Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ağustos '15

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
327
 

CHP ile HDP'nin yakınlaşmasının amacı nedir ki?

CHP ile HDP'nin yakınlaşmasının amacı nedir ki?
 

"Dolmabahçe mutabakatı"(!?) gibi bir şey mi, bu toplantı?


DAHA, AKP VE CHP KOALİSYON MÜZAKERELERİ DEVAM EDERKEN...

Cumhurbaşkanlığı seçimlerden günümüze kadar, bu iki partinin birbirlerine olan yaklaşımlarını ve tavırlarını sıralarsak, bazı ipuçları bulabiliriz...

1- Ortada hiçbir emare yokken, Kılıçdaroğlu'na bir yerlerden "vahiy" gibi bir emir geldi... Atatürk partisi olmakla övünen ve Laik Cumhuriyet'in yılmaz bekçisi CHP ve onun Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Mısır kültürü ile yetişmiş, Mısır bayrağı altında ve "esas duruşta" Mısır Milli Marşını okumuş, Türkiye halkının yabancısı bir kişi, Atatürk'ün kurduğu Laik Cumhuriyet Devleti'ne "Cumhurbaşkanı" olarak layık görmüştür. Bu kadarla kalmamış, her nasıl becerdiyse, MHP'yi de --belki de bu kişinin "dinsel" yanı ile-- bu "vahiye" inandırmıştır...

2- Bu "vahiy", bana göre o "vahyi" gönderen "üst akıl" tarafından HDP Başkanı Demirtaş'a da gönderildi... "Üst aklın", Demirtaş'a verdiği görev, Cumhurbaşkanlığı'na aday olarak Tayyip Erdoğan'a verilen Kürt halkının oylarını dağıtmaktı.

NOT: Kastettiğim "üst" akıl, benim düşünceme göre Fethullah Gülen'dir. "Vahiy" sözcüğünü kullanmamın amacı da, bu zatın "Allah'la konuştuğu" yazılıp söylenmesidir... Burada, bu zat hakkında yazdıklarım "küçük bir kitap" olur... Yazmadıklarım da...

O sırlarda, seçim sürecini dikkatle takip edenlerseçim öncesi propagandaları ve diğer söylemleri sırasında, "üst aklın" yönlendirilmesinden bu üç siyasi parti başkanları (CHP,MHP ve DHP) hepsi bir ağızdan Tayyip Erdoğan'a yüklenmişler ve birbirlerine karşı hiçbir üzücü ve kırıcı sözler söylememişlerdir.

x       x        x

7 Haziran seçimleri sonrası koalisyon dönemi...

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "üst akılın", aynı kefeye oturttuğu bu üç partinin, sürekli olarak aynı kefede oturabileceğini düşündü... Seçim sonrasında "koalisyon" için ilk aklına gelen şey, yine bana göre "üst akıldan" gelen ikinci bir "vahiy" doğrultusunda, "%60 muhalefet birliğini" ortaya attı... Ama, yanlış yaptığını kısa zamanda anladı...

-- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "aynı kefede sıkışık bir şekilde" oturmaktan yanları ağrıdı ve kefeden indi... Israrlar karşısında da "ben yılanla aynı kefede oturmam" dedi...(Deyişin aslı, "ben yılanla aynı torbaya girmem" şeklinde idi.)

-- HDP Eş Başkanı Demirtaş, Suruç'taki patlamanın hemen ardından, bu konunun araştırılması için TBMM'nin olağanüstü toplanmasını gerektiğini ileri sürdü. (Oysaki, Demirtaş patlamadan hemen sonra bu patlamayı Hükümete yüklemişti. Ama bu iddiasının doğru olmadığını kendisi de anladı).  Ancak bunu kendi başına yapacak milletvekili gücü olmadığı ya da Meclis tarafından kabul edilmeyeceğini düşündüğü için, pası CHP'ye attı. Kılıçdaroğlu da, bu pası aldı ve Demirtaş'ın önerisine destek vererek TBMM'ni olağanüstü toplantıya çağırdı...

