- Kategori
- Anılar
Çileli kuşak

Canlı bir tarihti babaannem. İzmir'in işgalini yaşamış, yıllarca savaştaki, kocasını ve babasını beklemiş, bu arada, annesi ve kardeşine ve kendi çocuklarına bakmak için, İzmirli Levanten ailelerin yanında aşçılık, tütün, incir, üzüm, işletmelerinde mevsimlik işçilik dahil, yapılacak her işi yapmış. Zenginliğide, fakirliğide görmüş, hayatı dolu dolu geçmiş bir kadındı.
Ailesi yanılmıyorsam, 1900-1905 yılları arasında, mübadele ile Girit'ten gelmiş. İzmir'in Kızılçullu bölgesinde kendilerine verilen araziye yerleşmişler.
Babaannemin babasının, yani benim büyükdedemin Balkanlardan, Çanakkaleye kadar, ömrü savaşlarda geçmiş. Çanakkale savaşından hemen önce bağlı olduğu askeri birlik, İzmir yakınlarında konuşlanmış. Büyükdedem, emirerliğini yaptığı subayına:
- Evimin çok yakınındayız komutanım, isterseniz gidelim. Yıkanır paklanır, temiz çamaşır giyer, ev yemekleri yeriz der, komutanı da kabul eder.
Bir akşamüzeri çatkapı gelirler. Yanlarında komutanın kardeşi de vardır. Kadınlar bu yorgun askerlere hizmette kusur etmezler. Babaannem o sırada 13 yaşlarında. Babasının yanındaki, uzun boylu, sarışın, çakır gözlü, heybetli zabitten alamaz gözünü. Zabitte babaannemi beğenmiştir. Geldiklerinin ikinci gününde, emirerinden Allah'ın emriyle kızını ister. Savaş öyle yakın bir zamanda bitecek gibi görünmüyordur, gidenin döneceği de garanti değildir.
Babaanneme en yeni çarşaflarını giydirip, elini ayağını kınalarlar, evin büyücek bir odasını ortasına örtü gererek ikiye bölerler. Örtünün bir tarafında imam, damat ve erkek konuklar, diğer tarafta gelinle, kadın konuklar, bir vekil gelin adına imamı cevaplandırır ve babaannem evlenir.
Küçük gelin bir kaç gün sonra babasını, kocasını ve kayınbiraderini Çanakkale Cephesine uğurlar. Bir zaman sonra kayınbiraderinin şehit olduğunu öğrenir babaannem. Diğerlerinden haber alamazlar.
Ve İzmir işgal edilir. Yunan askerleri, ev ev silah ve eli silah tutacak büyüklükte erkek ararlar. Babaannemlerin de evine gelirler. 3 katlı bağ evini ( babaannem ev demez kule derdi ) didik didik ararlar, erkek kardeşi henüz dokuz yaşında bir çocuktur. Ona ilişmezler. Babaannemin odasını fazla dağıtmadan arayan asker, tam odadan çıkarken çekmecenin en üstündeki bir erkek mendilini alır. Babaannem gençliğinin verdiği ataklıkla, öne çıkar. Asker'e Giritçe -''o kocamın son kullandığı mendildi, üzerinde kokusu var'' der. Asker özür diler, mendili yerine bırakır.
Canım babaannemin işgalden tek hatırası bu olaydı.
Büyük dedem Çanakkaleden dönmez, haber de alınamaz, o günün koşullarında yiter gider. Dedem döner, bir süre kalır, sonra yine cepheye gider.
Yedi yıla yakın haber çıkmaz. O zamanlar kocasından yedi yıl haber alamayan kadınlar boş düşer, yeniden evlenmeye hak kazanırlarmış.
Bir gün, komşusu babaanneme, -''kız Melek iki gecedir seninkine benzer bir adam evinin etrafında dolanıyor, bu gece kolla bakalım o mudur gelen der.
Evet odur. Karısı tekrar evlendiyse görünmeden geri gidecektir. Babaannem yıllarca Yemen'de esir kalmış, bu onurlu askeri paylaya paylaya eve sokar. Çünkü kocasının üstüne evlenmeyi aklından bile geçirmemiştir.