- Kategori
- Siyaset
CHP Kurultayının ardından! Ya çarşaf liste olsaydı ne olurdu acaba?

19 .12.2010
Sabahın 4 ü oldu, uyku tutmayınca ben de iki satır yazayım dedim.
Aslında gözlerim kapanmaya başlamış uyumak üzereydim ki telefonum çaldı ismi kayıtlı olduğu için gördüm. Önemli bir kanka ne işse, bana nispet yaparcasına –affedersiniz yanlış oldu- deyip kapattı. Sonra da uykum kaçtı.
***
Bir şölen, bir bayram kutlaması içerisinde geçen CHP nin 15.ci Olağan Kurultayında görünen güzelliğin ötesinde güç savaşı vardı ne yazık ki. Beni üzen bu oldu.
Kılıçdaroğlu tüm Türkiye’nin beklediği sözleri 41 madde halinde güzel ve anlamlı bir konuşma ile duyurdu. En önemlilerinden bazıları şöyleydi. Dokunulmazlıklar kürsü ile sınırlanacak, YÖK kaldırılacak, işsizliğe çözüm bulunacak istihdam yaratılacak, Aile sigortası yapılacak ve buna benzer halkın yararına olan, umut veren birçok vaatlerde bulundu. Söz verdi.
Kılıçdaroğlu sözünün arkasında duran, güven duyulan ve güven veren bir insan. Halkla bütünleşen halkı dinleyen, kısa zamanda arkasında büyük bir sevgi seli yaratan insan. Bunun için çok sevildi halk tarafından. Bazıları onun iyi bir hatip olmadığını düşünebilirler ama çok iyi hatip olanları da görüyoruz, gördük.
Siyasette çok iyi hatip olmak halkın derdini çözmüyor.
Kılıçdaroğlu hakkında söylenecek güzel sözler çok. Siyasi çıkar peşinde olmayan, yalandan, dolandan uzak, adam gibi adam.
Ne demişti hatırlayalım.”Başarılı olamazsam genel başkanlığı bırakırım”.
Bu bir erdemdir. Ne yazık ki bazıları için bu böyle olmadı ve olmuyor.
Parti içi erk ne kadar tatlı geliyor bazılarına. 30 yıldır tepelerde hep aynı yüzleri bu sebepten görmedik mi?
Yenildiler ama yenilmeye doyamadılar sanki.
Kurultay öncesi çarşaf liste, blok liste karmaşası da bundan yaşandı.
Bana göre Sn. Baykal fikrini açıkça belli etti! Çarşaf liste istedi. Oysaki tüzüğü hazırlayan kendisi idi ve bu tüzükte blok liste vardı.
(Blok liste böyle oldu. Acaba çarşaf olaydı nasıl olurdu dersiniz?)
Sn.Önder Sav ise sessiz ve derinden gitti diyebiliriz. Masum davranışların ve sözlerin ardında gizli savaşını sürdürdü.
Anlayamadığım nokta, bu ne hırstır? Bu ne kindir?
Gürsel Tekin’e karşı adeta öteden beri bir savaş açtı. Ardında kendi atamış olduğu delegelere Gürsel Tekin’i çizdirmekle aslında Kılıçdaroğlu’na karşı da savaşını sürdürmüş oldu.
Bu her şeyden önce etik değildir.
Bir genel başkan rahat çalışacağı arkadaşlarını kendisi belirlemelidir. Gürsel Tekin’i örgütten sorumlu yardımcısı yapmış. Örgütü kendisinden daha iyi tanıyan ve gençlik kollarından beri partinin çeşitli kademelerinde görev almış birisine bu görevi vermesi doğal değil midir?
Amacı belli genel başkanın.
Çalışmayan örgütleri çalışır duruma getirmek ve partisini iktidara taşımak. Kimler çalışıyor, kimler çalışmıyor bunu da en iyi örgütten gelen Tekin biliyordu elbet.
Gürsel Tekin’i sırf görevden alınma korkusu içerisinde olanlar ve birilerine adeta biat edenler çizdiler.
Bakınız aklımda kaldığı kadarıyla 47 Ankara delegesinden 33 tanesini çizmişler.
İstanbul’da 140 delege vardı ve bunlardan sadece 4 veya 5 bayan kurultay delegesi olabilmişlerdi.
