- Kategori
- Edebiyat
Cibranî-24 (Çığlık)
Bir geceyarısı bir gurup hırsız vezirin atlarını çalıp kaçmış. Atların üzerinde onları sürerken bir atın üzengisinin hasarlı olduğunu gören hırsızlardan biri onu çıkarıp gelişigüzel fırlatmış.
Sabah olup da olanları gören vezir şehirde tellal çıkartmış, her yere adam salmış. Ama çok geçmemiş, yakın bir arazide vezirin atının üzengisi karşılarına çıkmış. Arazinin yanındaki evin de evvelden onca atı varmış.
Bîçare adamı derdest edip çıkarmışlar vezirin önüne. Tek ses vermiyormuş adam vezir ne derse de. Adamın kölesi "dilsizdir o, konuşamaz" demiş. "Ama atlar efendimindir, yıllardır bakımlarını da ben yaparım" diye de eklemiş.
Bir adam karşı çıkmış, yalandır demiş. Adam adamın akrabasıymış üstelik. Lakin ruhta düşmanlıktan başka bir şey değilmiş ve eklemiş: Vezirin atlarını çalanlardan biridir, vezirin değerli atlarını çalanlardan biridir, yerine de bu atları takas etmiştir.
Akraba adamın boynu vurulunca, mirasını ele geçirmeyi hesab etmekteymiş. Adam dilsizmiş ama sağır değilmiş, hele kalbi katı hiç değilmiş. Kendisini öldüreceklerini bile bile, kendisini cellata teslim etmesine dayanamamış. Yüreği bedenine isyan etmekden çatlamak üzereymiş. Ölüm korkusu yokmuş, dünya onun için bir zamanlık zorunlulukmuş sadece ama yolda boynunu vuranın kendi akrabası olmasına yüreği dayanmıyormuş. Kalbi öyle sancıyor öyle sancıyormuş ki, çözülebilirmiş sanki dili.
Dilsizi prangalara vurup halk önünde ders olsun diye ertesi güne dek bekletmişler. Dilsiz tüm gece harab olmuş, dili yokmuş ama tüm ruhu dile gelip gelip Tanrı’ya yalvarıyormuş.
Ayağına vurulmuş prangası, bu iniltili can yakan sesleri duyup adama fısıldamış: Ben ayrılacağım senden şimdi. Sen de kaçar canını kurtarırsın belki. Lakin canın ölmekten yanmaz, beşerin çoğu da duymaz , senin iniltilerin bir beşerin ettiği. Anlatamazsın da kimseye, yakalanır öldürülürsün bir suçlu diye. Masumiyetini nasıl anlatmalı, dışa geçirmez ruhun çığlıklarını beden prangası.
Pranga çözülmüş çözülmesine ama adamın hiç niyeti yokmuş gitmeye.Olduğu yerde kalmış, ölüme hazırlanmış zira geriye kalan tüm ömründe bu çığlıkları duymaya katlanamazmış.
Nihayetinde sabah adamın boynunu vurmuşlar, kan toprağa aktarmış çığlıkları da öyle yitip gitmiş beden prangası..