- Kategori
- Gündelik Yaşam
Çiçek, böcek, gece, bulut, rüya işte...

On yıl önce kullandığım kırmızı şirket arabası evim gibiydi... Ütülüler bir tarafta askıda, kullanılmışlar torbada, tanzim teşhir malzemelerinin altında helalleşmeye kıyamadığım defalarca giyilmiş çoraplar...
Haftada bir defa halı sahada giyilecek, forma, şort, spor ayakkabılar...( Maçtan sonra eve gidip de yıkatamadıysanız nemli olur, küf kokar ama iş görür)
Dondurma kutusunun içinde, losyon, jöle, diş fırçası, macunu, köpük, kullan at tıraş bıçağı...
Bagajda; kova, balık takımları, mangal, kömür hatta tutuşturmak için eski gazeteler...
Geceleri üşümemek için battaniye!
Şimdi düşündüm de kaplumbağa gibiymişim yahu...
Ne güzel!
Severdim arabada uyumayı...
Ne keyiftir bilseniz...
Arabada yaşıyorsanız manzarası güzel her yer sizindir... Burun kıvırmadan önce düşünmenizi öneririm!
Radyoyu açarsınız, ön koltuğu yatırısınız... O kadar... Ertesi sabah sahilde uyanıp mayonuzu giyersiniz ve doğru denize...
Benzin istasyonlarının tuvaletleri, içeriye taşınmadan önce bedava duş hizmeti de verirdi... Biraz kokardı lakin “kokar mokar tok tutar” diye bir deyiş vardır, bilirsiniz!
Tuvaletleri market içine taşımak kimin aklına geldi bilmem!
Bir kere çok küçük!
Yer dar! Eskiden kova elinizde girerdiniz kimse “ne yapacaksın” demezdi...
Şimdi maşrapa ve sabunu görseler, düşünmeden polisi ararlar!
&&&
Mürefte’de iskelede balıktayız... Dört saat elek kürek kurt çıkarttık elim ayağım tutmuyor...
İlk yarım saat üç tane mırmır aldım, ardından tık yok!
Sahildeki çay bahçelerinde iki düğün vardı bu akşam...
Balık olsam ben de uğramam buraların semtine... Sakin bir kaya dibi buldum mu gel keyfim gel...
Sabaha karşı iki gibi, Erkul’a “arabaya yatacağım biraz” dedim... Oltaları olduğu gibi bıraktım... Koltuğu yatırdım, radyo kanalları arasında gezmeye başladım...
Eskiden bu saatlerde sesi buğulu program yapımcıları canlı telefon bağlantısı yapar, genelde evde kalmış kızlar arar, programı yapan buğulu sese çaktırmadan asılırlardı...
Kafiyeli, uzun şiirler okur, ardından da şarkı isterlerdi...
Arada şarkı, türkü söyleyen de çıkardı...
“ Biraz daha yüksek sesle söyleyebilir misiniz?”
“ Cık! Kusura bakmayın yan odada babamlar uyuyor da... Daha sonra ben size canlı söylerim!”
Kanallardan biri gündüz yayınını veriyor, Kadın Doğum Uzmanı bir adam anlatıyor...
Bu saatte kim dinler ki bunu?
Bir başkasında gece istekleri var... Arayan şarkının anonsunu kendi yapıyor;
“ Özel biri için Tarkan’dan Sevdanın Son Vuruşu adlı şarkıyı istiyorum”
Zavallı heyecandan adını söylemeyi unuttu, muhtemelen bu saatte özel birinin g..ünde de pireler uçuşuyordur...
Şarkıyı isteyen çocuk bu yazıyı okusa ne bozulur bana! Şu saatte kız insan değil, tanrıçadır onun güzel kafasında!
Muhtemelen şöyle der; “ Sevdiğimin g..ü yok, pireleri de yok!”
Böylesinin sırtına vurup “ tamam koçum” diyeceksin, geçeceksin!
&&&
Sonra... Ay bulutların arasında kayboluyor, kot montumu üzerime çekip gözlerimi kapatıyor... Erkul beni gün ışırken uyandıracak, henüz bilmiyorum... Gerisi çiçek, böcek, gece, bulut, rüya işte...