Çocuk Gözüyle Kenan Evren / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '08

 
Kategori
Anılar
 

Çocuk Gözüyle Kenan Evren

Askerler bize öyle güven vermişti ki mahallede gördüğümüz öğretmenimizin ve ailemizin anlattığı şüpheli adam tiplerini rahatlıkla gidip devriyeye anlatabiliyorduk.Bize hiç kimse bir şey diyemezdi.Asker ağabeylerimizin her yerde bizi koruyacaklarından emindik.

Geceleri uzun uzun öten bekçi düdükleri:”İyi uykular çocuklar, rahat uyuyun anlamına

geliyordu”

Artık Pazar sabahları çok daha güzeldi, babam bana para veriyor, ben gazeteciye gidiyordum, Hürriyet, Günaydın ve Gırgır alıyordum.Hem paranın üstü benim oluyor hem de

Gırgır’ı ilk ben okuyordum.

Kahvaltıdan sonra ailecek piknik hazırlığı yapılırdı.Mangal yakmak tehlikeli olduğundan, evde köfte yapılır, küçük tüple gidilen yerde kızartılırdı.Artık hiçbir yer tehlikeli değildi , her hafta ayrı bir yerdeydik ; Söğütözü , Çubuk Barajları, Bayındır Barajı, Karayolları ve Çiftlik en çok tercih ettiğimiz yerlerdi.Belki de başka bir yerde yoktu.Buralar da hep askerler olurdu ben hep bizi korumak için orada olduklarını düşünürdüm.O yüzden orada hiç anarşist olmayacağı hissine kapılır biraz uzaklarda yeni yerler keşfetmek için açılabilirdim.

Kenan Evren kendi söylemişti:Bu anarşistleri dış mihraklar yetiştirir, insanları sağcı solcu yapar, kardeşi kardeşe düşürürmüş.Ecevit ile Demirel de kavga edeceğim diye ülkeyi yönetememişler.O dış mihraklara izin vermişlerdi.Çok şanslıydık.Ya Kenan Evren olmasaydı?Benim çocuk yorumlarıma katılan insanlar bir müddet sonra anayasa referandumunda onu %90’ın üzerinde bir oy oranıyla cumhurbaşkanlığına layık göreceklerdi.

Zaten vatandaş onu ve silah arkadaşlarını o kadar seviyordu ki her gittikleri yerde büyük, kalabalıklarla karşılanıyordu.Televizyonda görüyordum Kenan Evren onlara hitap ediyor ders veriyordu.Hatta bazı iş yerlerinde o meşhur postere rastlıyorduk:Ortada Kenan Paşa altta Milli Güvenlik Kurulu üyeleri, bir iki tank, uçak, gemi, silahlı bir Mehmetçik.

Darbe bize daha çok oyun alanı, daha çok özgürlük demekti.Cebeci Stadında tren yolu mahallesine rahatlıkla gidip saatlerce oyun oynayabiliyorduk.Oyun alanlarımıza yeni bir yer katmıştık ki bu hepsinden güzeldi.Fakültelerin arkası.

Siyasal Bilgiler ve Hukuk Fakültesinin arkasında Basın Yayın, Eğitim Fakültesi ve kocaman bir yurt varmış, onların önünde geniş oyun alanları, yemyeşil bahçeler.

Birkaç yıl evvel insanların birbirini taradığı, yaraladığı, kavga ettiği bu alanlar bizim olmuştu.Burası oyun için çok güvenliydi.İstediğimiz kadar maç yapar, sohbet eder, bahçeden bahçeye gezebilirdik.Boykotların eylemlerin olduğu okul koridorlarında mahallenin çocuğu olma sıfatıyla girip elimizi yüzümüzü yıkayıp su içebiliyorduk.

Mahallemizdeki büyükler de bu okulların bahçesini çok sevmişti.Akşamları çekirdeklerini alan çocuklarla yürüyerek gelir, banklarda oturur gece geç saatlere kadar bu huzur ve güven ortamında ailesiyle vakit geçirirdi.Bence Kenan Paşa haklıydı.Bu huzur ve güven ortamı çok güzeldi.Asla o günlere kimse dönmek istemezdi.

Babamın darbe hakkında ne düşündüğünü net olarak bir türlü kavrayamamıştım.Büyüklerle konuşmalarını dinliyor, yorumlar çıkarmaya çalışıyordum.Bazen darbenin kötü bir şey olduğunu düşünmeme bile neden oluyordu.İlk kez babamdan farklı mı düşünüyordum.

Yanıldığımı bir müddet sonra anladım.Arabamızı Yüksel caddesine park etmiş, lokantamıza yürürken genç ağabeyleri gördük.Uzun eşek oynuyorlardı.Sakallı ağabeylerin uzun eşek oynaması komiğime gitmiş gülerken babamın dedikleri hala kulağımda.”Ne güzel gençler oyun oynuyor, keşke hep böyle gülüp oynasalardı”.Eskiden bu gündüz saatlerinde böyle oyun oynamak mümkün değilmiş, anarşi bitince olmuş.Demek ki babamda benim gibi düşünüyordu, rahatlamıştım.

Ne mahallede ne okulda hiçbir yerde sağcı yada solcu lafı duyulmuyordu.Son zamanlarda özellikle Kızılay’daki lokantamıza gittiğimde büyükler Bakocu Kastellici diye konuşuyorlardı.Hararetli sohbetler kimin kaçıp kimin kaçmayacağıyla ilgiliydi.

Hatta bunların televizyonda reklamları bile vardı.Babam hepsinin kaçacağını ısrarla söylerken bazıları tersini söylüyordu.

Tabi ki birini tutmak gerekiyordu.Ben en çok Borsa “baba evi “sloganını seviyordum.

Bu Borsa denen yer bizim lokantanın tam karşısındaydı.Gerçekten bir gün kaçtı.Bize de bir hayli yemek borcu takarak.Bu bankanın mağdurları yani o zamanki adıyla bankerzedeler sürekli terk edilen büronun önüne gelir ne yapacaklarını uzun uzun konuşurlardı.Biz o yoğun kalabalıktan payımıza bazılarını müşteri olarak aldık.Ancak ne biz ne de onlar zararlarını karşılayabildiler.

 
Toplam blog
: 20
: 470
Kayıt tarihi
: 18.01.08
 
 

1970 Ankara doğumluyum. Sırasıyla İltekin İlkokulu, Cebeci Orta Okulu, Ulus Teknik Lise' sini bitird..