“Bu 140 delegenin içerisinde genelde yöneticiler ve onların yakınları ahbapları vardı.
Örgütte canla, başla çalışanlar, kadınlar, her zaman olduğu gibi geri plana itilmişler çalışma şevkleri kırılmış, bazıları aktif çalışmayı bırakmışlardı.”
Bu böyle olunca İstanbul İL Kongresinden sonra Gürsel Tekin 20 kişilik il yönetimine bir ilki başlatarakyanılmıyorsam 8 bayan yönetici almıştı. Kadınlara değer veriyordu zira onların nasıl çalıştıklarını, emek sarf ettiklerini biliyordu.
****
Sayın Sav, İstanbul, Ankara ve İzmir örgütünden sorumlu benim derdi daima. Şimdi şöyle kaba bir hesap yapsak en çok delege İstanbul’da. 140 tane delegeden 20 fire verse kalır 120 delege. Ankara’da 33 delegeyi üzerine koyduk mu 151 delege eder.
Daha bunun Antalya’sı ve İzmir’i var.
Bu arada Kılıçdaroğlu’un listesine almadığı ama kendisinin baş vurusu ile aday olan İst İl .Başkanı Sn. Berhan Şimşek 243 oy aldı. Bir Tv. Konuşmacısı oy pusulalarında “Gürsel Tekini çizin, yerine Berhan Şimşek’i yazın” diyerek kendisine de telefon mesajı geldiğini söyledi. Bu mesaj tüm delegelere defalarca yollanmış. Görünüşte doğal olabilir elbette. Buradan neler döndüğünü anlamak zor olmasa gerek.
Anlayamadığım ve de beni çok üzen bir olayı da sizlerle paylaşmak isterim. CHP yi yeniden açtıran, yıllarca genel başkanlığını yapmış olan eski liderimiz Sn. Baykal’ın oy kullanmamasına mana veremedim.
Bu bir boykot muydu? Yoksa???
Bunu yanı sıra televizyondan izlediğim kadarıyla kurultayda Sn. Baykal’ın adı anons edilmedi veya adı geçmedi. Bu da hoş olmadı. Ne olursa olsun yıllarca emeği vardır bu partide ve değerli, deneyimli bir siyasetçidir.
***
Seçim sayımından sonra %25 Kadın Kotasının uygulanmamış olduğunu söyleyenler, 80 kişiden BYKP’ YE seçilen 12 kişinin dışında kalan 68 üyenin dörtte birinin kadın olması gerektiği iddiasını ortaya atarak itiraz ettiler. 68 kişilik listede dörtte bire denk gelen 17 değil 15 kadın yer aldı iddiasında bulundular.
Gürsel Tekin ile diğer az oy alan Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu’nun PM.den düşürülerek, yerlerine bayanlar arasından en çok oy alanların girmelerini istemişler.
Oysa ki
80 kişilik PM listesine toplam 21 kadın üye seçildi. Bu sayı, tüzükteki, “toplam 80 üyenin en az 20’sinin kadın olması gerektiği” kuralını karşılıyor.
Genel Başkan Kılıçdaroğlu, “PM belirlendi. Kesinleşmesi için itiraz süresinin dolması lazım. Bazı arkadaşlarımız itiraz etmişler. Hukuk devletiyiz, itiraz edilebilir. Ben yargıç değilim. Sonuçta yargıçlar karar verir. Biz de yargı kararlarına saygı duyarız. Bizim PM listemizde kadın kotası yüzde 25’in üzerinde. Organ olarak baktığınız zaman bunu görürsünüz” diyor.
Biraz karışık gibi geldi bana ama hukukun kararından sonra öğreneceğiz.
*****
İtirazlar, çekememezlik, yerinden olma endişesi içerisinde delege yine de sağduyulu davranmıştır. Baykal ve Sav güçleri arasında Gürsel Tekin’in 1242 delegeden 762 oy alması çok güzel bir şeydir.
Geride kalan güç, sadece 480 delegeden oluşmaktadır. Bu gücü de ikiye bölersek kendilerini çok güçlü sayanların güçlerini öğrenebiliriz.
Siyaset uzun soluk ister. Göreceğiz.
Son olarak şunu söylüyorum. Memleket şu haldeyken memleketi düşüneceğine kendi çıkarlarını düşünüp hareket edenlere, kin kusanlara yazıklar olsun …Başka ne denilebilinir ki?