​ CHP Kurultayı: Medya medya olalı böyle yandaşlık görmedi! / Basın Yayın / Medya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mayıs '10

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
 

CHP Kurultayı: Medya medya olalı böyle yandaşlık görmedi!

CHP Kurultayı: Medya medya olalı böyle yandaşlık görmedi!
 

Daha CHP üzerine çok şey okuyup yazacağız. Değişti mi, değişebilecek mi, değişmesi gerekiyor mu? Bunları epey tartışacağız. Ancak önceden pek hesapta olmayan, Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ve genel başkanlığa seçilmesinden bu yana ortaya çıkan önemli bir gelişme var ki, sanırım önümüzdeki günlerde en çok da bunu tartışacağız. Nedir derseniz o da medyanın CHP ve Kılıçdaroğlu yandaşlığıdır. CHP kurultayına “gazeteci” kimliğiyle katılan bazı kişiler öylesine ateşli bir amigoluk, öylesine açık bir partizanlık sergilemeye başladılar ki, şahsen bir okur olarak benim gözümde hiçbir inandırıcılıkları kalmadı. Ben artık bu kişilerin imza attıkları haberleri, yazdıkları yorumları “bir gazeteci yazıyor” diye değil bir parti militanı propaganda yapıyor diye okuyacağım.

Kurultayı izlemeye gidip delege olarak oy kullananı mı dersin, parti başkanının konuşmasını ayakta alkışlayanı mı dersin, Kılıçdaroğlu’nun konuşma metnine müdahale edeni mi ararsın, parti meclisine seçileni mi dersin, ana haber bültenlerini baştan sona CHP ve Kılıçdaroğlu propagandasıyla dolduranı mı ararsın, Kılıçdaroğlu’na “Gandhi” lakabını ilk hangi gazetecinin yakıştırdığının tartışması mı dersin… Bir tek sırtlarına altı oklu tişört giyip slogan atmadıkları kaldı. Belki içlerine giymişlerdir de… Ancak bu kişilerin kurultay salonunda sergiledikleri tavır gerçekte partizanlıklarını tam yansıtmıyor. Girin en meşhur gazetecilerin twitter sayfalarına asıl heyecanlarını orada görürsünüz. Dizginlerinden boşanmış bir yandaşlık, bir fanatik taraftar ağzıyla karşı takıma laf geçirme hastalığı (“Tarafsız Bölge” adlı bir tv programı yapan gazeteci arkadaşımızın “tvit”inden bir örnek: “bu kemal kılıçdaroğlu da bir korku imparatorluğu havası yayıyor. ama sadece yandaşlar üzerinde.”), bir gaz havası… Sanki seçim olmuş, CHP yüzde 50 oy oranıyla seçim kazanmış da tek iş Bakanlar Kurulunun hangi isimlerden oluşacağına kalmış!

Destekçi kesim medyasının gazetelerinde Pazar gününün hemen hemen bütün birinci sayfaları, bütün manşetleri, bütün köşe yazıları CHP kurultayına, CHP’ye ve Kılıçdaroğlu’na güzellemelerle bezeliydi. Adamakıllı eleştiri yok, doğru dürüst bir objektif habercilik çalışması yok, Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını bir gazeteci gözüyle analiz edip artısını eksisini ortaya döken bir değerlendirme yok. Bunların yerine bol gaz var, angajmanlık var, abartılı heyecan var…

Bakın, gazeteci de herkes gibi bir insandır; o da taraf tutar, takım tutar, siyasi görüşü vardır, seçimde oy verir, bir filmi beğenir ötekini beğenmez, bir insanı kendine yakın bulur, bir başkasını sevmez. Gazetecilikte yüzde yüz objektiflik, yansızlık diye bir şey yoktur. Ancak neticede gazeteci bir mesleği icra eden bir kişidir. Gazetecinin asli görevi olan biteni çarpıtmadan, kendi duygularını işe karıştırmadan kamuoyuna yansıtmaktır. Gazeteci mesleğinin esaslarını bir kenara bırakıp falanca partinin başarısı ya da başarısızlığı için çalışırsa gazeteci olmaktan çıkar. Bir doktor nasıl önüne gelen hastayı siyasi görüşüne bakmadan tedavi etmekle yükümlüyse gazeteci de izlediği olaya aynı gözle bakmalıdır. Gazetecinin siyasi tercihini sadece seçim günü gittiği sandıkta oy atarken belli etmeye hakkı vardır. Aksi takdirde gazeteci değil propagandist olur. Okurlar-izleyiciler de ona şu anda tıpkı benim baktığım gibi gazeteci değil parti sözcüsü rezerviyle bakar. Bunun kesinlikle CHP’lisi AKP’lisi MHP’lisi yoktur. Bir gazeteci için AKP’nin her yaptığını körü körüne onaylamak ne kadar vahim bir yanlış ve mesleğine ihanetse, CHP ya da bir başka partinin amigoluğu da o derecede çarpık bir meslek anlayışıdır.

Bu tutum sadece gazetecilik mesleğine değil borazanlığı yapılan partilere de büyük bir kötülüktür. Gazetecilik mecazi anlamıyla, bir bakıma “bekçi köpekliği”dir; gazetecinin partileri, kurumları desteklemek ya da batırmaya çalışmak gibi bir görevi yoktur. Asıl görevi eleştirmektir ki, kurumlar eksiklerini görüp bunları düzeltebilsin. Gazeteci kimseyi alkışlamaz, kimseye de küfretmez. Yapacaksa da bunları içinden yapar. Yok eğer siyasete çok meraklıysa, kendinde öyle bir yetenek, siyasetçiye has bir kumaş olduğunu düşünüyorsa da gazeteciliği bırakır siyaset yapar. Siyasi heyecanı mesleki heyecanına baskın çıkan gazeteci bir an önce gazeteciliği bırakmalı ya da bu işi parti yayınında yapmalıdır. Bunun sağı solu, şuncusu buncusu, iktidarı muhalefeti de yoktur.

CHP kurultayı gazetecilik adına tam bir fecaatti. En başta bugüne kadar onu bunu yandaşlıkla itham eden bazı “gazeteci”ler olmak üzere o suçladıkları “yandaş” medyaya rahmet okuttular. Bunca yıldır siyaseti takip ederim, gazetecilerin bu kadar gözü dönmüş, açık bir yandaşlıkla davrandığına şahit olmamıştım.

Not: Kılıçdaroğlu’nun kurultay konuşmasının eleştirisi ve CHP’deki “değişim”e ilişkin izlenimlerim bir başka yazıya… (vay be, nota bak hele! Ben de gazeteci havalarına girdim!)

 
Toplam blog
: 431
: 3853
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..