​ CHP Neden ÖSO'dan Bahsediyor? / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '18

 
Kategori
Sosyoloji
 

CHP Neden ÖSO'dan Bahsediyor?

CHP Neden ÖSO'dan Bahsediyor?
 

Gün geçmiyor ki güzel ülkemizde akıllara durgunluk verici bir gelişme yaşanmasın. En sonuncusu CHP başkanının tam da operasyonun kritik bir aşamasında ileri sürdüğü "ÖSO teröristtir" argümanı oldu. Şimdi bu argümanı, zamanlaması ve medya analiziyler birlikte ele alalım.

1) ÖSO KİMDİR?

Daha önce defalarca yazsam da tekrar etmek gerekiyor. Zira birçok uzmanın bile yeri gelince kafasının karıştığı bu mevzuyu konuyla ilgili olmayanlar pek de bilmiyorlar. ÖSO, 2011 yılında Suriye ordusunun içerisinde kopan bir grup subay tarafından kurulmuş bir oluşumdur.

Ancak sonrasında 40 küsür gruba ayrılmış, %80 kadarı ABD kontrolünde geri kalanların bir kısmı Türkiye kontrolünde diğer kalan kısmı ise dünyadaki farklı ülkelerin etkisinde olan son derece karmaşık bir yapıdır.

Burada son derece önemli bir ayrıntıyı aktarmamız lazım. ÖSO, Suriye içerisinde kuzerydeki ve güneydeki gruplar, bir de ikisinin karışık olarak bulunduğu İdlib olmak üzere 3 bölgeye yayılmış durumda.

Güneydeki grupların çok büyük bir kısmı ABD'den emir ve destek alan gruplardan oluşuyor. CIA tarafından eğitilmiş olan bu gruplar muhtemeldir ki eğer Türklerle karşı karşıya gelse ABD'nin emriyle ilk kurşunu bize sıkacaklardır.

Kuzeydeki gruplar, yani Fırat Kalkanındaki gruplar ise ÖSO içerisindeki 40 küsür gruptan 3-5 tanesini kapsayan ve büyük ölçüde Türkmen Tugaylarından oluşan, ABD desteği almayan, Türkiye kontrolündeki ve üstüne başına baktığınızda net olarak anlayabileceğiniz şekilde biraz da gariban bir kitledir. Yani güneyde ABD tarafından son sistem silahlarla donatılmış ve özel eğitilmiş adamlarla teknik olarak hiçbir ilişkileri yoktur diyebiliriz.

İdlib ise Türkiye destekli sınırlı sayıda grup ile ABD tarafından donatılmış grupların sürekli bir çatışma hali içerisinde olduğu ve birbirlerine üstünlük kuramadıkları için iç içe yaşadıkları bir bölgedir. Burada ABD'nin "cihatçı" olarak tanımladığı ve El Kaide kökenli olduğunu iddia ettikleri gruplar bizatihi ABD kontrolündeki gruplardır.

ABD bu grupları destekleyip güçlendirmekte, bölgeyi bu gruplarla kontrol altına alıp sonra da "Teröristler İdlib'te, haydi PKK'lı aslanlarım. Temizleyin, arkanızdayım" şeklinde artık son derece kabak tadı vermiş bir numarayla ele geçirme derdindedir. 

Bu bayat numaranın önünde Türkiye, Rusya, İran ve Suriye ortak bloğunu bulduğu içinse bu planı bir türlü hayata geçirmemekterir

2) CHP NEDEN ÖSO'YA TERÖRİST DİYOR?

Bu son derece kritik bir sorudur. Öncelikle son derece dikkat çekici bir konu olarak "Neden şimdi?" sorusuyla konuya girmek gerekmektedir. Operasyonu takip edenler bilir. Bir gün önce Burseya Dağı operasyonu sonrasında TSK, yakalanan bir PKK'lının "Beni Türk askerine teslim edin" diyerek ÖSO'lulara yalvardığını gösteren bir video paylaştı.

Hepimiz yakalandığı ana kadar kurşun sıktığı Türk askerinin vicdanına sığınıp ÖSO'ya teslim edilmek istemeyen PKK'lının halini gördük.