Ama Kılıçdaroğlu, MHP lideri Bahçeli'nin, yanları ağrıdığı  için birlikte oturdukları "kefeden" indiğini unutmuştu...

-- CHP'nin, "%60 birlikteliği" gibi, CHP ve HDP'nin müşterek önerisi olan "Meclis'te terör komisyonu Kurulması" önerisi de, AKP ve MHP'nin "olumsuz" oyları ile sonuçsuz kaldı...

Ancak, bu konunun Mecliste yapılan tartışmalar sırasında CHP'li ve HDP'li konuşmacıların "aynı ağızdan" konuşmaları da dikkatli dinleyicilerin gözünde kaçmamıştır sanırım...

-- Hele hele, bu iki partinin dün (4 Ağustos 2015) , Kılıçdaroğlu'nun TBMM'ndeki makam odasında yaptıkları kısa görüşme(35.Dk), Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana "birbirlerini tavır koymayan" yakınlıklarının bir devamı gibiydi...

Görüşmelerde yapılan konuşmalar, "terör komisyonu kurulması" görüşmelerinde olduğu gibi, her iki tarafta da "aynı ağızdan" olmuş... Bu görüşmede HDP heyeti, CHP heyetini o kadar ikna etmiş ki, MHP lideri Bahçeli'nin yıllardır anlamadığını(!?) 35 dakikalık kısacık bir zamanda hemen anlamış... Bakın, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, gözlerinin içi gülerek ve heyecanla, Amerika'yı yeniden keşfetmiş gibi şöyle diyor:

"Herkesin içi rahat olmasını isteriz. Türkiye, asla asla bölünmeyecek!" (Bu haberi, Başta Devlet Bahçeli olmak üzere tüm MHP'lilere duyururum)

Demirtaş, KCK yetkilileri ile görüşmek üzere, acil olarak Brüksel'e gidiyor. CHP ve HDP toplantısında bu konu da konuşuldu mu acaba?... Yoksa, Demirtaş "silahları bırakması" için KCK'ya ricaya mı gidiyor?

Engin Altay, bunun için kendinden emin ve kararlı konuşuyor?

Bu arada, TBMM'ne yeni girmiş bir parti liderinin, CHP gibi tecrübeli partinin heyetini bu kadar kısa zamanda ikna ettiği için, HDP  Başkanı Demirtaş'ı ve heyetini de kutlarım(!?)

AKP ve CHP arasındaki koalisyon görüşmelerinin, resmen ne yönde sonuçlandığını bilmeden fazla bir şey söylemek doğru olmaz... Ama, bana göre ne yönde sonuçlanırsa sonuçlansın, CHP ve HDP arasındaki yakınlaşma devam edecektir... Birbirlerini ihmal etmeyecekleri kesindir.

Sonuç olumsuz olursa, en azından, CHP ve HDP'nin, olası bir "erken seçime",  kol kola gireceğini düşünüyorum...

Bu yakınlaşmanın, ülkeye ve halka ne kazandıracağını da doğrusunu isterseniz bilemiyorum... Ama, "AKP+HDP+CHP" şeklinde bir "büyük koalisyon" ve "güçlü bir hükümet" oluşturmaya çalışıyorlarsa, "bitti"(bana göre bitmemiş ve askıya alınmıştır) denen "çözüm sürecini" yeniden başlatılmasına yararlı olabilir...

5 Ağustos 2015

cdenizkent

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle artık öğrenci değil, mezunum. Okuduğum bölüm gereği ve hayat felsefem gereği, gençleri siyasete el atma zamanı geldi de geçiyor. Siyasete karışmacı olmayın diyerek, ülkeyi 70 yaş üstü insanların, artık çocuksu hareketlerine bırakmaya biz gençlik olarak karşıyız. Tavsiyeniz için teşekkür ederim. Gözlemlerinizi yazmanıza kimse karışamaz elbette. Ancak partilerin amaçlarını ve konumlarını göz ardı etmezseniz sevinirim.

