- Kategori
- Sosyoloji
Çığlık
Kardeşim,
Geçen günlerde çok satışlı bir gazetenin reklam sayfasında bir ilan gördüm.Ünlü oyun yazarı ve tiyatro oyuncusu Yılamaz Erdoğan’a ait bir çağrıydı ilanın konusu. Her ne kadar adres konusunda kafam karışsa da Sayın Erdoğan’ akan kanı durdurun’ diye feryat ediyordu.Odların arasından seçip kullandığı kelimeler o kadar içten ve o kadar insancıldı ki;bütün kalbimle amacına ulaşmasını diliyorum.İlanın sonu ‘yalvarıyorum gerekirse diz çöküp yalvarıyorum’ diye bitiyordu.Benim gazetelere ilan verecek kadar çok param yok.Bu nedenle belki feryadım sana ulaşmayacak.Ulaşsa bile belki de engellenecek.Sana erişemesem bile içimde karanlık duvarlar örmek yerine çığlığımı bu satırlara dökmeyi deniyorum. Ben de yalvarıyorum hem de Sayın Yılmaz Erdoğan gibi dizlerimin üstüne çöküp yalvarıyorum.Bu kanı durdur.Bunu yapabilirsin. Duyuyor musun?
İnsan gençken çabuk öfkelenir.Duygular tertemiz ve saman alevi gibidir.Zora başkaldırmak heyecan verir.Ama ne yazık ki bu isyankar duygular her zaman birileri tarafında kullanılır.Kullanıldı da.Geçmişte o pırıl pırıl gençlerimizi sağcı solcu diye birbirlerine düşürdüler.Ellerine silah tutuşturup birbirlerini kırdırdılar.İnsanımızın inançlarıyla oynadılar.Alevi Sünni diye böldüler.Bununla da yetinmediler.Bir grup genç malum gizli servisin tezgahında nasıl adam öldürüleceği konusunda eğitimden geçti.Çorumda, Kahraman Maraş’ta bu gençlerin önüne düşerek kimleri vuracağını gösterenler sınır dişi bile edilemedi.Utanma belası geri çekildiler.Bu bile yeterli gelmemiş olmalı ki;daha sonra etnik ayrılık senaryosu sahneye kondu.Yani yıllardır Türk Kürt ayrımını körüklediler. Ne yazık ki bu çok daha uzun sürdü ve binlerce can aldı.Almaya da devam ediyor.Daha sevgilisinin elini bile tutmadan nice körpe canlar toprağa düştü.Kayıp ne taraftan olursa olsun acıdır.Sonuçta varlığımızı tehdit eden ortak bir düşmana karşı savaşmıyoruz birbirimizi öldürüyoruz. Bundan daha acı ne olabilir?Biliyor musun?
Biliyorum benden ayrı bil dil kullanıyorsun ve bunu sana sürekli hatırlatıyorlar.Dil bir ulus için önemli bir özelliktir.Çünkü insanlar dil yardımıyla iletişim kurarlar.Ama ulus olmak için sadece ayrı bir dil kullanmak yeterli değil.Eğer kafanda bir ayılık senaryosu varsa bil ki başka unsurlar da gerekli.Hangi koşullarda yaşıyorsun bilmiyorum.Okuyabiliyor musun?Hindistan örneğini incelemeni isterdim.Hindistan’da 275 dil kullanılıyor ve 17 resmi dili var.Ayrıca 1500’den fazla lehçe konuşuluyor.Kimse silaha sarılıp dağlara çıkmıyor.Ankara’nın yanı başında Haymanalı kardeşimiz Balalı biriyle Türkçe karıştırmadan anlaşamıyor.Tuncelili bir arkadaşının Diyarbakır’da kolayca derdini Kürtçe’yle anlatabildiğini söyleyebilir misin?Yanında Kürtçe bilmeyen arkadaşlarınla nasıl anlaşıyorsun? Kaç yüz yıldır birlikte yaşıyoruz?Ailesinde Türk olmayan Kürt, Kürt olamayan Türk var mı?Bir dil ayrılığı bu kan dökmeyi haklı kılar mı sence?Biz etle tırnak gibi kaynamışız.Bizim sorunlarımız başka, ama bizi birbirimize düşürerek işlerini yürütenleri anlamak gerek.Fark ediyor musun?
Eğer sana ulaşabilseydim Dee Brown’un ‘Kalbimi Vatanıma Gömün’ kitabını hediye etmek isterdim.Bu kitap Kızılderililerin nasıl yok edildiğini anlatıyor.Beyaz adamın acımasızlığı bir yana Kızılderililerin kendi aralarındaki kavgalar ibret verici.Hiç bir kabile birbirini sevmemiş.Apaçiler Navaho’ları yok etmek istemişler.İowa Kızılderilileri Cheyenne’lere düşmanmış.Kısaca hepsi birbirini yok etmek için uğraşmış.Zaten beyaz adam da bunu istiyormuş ve sürekli kışkırtmış. Sonunda beyaz adamın verdiği bir avuç çorak toprak kalmış ellerinde.Şimdi viski ve esrarın uyuşturucu dünyasında çırpınıp duruyorlar.
Nedenini düşündün mü?Bunların hepsi bir aşiretti.Ulus olma özelliğini taşımıyorlardı.Düşmanları ortak olmasına karşın ortak çıkarlar etrafında birleşemediler ve yok oldular.Oysa geçmişten gelen ortak bir kültürleri olsaydı durum çok daha farklı olurdu.Bugün senin olduğun yerlerde de bir çok aşiret var eminim hiçbiri birbirini sevmiyor.Bakma sen birleşmiş görünmelerine.Sömürgen güçler akıl verdikleri için yan yana duruyorlar.O güçler çekilsin yine birbirlerine düşecekler.Bundan emin olabilirsin.Baksana çekilme sözü geçince nasıl tutuşuyorlar.Sonunda bu sömürgenlerin vereceği bir avuç kuru toprakta uyuşturuculardan aman dileyerek yaşamak istiyor musun?
