- Kategori
- Mizah
Çizgi film gerçek oldu

Çocukluğumun çizgi kahramanı, hani o avcısını alt eden bugs bunny var ya; meğerse Muğla’nın dağlarında yaşıyormuş da haberimiz yokmuş. Gördüğüm tavşan Bugs Bunny değilse bile bizim gibi onun çizgi filmlerini izleyerek büyümüş ve özenmiş olmalı.
Attı mı mangalda kül bırakmayan avcımız badi, her zamanki sürek avına çıkmış, bu sefer bizi de yanına dahil etmişti. Anlattığına göre bizim badi profesyonel bir avcıydı. Ben ise pek alışık olmadığım bu av olayına, hani şu 3 günlük dünyada Allah ömür verirde yaşarsak, ilerde torunlarıma anlatabileceğim bir av maceram olsun diye katılmıştım.
Hava karardıktan aracı kullanan Hüseyin hepimizi evlerimizden topladı. Badi ise heyecanlı bir şekilde avlanacağımız yeri tarif etmeye başladı. En son askerde mecburiyetten elime almış olduğum bir tüfeğe bu kadar yakın olmak beni hem tedirgin hem de heyecanlandırmıştı.
- Aman Badi, tüfeği indikten sonra hazırlasan olmaz mı?
- Tırsma bu kadar be Celo, ilk defa ava çıkmıyoruz.
Cevabımı almış, oturmuştum oturduğum yere. Yol boyu avlayacağımız hayvanlarla hangi yemekleri nasıl pişireceğimizi hararetli bir şekilde tartışırken, Hüseyin heyecanla “Bu nasıl tavşan böyle” diye haykırdı. Hepimiz gösterdiği yere baktık ki bizim avlayacağımız tavşan, bizim aracımızla yarış yapıyor. Herkesi bir heyecan sarmış, ama nedense bizim usta avcımız daha bir başka heyecanlanmıştı. Hüseyin’in yaptığı frenle ilk atışını daha camı açmadan yapıyordu az daha. Tavşan bizim fren yapmamızla bizi geçmiş, ama farların etkisiyle olduğu yerde kalmıştı. Bizim avcımız ise her zaman açtığı kapı kolunu nedense bu sefer bulamamış, olduğu yerde debelenip duruyordu. Kürşat bir hamlede arka koltuktan uzanıp avcımızın kapısını açtı. Bende acaba önüne kırmızı halımı sermemizi bekliyor diye düşünürken en sonunda inmeyi akıl etti ve ilk atışını yaptı nihayet. Fakat nasıl bir ustalıksa, namludan çıkan 100 civarı saçmayı tavşanın çevresine serpiştirmeyi başardı. Tavşan tam kaçma teşebbüsüne bulunmuştu fakat, Badi’nin yaptığı bu atış onu da şaşırtmış ve kaçmaktan vazgeçmişti. Badi ise tek kırma tüfeğini yeniden doldurmaya çalışırken bizde onun bu sırada yere düşürdüğü fişekleri toplamaya çalışıyorduk. İkinci atışını da yapmış olmasına rağmen bizim tavşan hala canlıydı. Hatta Badi’nin üzerine ağır ağır ilerlemeye başlamıştı. Bizim Badi’yi boyu itibariyle gözüne kestirmiş olacak ki elindeki tüfeği alıp ya intihar edecek, ya da Badi’yi vuracaktı. Biz bu iki atışın üzerine kahkahalar atmaya başlamıştık. Tavşan adeta sizinle mi uğraşacağım edasıyla arkasını dönmüş ağır ağır ilerlerken Badi’nin bir kere daha tüfeği doldurmasını engelledik ve Badi ile birlikte ava çıkmaya tövbe ettik.
Tahmin ediyorum o tavşan hala dağlarda Canım Canım diyip elindeki havucuyla Badi’yi bekliyordur.