- Kategori
- Doğal Hayat / Çevre
Çizgi ötesi

cizgiye uzaktan bakmak yerine onu yakalayıp ötesine geçmek
Çizgi Ötesi
Toprak ve topraktan ötesi;
Ufuk ve ufuktan ötesi gibi her son çizginin bir daha ötesi var.
Düşüncelerin, duyguların, öfkelerin, sevinçlerin ötesi gibi.
Çizgi gerisinde kalan efsaneler gibi ilerisinde de keşfedilmeyi bekleyenler var.
Çizgi gerisinin fonksiyonlarını durdurmak ve ileriye dalmak yeter. Nasıl mı ?
Yaratıldığın alandan çıkıp yaratma alanına dalmak gibi...
Tekdüzelikten bunalıp kaçmak gibi.
Yaptığınız resmi silip yenisini yapmaya başlamak gibi.
Zamansal yarıştan çıkıp zamanı durdurmak gibi...
Pişmanlıkların ve keşkelerin dışına çıkıp arzuların yolunu aşmak gibi.
Kasırga öncesi durgunluğa sığınmak yerine, kasırga sonrası durgunluğu yaşatmak gibi..
İçinizdeki hırçın beklentilere, düşünmeden dalmak gibi.
Karanlıkları kırbaçlamaktan vazgeçip aydınlıklara dokunmak gibi..
Rüyalarınızdaki anı yakalamak gibi.
İçinizden geldiğince, korkusuzca bir bilinmeze sızmak gibi.
Hayatın ilk ve son evresi arasında sıkışıp kalmamak gibi..
Doğum ve ölüm gibi. Hepsinde bir çizgi ötesi var.
Yaşamın ilk ve son adımları ötesinde bilmediklerimiz var. Adına çizgi ötesi dediğimiz.
Hayatın içinde, çizginin ötesinde, bilinmeyenlere, yaşanmayanlara, unutulanlara, kaçırılanlara, korkulanlara, ulaşılmayanlara, el uzatmak, sevgilere, sevinçlere ve olaylara korkusuzca göz kırpmaktır..
Hayatın sınırlarını kaldırmaktır. Tabuları yıkmaktır.
Sonun dışına çıkmayı, çizginin ötesine bakmayı bilemektir...
Islanacak bir yağmuru hayal etmek, o hayalle kuruyan sararan çamları sevgiyle sulamaktır.
Ateşin alevini de yaprağın nemini de dokunmadan düşünceyle hissetmektir...
İçtenliğe güvenmektedir. Avcundaki yaprakları tütlenebilimektir.
Mum ışığı gibi ilk rüzgarda sönmemek, rüzgara direnmektir.
Nefesinle eşlik ettiğin alevlerle yalnız kalıp ateşin sesiyle uyumaktır.
Tutkularla savaşmak yerine, tutkularla dans etmektir,
Mahzenden çıkan düşünceleri yeniden canlandırıp parlatmaktır.
Düşünceleri zindandan çıkarıp özgür kılmaktır.
25. yüzyılı dahi hayal edip oralara varmaktır.
Kazma kürekle değil; düşünce gücüyle eşelemektir duyguları,
Ötede olmak biraz yaratmak ve biraz yaratılmaktır.
Çorap giymeyi unutmak ve gönlünün istediği yöne doğru fırlamaktır.
Keman’ın nağmelerine yay olup melodi katmaktır.
Dağlara çıkıp haykırarak sesi yankılatmaktır..
Adaletsizlikleri aşağılarda bırakarak, umuda tırmanmaktır.
insanların tanrısallaştırmadığı yerlere doğru uzanmaktır..
Hafif kırlanmış saçlarla, hayatın ortasında çakılıp kalmamaktır.
En yüksek dağa tırmanmak ve bütün çizgilerini görebilmektir hayatın,
Bir çizgi olmaktır en son gördüğün noktaya, Kendini karelerine hapsetmeden hayatın, Özlemektir ve her organla hatta kulakla dahi görmektir.
Bedenin ruh tarafından rehin alınmasına isyan etmektir.
Her kokuyu yasemine benzetmektir...
Düşüncelerinde sınır aşmaktır.
Varlığına, saflığını ve berraklığını katmaktır.
Güneşin doğuşunda yürümek, batışında ise geri dönmektir.
Şehri aydınlatan ışıkları yükseklerden seyretmektir,
Akşam vakti gibi çöken vedalardan sıyrılmaktır..
Kimse düşüncelerine “benimle kal” diyemese de,
Düşünceler çizgi ötesinde dolaşır ve yine gelir zaman zaman...
Uzağa ya da yakına, kolaya ya da zora, herşeye var olmaktır,
Kendi içinde gürleyip, şimsek çakmak ve yağmur olup yağmaktır,
Yeniden filizlenip yeniden hayata kök salmaktır.
Yoğun ve saygın duyguların çöpe atılacağı kadar yufka yüreklere teslim olmamaktır,
Dakikalara saatlere sığdırılacak kadar kısa duyguların değil, asırlara sığdırılmayan büyük duyguların peşinde olmaktır.
Okyanusta bir damla değil, okyanus olmaktır.
Çökerttiklerini sananlara karşı dimdik ve ayakta var olmaktır.
Çizgi ötesi öyle birşeydir işte, Bir başka sığınma yeridir, uçsuz bucaksız cesaretlerinizin var olduğu güç topladığınız yerdir. Yalnız olsanız da orası size güven verendir.
Sizi koruyan kabuktan çıkıp hayatı koruyan kabuk olmalısınız..
Nem olun, yağmur olun, yeşillendirin hayatı..
Size ruhunuzun çizgi ötesinde, turkuaz rengi ipekimsi günler diliyorum...
Emine Sütcü