Bir gün sonra ise Kılıçdaroğlu çıkıp ÖSO teröristtir! dedi. Ekibindekiler ÖSO için PKK medyasının kullandığı bir diğer tabir olan "İt sürüsü" ifadesini kullandı.

Millet çıkıp "Sen ne yapıyorsun?" deyince "Şanlı ordumuzun başarısını gölgelemelerine izin veremeyiz" gibi tamamen saçma, mantık dışı ve komik bir açıklama yaptılar.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki PKK, Rusya-Türkiye anlaşması ve Suriye hükümetinin de zımni desteğiyle tamamen köşeye sıkışmış durumdadır. Bütün ümitleri sosyal medyadan ve ABD-İİngiliz medyasında yapılacak asparagas karalamalar ve eğer becerebilirlerse Türk askeri şehit düşürerek Türk kamuoyunu içeride ayaklandırmaktır. 

Sadece bu yolla bu operasyonu sekteye uğratma şansları olduğunu çok ama çok iyi biliyorlar. Operasyonun ilk 10 gününde yaklaşık 600 terörist yok edilmesine karşın TSK sadece 5 şehit verdi. Burada 20 civarında da ÖSO'lu ön saflarda kendi ülkeleri ve toprakları için şehit düştü ama Türk halkı doğal olarak kendi evlatlarının sayısına bakıyor önce.

Hal böyle olunca PKK 20 değil 20.000 ÖSO'lu şehit etmeyi başarsa bile Türk ordusunun önünde durma şansı olmayacak. Ayrıca operasyonda PKK'lıların o yoğun ateş altında ateş ettiklerinin kim olduğunu ayırt etme lüksü de bulunmuyor.

Özetleyecek olursak PKK'nın şu anda Türk askeri şehit etme ve bu yolla nefes alma planı bulunuyor. ÖSO grupları ön saflarda ilerlerken de bu bir türlü olmuyor haliyle.

İşte CHP tam da bu anda, tam da PKK medyasında kullanılan ifadeyle ÖSO'yu terörist ilan ediyor. Her ne kadar sonrasında "Şanlı ordumuz" edebiyatıyla kıvırsa da an itibariyle cephede operasyon yürütüp Türk askeriyle çarpışmakta olan grupları bir anda terörist olarak niteleyip açıkça Türk askerini bu grupların hedefi haline getirip hayatlarını da tehlikeye atıyor.

Allah korusun bir kişi çıkıp CHP'yi ciddiye alsa ve bu yüzden cephede şehit versek CHP bunu hesabını verebilir mi? Verir elbet. "Zaten teröristtiler" deyip işin içinden çıkmayı planlıyordur şüphesiz. Ancak burada Türk askerinin canını umursamadığı ve bu kadar hassas bir durumda zerre kadar bu hassasiyeti taşımadığı aşikar.

Peki bütün sorun bu mu? PKK ve ABD medyasını takip ediyorsanız PKK'lıların kendilerine hiç bakmadan ÖSO'lulara terörist dediklerini, ABD'lilerin ise güneydekiler için değil ama özellikle kontrolllerinin tam olmadığı İdlibtekiler için "cihatçı" ifadesini kullanıp "Nasip olursa oraya da PKK'yı sokmak istiyoruz" dediklerini açıkça görüyoruz.

CHP'nin Sezgin Tanrıkulu, Bülent Tezcan, Eren Erdem, Öztürk Yılmaz ekibi tam olarak ABD'nin batı medyasında ve PKK'nın sosyal medyada kullandıkları ifadelerle "Kuzey ÖSO'yu" itham ediyor. Yani çoğunluğu ABD tarafından ölüm listesine konulmuş olan Türkmen tugaylarındaki grupları...

Peki aynı ÖSO'yla Fırat Kalkanı'nda birlikte ilerlerken neden böyle bir çıkış yapılmadı? Tabi ki henüz PKK'ya yönelik bir operasyon olmadığı için. İŞin ucu ne zaman PKK'ya dokunsa hep böyle bir çıkış oluyor.

