​ Çocuklarımıza verdiğimiz bilgi mi yoksa kazandırdığımız bilinç mi önemli? / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '07

 
Kategori
Eğitim
 

Çocuklarımıza verdiğimiz bilgi mi yoksa kazandırdığımız bilinç mi önemli?

Çocuklarımıza verdiğimiz bilgi mi yoksa kazandırdığımız bilinç mi önemli?
 

Bugün, eğitim anlayışı, ülkemiz ve dünyadaki eğitim sistemi ile ilgili yazmak istiyorum.

Çoğumuz eğitimin anlamı, amacı ve fonksiyonu hakkında yanlış düşünüyoruz. Hele eğitim sürecimiz hiç olmasa daha iyi olurdu! İnsanların çoğu, eğitimin anlamı, amacı ve fonksiyonunun bilgiyi aktarmak olduğunu düşünüyor. Bu bilgi, kişinin ailesini, kabilesini, toplumunu, ülkesini ve dünyayı içeriyor. Oysa eğitimin bilgiyle çok az ilgisi var. Peki neyle ilgisi var?

Bilinçle...

Bunun farkı ne? Bilinç, uygulanmış bilgidir. Yani çocuklarımıza bilinç kazandırmalıyız. Bilgi adına bilinçten vazgeçmemeliyiz, bu, eğitimi öldürür. Çocuklarımıza nasıl düşünmelerini değil, ne düşünmelerini öğretiyoruz. Onlara bilgi verdiğimizde yaptığımız bu. Çocuklarımıza bilinç kazandırmak için, doğrunun, bilmeleri gereken şeyin ne olduğunu değil, kendi gerçeklerine nasıl ulaşabileceklerinin yolunu göstermeliyiz. Ama bilgi olmaksızın bilinç olmaz değil mi? Evet. Bu yüzden bazı bilgiler nesilden nesile aktarılmalı ama bilgiyi en aza indirerek. Ne kadar az olursa o kadar iyidir. Bırakalım çocuklarımız kendileri keşfetsinler. Bilgi kaybolmaya mahkumdur. Bilinç ise asla unutulmaz.

Okullarımız önem sırasını gözden geçirsin. Şu anda bilgiye yoğun olarak odaklanan bir sistemimiz var. Çözüm üretmeye, eleştirel düşünceye ve mantığa ağırlık veren deneyimsel eğitim okulları, çoğu anne babanın tepkisini çekiyor. Çünkü kendi hayat stillerini korumaya çalışıyorlar. Çünkü kendi düşüncelerini irdelemeye izin verilen öğrenciler büyük olasılıkla kendi ebeveynlerinin ahlaki standartlarına ve yaşam biçimlerine de karşı çıkacaktır.

Kendi yaşam biçimlerimizi korumak için çocuklarımızın yeteneklerine değil, anılara dayanan bir eğitim sistemini benimsedik. Çocuklar, her toplumun kendisi hakkında yarattığı mitlerle yetiştiriliyor. Çocuklara kendi yeteneklerini ve düşüncelerini geliştirme imkanı tanınmıyor.

Çocukların toplumsal anılara değil, yeteneklerini geliştirmeye yönelik programlara ihtiyaçları var. Bu, çocukların ne öğrenmesi gerektiğini "en iyi" bilen yetkililer tarafından baltalanıyor. Ve çocuklarımızı cehalete doğru yönlendiriyoruz. Herhangi bir tarih kitabını açın ve okuyun. Tarihlerimiz, gelecek nesillerin dünyayı kendi bakış açılarından görmelerini isteyen kişiler tarafından yazılmış. Örneğin Amerika'da çocuklara iki Japon şehrine attıkları bombalarla binlerce kişiyi öldürdükleri ve yaraladıkları savaşla ilgili tüm gerçekler anlatılmıyor. Hiroşima'ya atom bombası atmak gerçekten gerekli miydi? Gerçeklerin söylenenlerden farklı olduğunu savunan Amerikan tarihçileri ne söylüyor? Japon İmparatorluğu'nun Amerika ile savaşı bitirmek istediklerini bomba atılmadan önce özel bir toplantıda dile getirdiklerinden niçin bahsedilmiyor? Pearl Harbor dehşetinin intikam arzusu, bomba kararının verilmesinde ne kadar rol oynadı?...

Bu her yerde böyle. Ülkelerin isimlerini değiştirsen de, savaşların isimlerini değiştirsen de aynı. Çocuklar tarih değil, politika öğreniyor. Gençlerin farklı düşünmelerini istemiyoruz. Ve onları kendi hatalarımızı tekrarlamaya mahkum ediyoruz.

Eleştirel düşüncenin, problem çözümünün öğretildiği yaşama sanatının ve yaşamak için gerekli yeteneklerin kazandırıldığı, ezberlemeye dayanan eğitim yerine geçmişteki "haklı" davranışlar bile gözden geçirilerek, hiç bir şeyin yüzeysel olarak ele alınmadığı bir sistemin oluşturulması dileğiyle...

Sevgilerimle, Serap

 
Toplam blog
: 21
: 1440
Kayıt tarihi
: 06.02.07
 
 

1967 doğumluyum. 24 yaşında bir kızım var. Ailem ve dostlarım, vazgeçilmezlerim, olmazsa olmazlar..