​ Cıbıldaklı Blog / Blog / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '14

 
Kategori
Blog
 

Cıbıldaklı Blog

Cıbıldaklı Blog
 




          Şu bizim dış temsilcilerimizden İsviçre'den Zuhal Hanım olsun. Almanya'dan Culduz Bey olsun, Amerikasından Newyorker olsun, hiç birinin  faydasını ve de hayrını göremedik gitti. Oradaki haberleri, sayfalarında  işlemiyorlar, bu tarafa aktarmıyorlar. Bütün güzellikleri kendilerine saklamışlar.

          Herkesin işi gücü oluyor tabi. Pazarları, Culduz’un (C’ nin çengeli yok.) Blog günleri. Dikkat. O gün kimse blog yazmasın. Yoksa ötelenirler. Bir de azarlanırlar. “Pazar'ları blog günüm, bilmiyor muydun? Sen zaten neyi takip ediyorsun ki” diye de zılgıt yersiniz. Bu,  örnek verirsek “Hem Londra’da yaşıyorsun, hem de Big Ben saat kulesinden haberin yok” demeğe benzer bu.
          Eskiden bu kategori için tatlı kıyametler kopardı. Herkes birbirini kollar, arada eften bükten bir yazı kor, sizi, Blog’lardan baş aşağıya  “pat” diye düşürüverirlerdi. Habersiz, selamsız. Zafer, “Sabah kalktım. Yüzümü yıkadım. Dişimi fırçaladım. Çişimi ettim. Kahvaltıya oturdum. Canım blog yazmak istiyor. Üşendim. Bu kadar karalayabildim” diyen nayloncunun olurdu.

          Bazen de biz araya girerek:
 

“Ey yolcu /  Dur yolcu /  Ey Nayloncu / Ey BLOG'cu /  Dur bakali. / Bu yazım önemli / Çıtlatıyorum meseleyi /  Dinleyesin beni /  Çık aradan ki / Yazım daha önemli / Anlayasın beni / Tepe takla getirme beni / Düş blogdan bari / Eccük öteye gidive gari / Kafamın tasını attırmadan / Dan dan dan / Sana diyom öte yandan / Çık aradan / Geliyor vatman /  Çıkıyor musun aradan / Bozulmasın aralar / Önüm arkam sobe. / Elma da desem, / Armut da desem / Çık sen aradan / A be iki gözümün hiç biri / Yesinler seni, / Anla artık, derdimi / Seni seni / Seni seni / diye seslendiklerimize laf  anlatmağa çalışırdık. Söz dinleyenler de olurdu, sağ olsunlar.
          Centilmenler de tası tarağı toplar, çıkarlardı blog’dan, başka köşeye giderlerdi.
Şimdi ise, Culduz başka oynuyor. Bozulmasın aralar kabilinden “kusura bakma Pazarlar benim Blog günüm.”  Diyor. Gün 24 saat, hep bloğu düşünüyor. Pazarları  yuvasına konacak ki,  aşağı kurtarmaz. Blog onun kazanç kapısı. TIR parası biriktiriyor. Blog’dan yazı başına Euro alan, nadirlerimizden o. ( Kendisinin yalancısıyız. Sevgili İdaremiz yalanlamadığına göre, demek ki doğru)


