- Kategori
- Güncel
CHP’nin kazanı AKP’nin suyunu ısıtacak gibi!

Seçim meydanları ısınmaya başladı.
Son iki genel seçime “tek tabanca” gibi giren AKP iktidarı, 12 Haziran seçiminde eski havasında ve özgüveninde görünmüyor.
8 yıllık AKP iktidarı, kendine yönelen oylarda hatırı sayılır derecede etkili olan “mağdur/mazlum” edebiyatından da artık “ekmek çıkartamıyor”.
Bu seçimde darbe girişimleri, ordunun siyasete baskısı, türbanlıların dramı, imam-hatiplilerin dışlanması, başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere yargının hükümet icraatlarını engellemesi gibi halkın vicdanından beslenen istismar konuları artık puan getirmiyor.
AKP hükümeti düne kadar egemenlerin baskısından “halka sığınmıştı”.
Şimdi kendi egemenliğinin yol açtığı çeşitli baskı ve yolsuzlukların hedefinde bulunuyor.
AKP hükümeti; aşırı işsizlik, yoksulluk, yargının siyasallaşması, telefon dinlenmesi, şifre ve kopyalama skandalları, polis şiddeti, cemaatin devletteki etkinliği, tarikatların yönettiği bakanlıklar, insanlık anıtının yıkılması gibi dehşet uyandıran politikalarıyla gündemi işgal ediyor.
Herkes AKP hükümetinin 8 yılda artırdığı dış borçların büyüklüğünü ve gelir dağılımı adaletsizliği alanında Şili ve Meksika’nın ardından dünya üçüncüsü olan Türkiye’nin perişan halini konuşuyor.
Türkiye’de “mutlak güç” haline gelerek; bürokrasi, yargı, basın, medya, sermaye ve sendikalar üzerinde korku egemenliğini kuran, cemaat ve tarikatlarla kadrolaşan, muhaliflere karşı oldukça sertleşen AKP iktidarını yandaş basını bile savunmakta güçlük çekiyor, yaşanan sorunlardan muhalefeti sorumlu(!) tutarak durumu “idare ediyor”.
Türkiye’de halkın çoğunluğu 8 yılda dışardan gelen sıcak paranın yarattığı adaletsiz büyüme nedeniyle büyük acılar yaşadı ve yaşamaya devam ediyor.
Bu nedenlerle halkın çoğunluğu bu seçimde ne 2023 yılındaki “parlak” Türkiye ile ilgileniyor ne de “statüko”, “yeni anayasa”, “darbe”, “bölge liderliği” gibi tartışmalara iltifat ediyor.
İşsizliğin ve yoksulluğun girdabındaki kitleler, büyük ve süslü laflar, evrensel iddiadaki vaatler yerine, ivedi ekonomik desteğe muhtaç durumdalar.
Görünen o ki, mevcut AKP iktidarının hayatın her alanına taşıdığı sermaye yanlısı politikalardan vazgeçmeye niyeti bulunmuyor.
Sıkça oynadığı ekonomik rakamlarla “Türkiye’nin uçtuğu” masalını tekrarlayıp, uydurduğu pembe tabloları halkın önüne “başarı” diye koyan AKP hükümeti, bu seçimde halkın yaşam kalitesini artıracak projelerden hiç bahsetmiyor.
Varsa yoksa duble yollar, İstanbul’un rantları, kentsel dönüşümler, sermayeye verilecek yeni fırsatlar, sıcak paraya açılacak yeni kapılar…
Gerçek şu ki, bu seçimdeki en önemli vaatler, değişim ve adalet sunumları, CHP’nin seçim bildirgesinde yer alıyor.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa gelmesiyle birlikte CHP’de ülke sorunlarını çözmeye dönük “seçenekler” üzerine ciddi çalışmalar yapıldı.
CHP’nin 6 ay gibi kısa bir sürede hazırladığı Türkiye projeleri, halk için yenilik ve umut taşıyor.
Hem siyasete hem de ekonomiye yön verecek bu projeler, Başbakan’ın söylemlerindeki sertliğe bakılırsa AKP cephesinde kaygı ve panik nedeni oldu.
Çünkü bütün Türkiye’yi kapsayan, ülkedeki bütün ekonomik, sosyal, etnik, dinsel kesimleri gözeten; onlara özgürlük, demokrasi, refah ve adalet vaat eden CHP’nin açılımları, siyasette yeni yüz ve umut arayanların ilgisiyle karşılaştı.
Uzun yıllar sosyaldemokrat siyaset üretmediğinden partiye uzak kalan emekçiler, kadınlar, gençler, BDP dışındaki Kürtler ve Aleviler yeniden CHP’nin saflarına dönmeye başladılar.
Çeşitli kesimlerin CHP’ye yönelmesi 12 Haziran’da iktidar olmasına ne denli etki eder şimdiden bilinmese de, CHP’nin siyasette umudun adresi olacağı açıkça ortaya çıkmıştır.
6 ayda halkla buluşmayı başaran; yoksula, emekçiye, işsize, emekliye, çalışana, sendikalara, mağdurlara, itilmişlere, dışlanmışlara kapılarını açan, demokratik değerlere sarılan CHP’nin “muhalefet” olarak varlığı, iktidar olsa bile AKP’nin keyfiyetini ve moralini bozacaktır.
AKP seçeneksiz olmadığını, sadece ABD, AB ve ülke içindeki çıkar guruplarına hizmet etmenin yetmeyeceğini görmelidir.