- Kategori
- Mizah
Çılgın günleeerrrrr Türkiye (2)

Otobüste radyodan duyduklarım inanılmazdı.
"Çılgın günleeeerrrr Türkiye... Şimdi son çeyrek yüzyıla damgasını vuran şarkıyı dinliyoruz. Donum Sende Kalsın. Başbakan Magi söylüyor..."
"Bugün 1 Nisan mı? Ne demek Başbakan Magi."
Otobüsten Taksim'de inmiştim. Taksim gökdelenlerle doluydu. İstiklal Caddesi'nde çevreciler "Beşinci köprüye hayır" yürüyüşü yapıyorlardı.
Tüm binalarda Magi'nin resimleri vardı. Benim ev ortağım popçu Magi... Herif hiç değişmemiş gibiydi. Hala rengarenk saçlı. Hala abuk subuk giysiler. Bu adam nasıl başbakan olabilirdi ki?
İstiklal caddesine girdim. Dayanamadım. Yürüyüş yapan çevrecilerden birini çektim kenara. Kirli sakallı, aydın bir tipti. Öyle olmasa çevreci olmazdı. Yakasına yapıştım.
"Neler oluyor burada? "
"Eylem yapıyoruz. Beşinci köprüye hayır."
"Onu demiyorum. Magi saçmalığı. Bu adam gerçekten başbakan mı? "
"Elbette başbakan. 10 yıldır başbakan. Sen uzaydan mı geldin kardeşim? "
"Hayır 2007'den geldim. 2007'den beri yoktum tamam mı? Kafama tuğla düşmüştü. Komadaydım. Nasıl kabul edersen artık. Yeterki anlat bana nasıl oldu bu iş? "
Çevreci aydınımızla bir bara oturduk. Anlattı.
"2007 yılının ikinci yarısında Magi'nin Donum Sende Kalsın albümü çıktı."
"Eee."
"Donum Sende Kalsın virüs gibi yayıldı bir anda. Şarkı çok tuttu. Her yerde dinlenir oldu. Düşünebiliyor musun tam 10 milyon sattı. Korsan hariç."
"Bu mümkün değil."
"Oldu. İnan bana oldu. O zamanlar Türkiye zaten magazin batağının içindeydi. Magazin tüm ülkeye adeta benzin gibi dökülmüştü. Magi onu ateşledi. Patlattı."
"Eeeee..."
"Magi 2008'de ikinci albümü Soymadan Yeme Beni'yi çıkardı. Oda patladı. Derken üçüncü, dördüncü beşinci albümleri çıktı. Hepsi en az on milyon sattı. Halk deli gibi Magi dinler oldu."
"Eeeeeee."
"Magi televizyon şovu yapmaya başladı. Gece gündüz televizyonlarda Magi vardı. Sonunda Magi müzikten kazandıklarıyla bir anda Türkiye'nin en zenginleri arasına girdi."
"Eeeeeeee...."
"2020 yılında Magi siyasete atıldı ve Büyük Eğlence Partisi'ni kurdu. Aynı yıl ilk seçimde de tek başına iktidara geldi. Magi'nin partisi halka eğlence vaadederek geldi."
"Halk bu herife bu rezilliğe nasıl oy verdi? "
"Eeee... Yıllarca darbelerle geriye götürülen, sosyal dayanışma duygusu, sivil toplum örgütleri yerle bir edilen, kitaptan, fikirlerden, siyasetten soğutulan halk zaten magazinkolik olmuştu. Magi bu rüzgarı iyi yakaladı. İktidara gelir gelmez de Eğlence Bakanlığı kurdu. Tüm bar, diskotek gibi yerler vergiden muaf hale getirildi. Her mahallede içki fabrikası kampanyası başlatıldı. Okullarda teneffüs zili Magi'nin Donum Sende Kalsın melodisini çalıyor. Trafikte araçların kornası da aynı müziğe ayarlandı. Bu arada içkili araba kullanmak da serbest bırakıldı. Hatta sarhoş araç kullananlara, fuhuşta yakalananlara teşvik olarak iki kasa viski veriliyor. Aaaahhh Magi yaktın ulan ülkeyi. Kim kurtaracak bu heriften bu ülkeyi ya. Çaresiziz."
Sinirliydim.
"Ben kurtaracağım. Bu ülkeyi bu heriften ben kurtaracağım" dedim fırladım.
Profesörün yanına gittim.
Yine bağırdı.
"Kemal seni uyarmıştım. kimseyle konuşmayacaktın. Artık bu araca almayacağım seni."
"Almayın. Yeter ki 2007 yılına geri götürün beni."
Işıklar döndü. Işıklar döndü.
Işıklar döndü... Gözlerimi açtım. Işıklar dönüyor. Magi salona döner ışık takmış dans ediyor.
Üçlü koltukta uyandım.
"Allah'ım kabus. Kabus görmüşüm. Gelecek. Başbakan Magi. Donum sende kalsın. Hepsi kabusmuş."
Magi dans ederek şarkısını söylüyor.
"Bu gecenin anısı, donum sende kalsın... Bu gecenin sancısı donum sende kalsın"
Kalktım. İki yakasını tuttum Magi'nin.
"Bu albüm çıkmayacak. Sen şarkıcı falan olmayacaksın. Unut anladın mı unuuuuut. Unuuuuut!"
O gece Magi'nin tüm notlarını yaktım. Gitarını parçaladım. Sabah Magi'yi yaka paça kovulduğu futbol kulübüne götürdüm. Antrenörüne yalvardım yakardım,
"Abi memleket meselesi bu. Bu adam futbol oynamalı. Bak ülkenin kurtuluşu senin ellerinde. Bir şans daha ver şu herife."
"Ne memleketi ne meselesi ya? "
"Bak hocam ben gazeteciyim bunu takıma al vallahi spor servislerimde arkadaşlarım var. Ropörtaj yaptırırım seninle. Senin takımının da reklamını yaparız yeter ki al bu arkadaşı. Bu popçu olmasın topçu olsun."
"Peki" dedi antrenör.
Magi bana baktı.
"Ya Kemal sağol ya. Aslında banım aklım da futbolda kalmıştı" dedi.
Ben de ona, "Aman hep futbolda kal. Futbolda kal ki benim de aklım sende kalmasın" dedim.
Eve döndüm. Koltuğa uzandım. Hala gördüğüm kabusun etkisindeydim. Unutmalı ve işe koyulmalıydım. Balkonda geceden sigortası atan cihazı tamir etmeliydim. Kalktım. Ayağım bir şeye çarptı. Bir resim. Aldım baktım. Audrey Hepburn'un siyah beyaz bir resmiydi. İmzalıydı.