3) SAVAŞA KARŞIYIZ BİLDİRİSİ MESELESİ

Şu aralar bir de "Savaşa karşıyız" bildirisi tartışması yürüyor. Kim yürütüyor? TTB, CHP ve HDP eş zamanlı olarak sahipleniyor bu bildiriyi. Bildiride "Savaş kötüdür" deniyor. Kime deniyor? Türk ordusuna. Ne zaman deniyor? PKK'ya karşı operasyon yürütülüyor. Aynı hassasiyet Fırat Kalkanı'nda DEAŞ'a karşı gösterilebilmiş miydi? Hayır. 

O da terör örgütü bu da... Peki neden PKK'ya karşı operasyon yapılınca ses çıkıyor sadece? İlginç değil mi? Biraz daha ileri gidelim. Hendek operasyonlarını hatırlayın. Aynı kitle operasyonları yapan birliklerimize sayısız serteleştiriyi yönlendirmişti. Hatta CHP PKK'nın kanalına çıkıp oradan yayına katılmıştı. Google önünüzde. Kayıtlar duruyor, bakabilirsiniz.

Peki aynı CHP ve bir kısım örgüt çok önenmsedikleri insan yaşamıyla ilgili PKK'ya "Hey, siz ne yapıyorsunuz?" demişler miydi? Tabi ki hayır.

Şimdi bu noktada CHP'liler "Hükümet hendekler kazılırken sessiz kaldı, Habur'dan girildi, Salih Müslim buraya geldi, biz mi getirdik?" diyerek kendilerini savunmaktadır.

Bu tip bir savunma tam olarak demogojidir. CHP'nin bu iddiaları hükümetin bu konuda "sorumlu olması veya olmaması" ile ilgili tartışmanın argümanlarıdır. Ama CHP tüm bu argümanlarda haklı olsa bile PKK konusundaki tavırlarına bir açıklama içermemektedir.

Yani CHP'nin bu konudaki savunması "Ama onlar şunu yaptı, bize bakmayın onlara bakın"dan öteye kesinlikle geçememektedir. 

 

ÖZETLEYECEK OLURSAK, Mehmetçiğimiz, devletimizin bekçileri, hepimizin canı ciğeri aslanlarımız tam da ABD'nin kiralık katilleri ile cephede son derece tehlikeli bir operasyon yürütmekteyken tek yapılması gereken hayır dua etmek ve sırf canları çekti diye gerekirse onlara havyar göndermek dahil olmak üzere her türlü desteği sağlamaktır. Bunun dışındaki her şey suyu bulandırmaya hizmet eder.

Ve bir de önemli bir ayrıntı... Eğer Türkiye şu anda Filipinlerdeki'deki savaşa dahil olmak üzere muharip güç gönderip Güney Afrika'da çatışmaya girmeye kalksa "Hop ulan ne oluyor. Bizim Mehmetimizin ne işi var orada? Savaşa Karşıyız!" diyebiliriz.

Veya Fildişi Sahillerine oradaki yer altı kaynaklarına el koymak için askerlerimizi gönderip Fildişi Sahillerine savaş ilan etsek "Noluyor ulan, savaşa karşıyız" denilebilir. O durumda kesinlikle bu bildirinin yanında oluruz hepimiz.

Ancak ABD tam dibimize İsrail desteğiyle birlikte Türk topraklarını bölmek üzere binlerce terörist getirip bu adamları bize karşı taarruza hazırlık aşamasına geçirmişken Türk ordusunun yanıt vermesine karşı "Savaşa karşıyız" diyemeyiz. Bu noktada "Savaşa karşıyız" denirse "Lütfen bizi yok etmek isteyenlere el kaldırmayın, ABD babamız çok üzülür" anlamına gelir. Başka bir anlam çıkarmak mümkün değildir.

KISACASI;

Türkiye'nin 40 yıllık terörle mücadelesinde daha önce yaşanmayan düzeyde büyük bir terör tehlikesi yaşanırken ve bir de üstüne bu tehdidi tarihe gömme fırsatı çıkmışken yapılan "Savaşa Karşıyız" açıklamasından bir iyi niyet çıkarmak için ya tarih bilmemek, ya beyin sahibi olmamak ya da kör olmak gerekiyor. Bir dördüncü ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin?

 

 
Toplam blog
: 352
: 2915
Kayıt tarihi
: 05.06.10
 
 

Jack Amca, düşünsel dünyasındaki gelişmeleri dışa vurmak niyetiyle başladığı yazı yazma sevdasına..