Akşam yatıp sabah kendini devlet başkanlığı koltuğunda bulanlar aklını karıştırmasın.Ulusal kurtuluş savası verenler o kadar kolay o makama gelemiyorlar.Lütfen Yaser Arafat’ı düşün.Filistinlileri düşün.Dünyanın en gelişmiş silahlarına karşı sadece taş ve sapanla karşılık vermek ne demektir ?Yüreklerini sapana koyup atıyorlar.Sen yüreğini sapana koyup attın mı?Daha da önemlisi yüreğin bu kan emicileri titretti mi ta derinden? Şimdi öykündüğün insanlarla Filistinlileri karşılaştır.Onlar ulusal kurtuluş savaşı veriyorlar.Ama desteklemek şöyle dursun köstekliyorlar. Arkasını sömürgen güçlere dayayarak özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi verilir mi?Bugün o insanlara devlet başkanlığı makamını uygun görenler yarın geri alırlarsa nasıl karşılık verecekler?Tarihi biraz kurcala neler göreceksin.Birilerinin istemesiyle kurulan bir devlet örneği hatırlıyor musun?En güçlü devletlerin bile zor ayakta durabildiği bir zamanda yaşıyoruz.Rusya örneğini hatırlatmama gerek var mı? Sana sunulan dolmalara inanıyor musun?
Eline silah tutuşturup, seni o sıcacık yaşamından uzaklaştıranlar, sana özgürlük ve daha güzel bir yaşam vereceklerini söylüyorlar değil mi?O zaman soru sorma özgürlüğün var demektir.Saflarını paylaştıklarına sor bakalım toprak reformundan söz edebiliyorlar mı?Kimin kaçağa gideceğine ağalar karar veriyor.Kaçağın ölümle eşdeğer olduğunu biliyorsun. Bunu değiştirecekler mi?Karnını kendin kendi emeğinle doyurabilecek misin?Yoksa yine ağaların eline mi bakacaksın? En önemlisi kadınlar.Bir mal gibi alınıp satılıyor.Bu konuda bir çözüm önerileri var mı?Tek suçu sevdiğine varmak olan kızları töre adına öldürmenin açıklamasını nasıl yapıyorlar? Bil ki, bir toplumda kadın özgürleşmeden özgürlük olmaz.Ve kadın bugün özgür değilse yarın da olmayacak.Kadınlar yine erkeklerin verdiği haklarla yetinecek.Yaşamını bu alevlerin arasından kurtarabilirse kar sayacak.Can almak bu kadar kolay olmamalı.Bunları sorabiliyor musun?
Türkiye’de insanlar etnik kimliklerinden dolayı eziyet çekmezler.Bırak geçmişi sadece bugünkü siyasi yapıyı incelersen, açıkça görebilirsin.Nereye bakarsan bak en önemli yerlerde farklı inanç ve etnik kimlerden insan görürsün.İsteyen istediği makama geliyor.Önünde engel yok. Türkiye’de acı çekmenin ölçüsü emekten yana olmaktır.Sesini ezilenlerin sesine katmaktır.Yüreğin yoktan yoksuldan yana çarpıyorsa o zaman hapishane duvarlarına hüznünü yazarsın.Yoldaşın olur hüzün.Kısaca eğer bu hırsızlık ve talan düzeninden yanaysan kimse sana bir şey demez.Aradığın kendi rahatınsa eline silah almanın gereği yok.Ama sevdiğin insanlar için mücadele ettiğini söylüyorsan nereye gidersen git acı çekeceksin.Çünkü orada da ağalar var.Nerde nasıl yaşadıklarını öğrenmen gerek.Sonunda tek kaygılarının ‘yeter biraz da biz …’olduğunu anlayacaksın.Görüyor musun?
Özgürlük ve bağımsızlık bir ulus için olmazsa olmazdır.Bugünlerde bu iki kavramın içini boşaltmaya çalışıyorlar.Dünya kocaman bir köy oldu.Daha güzel yaşamak için özgürlükler biraz geriye çekilebilirmiş.Birileri böyle diyor ama ne yazık ki ötekilerin ekmeği her geçen daha küçülüyor.Çok şeye sahip olmasak ta özgür ve bir arada yaşıyoruz.Ayağımızı bastığımız yer bize ait ve gidecek başka bir diyar yok.Bu topraklar kolay elde edilmedi.Kurtuluş savaşında birlikte mücadele etmedik mi?Zalimin zulmüne kazmayla kürekle direnmedik mi?Bil ki aynı şey olursa bu topraklar üzerinde yaşayan herkes bir an bile düşünmez.Anadolu bizim son ve tek yurdumuz.Kaç yüzyıldır birlikte yaşıyoruz?Gün ayrılıp bölünüp başkalarının bağışlarıyla yaşamak günü değildir.Gün el ele verip ekmeğimizi çalanlara karşı direnmenin günüdür.Gün bizi birbirimize düşürüp kan döktürenlerden hesap sormanın günüdür.Gün yüreklerimiz ve bileklerimizi birleştirmenin günüdür.Elindeki silahın değil vicdanının tetiğini çektiğin zaman yanı başındayım.Gözlerinden öperim.Anlıyor musun?
EşrefÖzdemir