İlkcan Alkurt 
 11.08.2015 15:55
Cevap :
Yine de daha çok gençsiniz...Yine de önerim, izlemeyi ve "siyasi, sosyal, tarihi, felsefi" birikimi yapmanızı öneririm; en azından 30 yaşınıza kadar. Ayrıca,benim "karışmacılıktan" kastım başkaydı...Belli bir birikim yapmadan, gelecek hedeflerinizi yanlış saptayabilirsiniz...Dünün, en azılı solcuların sonradan eleştirdikleri özel teşebbüslerde iş aradıklarını; bazılarının da bugün HDP/PKK işbirlikçiliği yaptıklarını, bazılarını da Fethullah'ın imamları arasında faaliyet gösterdiğini biliyoruz...Yine önerim, izleyin, öğren ve öğrendiklerinizi de anlamaya çalışın...Hayat sizin, çizginizi istediğiniz şekilde çizebilirsiniz...Bu arada partilerin amaçlarını da iyi bilirim ve bu amaçları da tarihsel yaşanmışlıklarla karşılaştırır ve bazılarını doğrular bazılarını da eleştiririm...Tarih tekerrürdür" derler; bunun nedeni nedir, biliyor musunuz? Tarihi bilmeyenleri(okumadıkları ve bilmedikleri) aynı yanlışı yapmalarıdır...Böyle bir yanlışa düşmenizi istemem...Selamlar.  11.08.2015 19:02
 

Değerli cdenizkent, ihtiyacı olan sivil-askeri yüksek teknolojiyi üretememenin yanında; gerekli yatırımları finanse edecek birikimi-sermayesi olmayan ülkelerin (tam) Bağımsız olması ham hayaldir. Ülkenin ekonomisini kontrol eden (yabancı) yatırımcılar, bankacıların, devletin (kararlarının) üzerinde "belirleyici" olduğunun altını çizmek gerekir. Bu manada, Milli Mücadele'de kapitülasyonların (ticari ayrıcalıkların) kaldırıldığı da (kulağa hoş gelen) boş sözlerdendir. Özet; Çağın gerektirdiği teknolojiyi üretmeden, yatırım için sermayeyi biriktirmeden; ülkelerin bağımsız devlet olarak ne politika belirlemesi mümkündür, ne de kendi çıkarları doğrultusunda bir -milli- karar alması. PKK (ve sivil uzantıları) bir projedir. Diğer devletler bunlar üzerinden devlete aba altından sopa göstermektedir. (yazınızın içeriğini böyle değerlendirmek gerekir.) Çözüm; (bağımsızlık için) yüksek –nükleer- teknoloji üretmek, yatırım için tasarruf etmektir. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 06.08.2015 12:38
Cevap :
Merhaba Canmehmet Bey...Yüksek teknoloji üretmek ve yatırım yapmak için izin vermiyorlar ki, yalnızca PKK 33 yıldır tüm ekonomik kaynaklarımızı tükendirdi...Tükendirmeye de devam ediyor...Katkınız için teşekkür ederim...Selamlar.  08.08.2015 12:00
 

Seçimlerden çıkılmış, bir tarafta 3 muhalefet partisi, diğer tarafta iktidar partisi var. Muhalefet partilerinin amacı, koltuk değneği olmak değil, iktidarı yıkmaktır. 2 muhalefet partisinden biri, son günlerde yaşanan terör olaylarının bir nevi "eşittir" i olduğuna göre, iki partinin bu konuda görüşmesi, iki partinin de iktidarı yıkmak istemesi neden garip geliyor ? Garip gelmesi gereken daha önemli çok şey var, tabi biraz siyasetten anlıyorsanız.

İlkcan Alkurt 
 05.08.2015 23:42
Cevap :
Merhaba öğrenci kardeşim...Ben siyasetten falan anlamam; siyasetçileri de sevmem...Ben, yalnızca gördüklerimi ve okuduklarımı değerlendiririm...Ben aslında tarihçiyim, şu işler bir şekilde yatışsa tarih yazacağım ama, ne yazık ki beni de bu bulanık sular içinde kulaç atmaya zorladılar...Size, bir hocanız olarak tavsiyem, siyaseti izleyin; ama karışmacı olmayın...Teşekkürler ve selamlar.  08.08.2015 12:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 2479
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1405
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster