- Kategori
- Siyaset
CHP yerel seçimlere hazır mı?
AKP’nin yıllardır yönettiği İstanbul ve Ankara, periferisini de etkilediğinden olsa gerek, bütün önemli il ve ilçe merkezleri de AKP’li başkanlarca yönetiliyor. Ankara’da Çankaya ve Yenimahalle, İstanbul’da Bakırköy, Şişli, Kadıköy ve Beşiktaş gibi önemli ilçeler dışındaki yerleri AKP yönetiyor. Adı geçen ilçe seçmenlerinin verilen hizmetlerden çok Cumhuriyet’in kazanımlarına sahip çıkma eksenli oy kullandıkları biliniyor. Hiç kuşkusuz, bu ilçe halklarına yönelik üretilen iyi hizmetler de bulunuyor; ancak, CHP’li başkanların yönettiği bu ilçelerde yeni bir yerel yönetim modeline öncülük edebileceğini söylemek güç görünüyor. Tek tek bakıldığında örnek gösterilebilecek hizmetler varken, bir bütün olarak CHP’nin örnekler üzerinde çalışıp yeni bir model geliştirmesine öncülük edecek veriler bulunmuyor.
Kadıköy’de Selami Öztürk’ün, Çankaya’da Bülent Tanık’ın iyi niyetli girişimleri, ne yazık ki, 70’li yıllarda efsaneleşmiş sol bir yerel yönetim modeli için yetersiz kalıyor. Bu yetersizliği körükleyen en önemli faktör ise CHP’nin merkezi düzeyde bir bakış açısına sahip olamamasıdır. CHP, bugüne dek, yöntem olarak, ne ‘parçadan bütüne’ ne de ‘bütünden parçaya’ gitmeyi seçmiştir. Bu da yerel yönetim alanında ‘kendiliğindenciliğe’ teslim olmasına yol açmıştır. Kendiliğindencilik ise temelleri 70’li yıllarda atılan sol belediyecilik tarzının geliştirilmesini sağlamadığı gibi belediyecilik alanındaki başarı ünvanını da AKP’ye kaptırmaya neden olmuştur.
Halkın yaşadığı kentte, temel ihtiyaçlara kolay, rahat ve ucuz ulaşması; gündelik hayatın çekilebilir hale gelmesi gibi sosyal belediyeciliğin temelleri kabul edilen hizmetleri üretmek ve bunları programatize etmek, solun işi olmalıdır. Solcu başkanların, 70’li yıllarda, yokluk içinde başardıkları sosyal belediyecilik hizmetleri, 89’da tümüyle alınan şehirlerde uygulanan müteahhit belediyeciliği tarafından yenilgiye uğratılmıştır.
Dikili örneğini yaygınlaştırmak gerek!
Sol belediyeciliği yenen müteahhit belediyeciliğinin kökeni ideolojiktir. İdeologu da Turgut Özal ile başlayan vahşi kapitalizm uygulamalarının görünen yüzü karşısında söyleyecek söz bulamayanlardır. O kadar ki Özal tarafından küçümsenen halkçı uygulamalar, bir süre sonra öncelikle sol tarafından yönetildiği varsayılan 89-94 arası Ankara Belediyesi tarafından ortadan kaldırılmış; ‘halk bedavacılığa alışıyor’ denilerek, yoksulların şehir hayatına karışmasının önü kapatılmıştır. Fikren liberalizme yenik düşmüş ünlü isimlerden müteşekkil başkan adaylarının, ‘bedavacılık’ üzerine ahkam kesmeleri de, halk ile sol arasında olması gereken bağı koparmaya yetmiştir. Direnen ve sol belediyeciliği yaygınlaştırmak isteyen başkanların teker teker tasfiye edilmesi; liberalizme övgüler dizenlerin başkan adayı yapılması ve elbette giderek çoğulculuğun dilinin yerini milliyetçi söylemin alması, sol belediyecilik alanında yeni bir modelin yaratılmasına engel oluşturmuştur.
Yoksulların yaşadıkları şehirlerde izole edilmesine yol açan kaba liberal anlayışa direnen yerlerin başında ise Dikili gelmektedir. Nereden bakılırsa bakılsın, hem halk açısından kolay yaşanan bir şehir yaratılan hem de mevcut kaynaklarıyla belediyecilik faaliyetinin sürdürülmesini kolaylaştıran Dikili’nin başkanın yargı yoluyla önünün kesilmek istenmesinin nedeni de sol belediyeciliğin farkını ortaya koymasıdır.
CHP’nin yerel yönetim senaryosu olmalı!
Yerel seçimler yaklaştıkça, gönüllerinde yaşadıkları şehirleri yönetmek geçen bazı isimler öne çıkıyor. Ankara’da Ayaş Belediye Başkanı Ali Başkaraağaç’ın, İstanbul’da halen CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’in aday olmak istemelerini, yeni bir belediyecilik anlayışı açısından olumlu sinyaller olarak değerlendirmek gerekiyor. İddialı olmak iyi bir şey; ama daha da iyisi, şehirlere sol bir perspektifle bakmaktır.
Sol bir perspektif için iddialı adayların bakış açılarını ilgili şehirlere anlatmaları önem kazanıyor. Bu bakış açılarının CHP tarafından merkezileştirilmesiyse 2014 açısından dönüm noktası anlamına geliyor. 2009’da, Kılıçdaroğlu’yla “çalmayacağız, çaldırtmayacağız” dediği için İstanbul’da AKP’yi neredeyse yakalama noktasına gelen CHP, bu süreçten çıkartacağı derslerle 2014’e bugünden hazır olmalıdır. Bir senaryonuz varsa o senaryodaki rollere uygun aktör bulmanız kolaydır. Bir senaryonuz yoksa adı AKP’den Çankaya Belediye Başkanlığı için speküle edilen Mansur Yavaş gibi ‘kerameti kendinden menkul’ isimlerin yapacağı bir şey yoktur.