          Sen istediğin kadar ulusal gazetelerde dirsek çürüt. Nafile ki, nafile. Al bakalım işte. Bir tek blogcumuz var cımbızlanarak “Milliyet com.tr’ye” alınan. Gözümüz zaten yok. Amma bunun makul bir sebebi, şimdiye kadar izah edilemedi. İdarenin bu ketumiyetidir bizleri yıkan.
          Herkesler Culduz’un Pazarını bilecek, yol verecek, önünde gitmeyecek, el freni daima çekik olacak. Yürü önden de, ense traşını göreyim diyecek. En önemlisi de bu önemli CULDUZ gününü, evdeki ocak başına yazacaksın ki unutmayasın. Dediğim gibi, işin zevkini kaçırmayasın.
          Yoksa Culduz Beyimiz, bu kadar kazandığı Euroları, nasıl biriktirirdi? Dolarla yazmıyor bu sitede. Euro çalışır diyor. Seni düşüreceğim blogdan amma, n’apıyım. Kusura bakma” diyerek de centilmenlik yapabiliyor. Ama, bir de zılgıt çekerek: “Pazarları” blog günümdür. Bunu bile öğrenememişsin de diyebiliyor. Bu kadarcık da centilmenlik yapabiliyor hani.
          Culduz’un hakkından kim gelebilir? İzmir’in Denizci Paşası Serhatt bilir. Geçen yıl, düello’ya az kaldıydı. Araya hava muhalefeti girmişti. Şimdi yine bahsi geçiyor. “ En kısa zamanda” diye, uzaklardan el sıkıştılar, sözleştiler.
          Şimdi bu lafa alınsam Serhatt gibi, Culduz’u düelloya davet etsem nasıl olur? Ama sıra Serhatt’ta.
          Yahu, durun hele. Müsvettesiz çala klavye yazdığımızdan, görüyorum.  İkinci sayfayı bitirmek üzereyim. Yazının en başında ne demiştik? Dışarıda yaşayan blogcuların hayrını göremedik demiştik. Yazı, Ağırlıklı olarak BLOG yazısına dönüştü. Şimdi meseleye gelelim.
          Ey benim Çemişgezekli  Amerika’sında yaşayan Newyorker arkadaşım. Oralarda neler oluyor, bi de senin ağzından resimlerinden anlasak olmaz mıydı?
          Bu sıralar Newyork’ta “Üstsüz Okuma  Klübü” varmış. Bikinilerin üstlerini çıkarıp çıkarıp, çimenlere uzanıp uzanıp haa bire kitap okurlarmış. Bu kitap kurtlarına hiç rastladın mı?
Buradaki gazeteler öyle diyor. Ben de onların yalancısıyım. Suyun başında sen varsın. Yap bir muhabirlik. Yolla resimleri bana. Not da iliştir. Blog sayfanda, sen  de , ben de yayınlayalım be birader. Bunu da  sana, ben mi öğreteceğim.


          Ben sana tüyo vereyim. Olur mu kardeşim. Söz dinle de yap şu işi sevabına. Diyorlarmış ki o kitap kurtları “ Polis geldi yanımıza, o kentte üstsüz gezme izni veren yasaya uygundur davranışımız dedik, polisler gülerek yanımızdan ayrıldılar “ diyesiymiş. Halktan da laf atanlar oluyormuş falan.
O kitap kurtları, Central Park’ta  imişler. İstanbul’daki  “Gezi Parkı” gibi mi orası?  Git bakiver biyo. Hala orada duruyorlar mı? Bir de diyesilermiş ki “ Kadınlar da, erkekler gibi üstsüz dolaşmaları yakındır”  Allah aşkına git şu parka da bunlar sahi sözler mi, bir soruşturuver, olur mu benim Çemişgezekli kardeşim.
          Gördün mü, Çemişgezek’ten bu yana dünya ne kadar değişmiş.
Unutma olur mu? Makineni de al yanına. Zaten sen bi tuhaf adamsın. Hiç de resim çekmediğinin farkına şimdi vardım. Sahi  sitede neden resimlerini göremiyoruz bre!  Bir makine edin, Allahasen git şu resimleri çek be yau.
          Bekliyorum.
          Ey sevgili İdaremiz. Yarı çıplaklı blog ilk defa görüyorsunuz değil mi? Ama kategori sağlam. Yazının her santimetre karesi blog kategorisi fışkırıyor. Uzaktan da parfüm gibi kokuyor bu köşe.
Serhatt’ın bir zamanlar sizlere dediği gibi,  blog kategorisinin kapısına gelip “ bir bakıp çıkacam” demeden  yüzde yüz blog yazısı bu. Yine Serhatt’ın tarifi üzerine, elinizde ucu çatallı mızrakla  Blog kapısına yanaşıp, beni aramıyorsunuzdur inşallah.
          Şunun şurasında,  Törkiş lira almadan Culduz gibi Dolar almadan Euro ile yazı yazmıyoruz henüz.
          Bu kategoriden öteleyip ötelememenizin takdiri, sizlere ait.
          Ha, Newyorker Kardeşim. Bizi unutmaaaa!
          Ört ki, ölem !

 

 

 

 

 


 

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..