Küresel krize “tasarruf seferberliği” / Ekonomi - Finans / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '08

 
Kategori
Ekonomi - Finans
 

Küresel krize “tasarruf seferberliği”

Küresel krize “tasarruf seferberliği”
 

Kriz işte böyle bir kavgaya doğru ilerliyor


Dünyada, dili, dini, ırkı farklı herkesi yakından ilgilendiren ve etkileyen küresel kriz zengin-fakir, güçlü-güçsüz ayırımı yapmadan etkisini göstererek ilerliyor.
Dünya devletleri, uluslararası kurumlar, bu krizden nasıl kurtulabileceklerinin arayışları içindeyken, doğrusu ülkem için endişeleniyorum. Bugüne kadar çok zor şartlar altında ayakta durmayı başaran işletmeler, acaba bu krizi aşabilecekler mi?

Özellikle ülkemizde, “olağanüstü durum” ilan edilmeli diye düşünüyorum. Piyasadaki durgunluk, herkesi kara kara düşündürmeye başladı bile. İşletmelerimizi daha da riske atmadan bir kriz masası oluşturmalı ve krizin nasıl atlatılacağı konusunda stratejiler geliştirmeliyiz.
Bir yandan kriz, bir yandan işsizlik, inanılmaz bir toplumsal sorunla karşı karşıyayız. Üniversiteler adası bir ülkede mezunlar ordusuna sahibiz. Ama hepsi işsiz.

Kriz masası, tedbir alanlarının nasıl tasarlanıp ne şekilde uygulanacağına; bunları teminen nasıl bir koordinasyon mekanizması gerektiğine dair bir tartışmayı hemen başlatmalı.

En azından bu durum karşısında, “sen-ben” ya da “iktidar-muhalefet” kavgalarına son vermeliyiz. Bu aşamada yapılması gereken, uzmanların göstereceği çözümü, yöneticilerin uygulamasıdır.

Elbette, bu soruna öncelikli olarak çözüm üretmekle sorumlu olan hükümet yetkilileridir. Ancak, vatandaş olarak da üzerimize düşeni yapmakla mükellefiz. Dünyada yaşanan bu ekonomik kriz dalgası, eninde sonunda makro düzeyde devletleri;
mikro düzeyde ise firmaları ciddi olarak etkileyecek ve kötü sonuçlar ortaya

çıkaracaktır. Dolayısıyle bireyler olarak da hepimiz etkileneceğiz. Bu sıkıntının kısa süreli mi uzun süreli mi olacağını da henüz belli değil. Uzmanlar dahi bu konuda yeterli öngörüyü ortaya koyamıyor.

Ve maalesef bugüne kadar, atlatmaya alıştığımız, tecrübelendiğimiz bir “enflasyon” ya da “devalüasyon” krizi değildir yaşadığımız kriz.

Dolayısıyle, dünyayı etkileyen bir krize, içinde bulunduğumuz normal ekonomik sıkıntıların perspektifinden bakarak değerlendirmek yanlış olur. Bu süreçte, suçlu kim kavgasına gireceğimize, “ülkem için en iyi çözüm, şudur, onu öneriyorum” yarışına girmeli herkes..
Neredeyse nufüsumuz kadar çalışanı olan şirketlerin battığı bir tehlikenin ortasındayız. “toplumsal tasarruf seferberliği” ilan edilmeli.
Hiç kimse, bu kriz bizi etkilemez diyemez. Günün sonunda en çok etkilenen bizler olacağız.

Bu kriz dünyanın dengelerini yerinden oynatmaya aday bir krizdir.

Maalesef, her geçen gün, küreselleşme sürecinde olan dünyamızda yaşanan ekonomik kriz de küresel boyutta büyüyor. Krizin merkezi ise gelişmiş ülkeler. Ekonomik durgunluğun dalga dalga yayıldığı bütün ülkelerde, hem uluslararası ticarete hem de iç ticarete büyük darbe vuruyor.

Finansal sistemlerin denetimi, ülkeden ülkeye farklılık göstermekte, kimi ülkelerde düzenlemenin ve denetimin az olması problemin temel kaynağı iken, başka ülkelerde bunun fazla olması, finansal piyasaların gelişme alanını daraltmaktadır..

Her ülke kendine göre tedbirler almalıdır. Boyuna, yapısına, gücüne ve nüfusuna göre tedbirler almalıdır. Küresel tedbirlere de katılmalıdır.

Küresel yangının söndürülmesinde elzem olan ülkeler arasındaki maliye politikalarının etkin koordinasyonudur. Bankaların yeniden sermayelendirilmesinden, şirketlerin yeniden yapılandırmasına kadar bir dizi koordineli adıma ihtiyaç vardır.

Gerek ülkemiz için, gerek iş insanlarımız ve gerekse çalışanlarımız için çok zor bir döneme giriyoruz.

Ekonomik krize karşı makro ve mikro düzeyde alınabilecek önlemler yanında genelde büyük bir “tasarruf seferberliğine” de girmeliyiz. Her konuda. Sadece bireysel olarak değil, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında da tasarruf seferberliği devreye girmeli..
Özellikle de borcu olanların çok daha tasarruf yapması şarttır. Kredi kartlarıyla ihtiyaç fazlası alışverişler için kendimizi kontrol etmeliyiz. Hatta bir müddet kredi kartını belki hiç kullanmamalıyız. Eğlence ve lüks masraflarımızı askıya almalıyız.

Aksi halde, manevi sarsıntılarımız yanında bir bir de maddi sarsıntıdan kıbırdayamaz hale geleceğiz. Acil ihtiyaçlarımız dışında harcamayı kendimize yasaklamalıyız. Elbette herşey irade meselesi. Ama bunu başarırsak sonuçta kazanan biz oluruz, başaramaz isek kaybeden oluruz.

Hep birlikte el ele verip bu krizden en az zararla nasıl çıkabilirizin çalışmalarını başlatmalıyız. Bu vatani bir görevdir. Hatta, önümüzde yapılacak olan bütün seçimlerin bir defada yapılmasını öneriyorum. Hem genel seçimler hem yerel seçimler, hem de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ayrı ayrı yapılması bu genç devletin sırtında çok büyük mali külfet yaratacaktır. Yetkililerin bir araya gelip bu konuyu da ele almaları bence en doğrusu olur. Her seçimin ülkeye kaça mal olduğunu hepimizi biliyoruz. Yazıktır, günahtır.
En azından genel ve yerel seçimler birlikte yapılabilir.

Hatta bu zor dönemde grevler ülkesi olmaktan da kurtulmalıyız. Gerekirse grev yasağı da gelsin. Çünkü grev yapma lüksümüz de yoktur.

Bu ülke bizimse eğer, hep birlikte, ona değer vermeli ve hep birlikte onu korumalıyız...

Kimse böyle bir süreçte bireysel düşünmemeli ve toplumsal düşünüp öyle hareket etmeli. Böylesi büyük bir kriz, ulusal dayanışma ile yenilebilir ancak.

Emine Sütcü

17 Aralık 2008

 
Toplam blog
: 62
: 707
Kayıt tarihi
: 18.11.08
 
 

1962 dogumluyum. Doğu Akdeniz Üniversitesi mezunu bilgisayar programcısıyım. Mesleğim gereği birçok ..