Meclis'te tartışıldı.
Bu tartışmalarda, okullarda "din öğretimi" yapacak ve camilerde "din görevlerini" yerine getirecek yetenekli kimselerin azlığı dikkati çekti.
Bunun için 1948-1949 yılında 10 aylık İmam Hatip kursları açıldı... Bu kurslarda, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun 4. maddesinde öngörüldüğü gibi, yalnızca "imamlık ve hitabet gibi halkın din hizmetlerinin görülmesini sağlamak" için dersler verildi.
Bu doğruydu... İlgili kanunun amacına ve içeriğine de uygundu...
Ancak, 1950 yılında Demokrat Parti iktidara gelince, ilk ve ortaöğretim programlarına "din dersleri" konulmasına paralel olarak 7 yıl süreli İmam Hatip okulu açılmasına karar verildi, Bu okulların orta bölümü 4 yıl süreli olup ilkokul mezunlarını; lise bölümüne de 3 yıl süreli olup ortaokul mezunlarını alıyordu...
Bundan sonrasını yazmaya gerek yok, İmam Hatip okulları giderek çoğaldı...Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nu amacından saptırıldı... Bugün Tevhid-i Tedrisat Kanunu, mevcut anayasamızın "sözde koruması" altında olan diğer devrim kanunları gibi "müzelik bir kanun" olarak kalmıştır.
SONUÇ :
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu,.."İmam Hatip okullarını biz açtık niye kapatalım ki?" diyor. Dönemin CHP'sinin bu konuda ne kadar başarılı(!?) olduğunu yukarıda anlatmaya çalıştım...
Kılıçdaroğlu, "bu okulları kapatmam" diyor... Bu hiç belli olmaz... Bunun için ben bir şey söylemeyeyim de, Prof. Dr. Halil Çivi desin :
Özellikle din öğretimi konusu bir devlet görevi olduğu ve devlet görüşü ile yorumlanıp öğretildiği sürece her iktidar partisi, kendi görüşünü resmi devlet görüşü olarak topluma dayatmaya çalışacak ve her iktidar değişimi bu dengeleri kendi lehine bozmak için çaba sarf edecektir. Hep böyle olmadı mı?
Osmanlı döneminde de böyleydi, Cumhuriyet döneminde de böyleydi ve şimdi de böyle...CHP ya da bir başkası iktidar olduğunda yine böyle olmayacak mı?
Olamaz, olmaz demeyin; bu ülkede "olmaz" denen pek çok şey olmuştur... Olmaya da devam ediyor... Edecektir de...
cdenizkent
------------------------ :
(1) Prof. Dr. Halil Çivi, "Devlet, Laik Eğitim ve Din", Radikal Gazetesi, 18 Şubat 1998
(x) İnternette, herhangi bir arama motoruna girerek farklı bilgilere ulaşılabilir...Bu konuda kitaplar da vardır...Naçizane onlardan birini de ben yazdım; ve kitabım 25 kitaplık bir Atatürk serisinde yer aldı. Bloğumda yazılanlar kitabımdan aktarmadır.
(xx) 3 Mart 1924 tarihi, Kanunun Meclis'te kabul edildiği tarihtir. Kanunun yürürlüğe giriş tarihi, 6 Mart 1924'tür.
(2) Nur Serter, 21.Yüzyıla Doğru İnsan Merkezli Eğitim, İstanbul:1997, s.122 ve "Üniversite" ve "İlahiyat Fakültesi", Büyük Larousse, Cilt-22